Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/1/2014 tarihinde İzmir Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı 27/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 17/7/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, beş kişi ile birlikte suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma ve sağlama suçlarıyla ilgili olarak 15/3/2010 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu (4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesiyle görevli) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 19/3/2010 tarihli ve 2010/19 Sorgu sayılı kararıyla"...üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren bulguların varlığı, delillerin karartılması şüphesi, kaçma şüphesi ve suçun CMK.100/3 fıkrada sayılan suçlardan olması" gerekçesiyle tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında (CMK maddeyle görevli) İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 28/5/2010 tarihli iddianamesiyle (CMK maddeyle görevli) İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede; başvurucu ile birlikte on üç kişi hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma ve sağlama suçlarını işledikleri iddia edilmiştir. Buna ilişkin deliller olarak ise iletişimin tespit tutanakları, arama ve el koyma tutanakları, ekspertiz raporları, şüpheli ifadeleri ve emanet kayıtları gösterilmiştir. Davaya bakan İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 30/9/2010 tarihli ilk incelemede diğer sanıklarla birlikte başvurucunun "üzerlerine atılı suçların niteliği, kuvvetli suçşüphesini gösteren kanıt durumu ve mevcut kanıtlar ışığında,henüz kanıtlarıntam olarak toplanmamış olması ve kaçma şüphelerinin mevcudiyeti de gözetilerekCMK.nun maddesindeki tutuklama koşulları ortadan kalkmadığı..." gerekçesiyle tutukluğununun devamına ve tutukluluk incelemesinin 27/10/2010 ve 24/11/2010 tarihlerinde değerlendirilmesine karar vermiştir. Başvurucunun tahliye talebi, İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2013 tarihli duruşmasında " ...toplanan ve dosyadaki mevcut iletişim tespit tutanakları, el koyma, yakalama, arama tutanakları, ekspertiz raporları ve diğer delillerden anlaşıldığı üzere lehe bir değişme olmadığı gibi isnat olunan suçların niteliği, yasada öngörülen ceza miktarları ile suçların işlendiği hususunda mevcut delillere göre kuvvetli suç şüphe sebeplerinin ve bu kapsamda kaçma hususunda kuvvetli şüphenin/olguların bulunması (kaçma, adaletin işleyişine müdahale riski ile tekrar suç işlenmesinin önlenmesi) nedenleri ile adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla haklarındaki tutuklama koşullarının devam ettiği anlaşıldığından CMK’nın 100/(1), (2), (3-a), (4), 101/(2) maddeleri ile tutuklama tarihleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararları ile CMK’nın 102/(2), 104/(1), (2), 105/(1) ve 108 maddeleri de nazara alınarak" reddine ve tutukluluk durumunun 27/11/2013 ve 25/12/2013 tarihlerinde değerlendirilmesine karar verilmiştir. Başvurucu 24/12/2014 tarihinde tahliye talebinde bulunmuş; dilekçesinde tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklulukta makul sürenin aşıldığını, ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini belirtmiş ve tahliyesine karar verilmemesi durumunda dosyanın itiraz merciine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 25/12/2013 tarihinde dosya üzerinden yaptığı incelemede, başvurucunun 24/12/2013 tarihli tahliye talebini de dikkate alarak başvurucunun aynı gerekçelerle (bkz. § 11) tutukluluğunun devamına ve tahliye talebinin reddine itiraz yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Başvurucu bu kararı 7/1/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu16/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkındaki dava 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesiyle özel yetkili mahkemelerin görevlerinin son bulması üzerine Antalya Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş olup Mahkemenin E.2014/148 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Davanın görüldüğü Antalya Ağır Ceza Mahkemesi 17/3/2014 tarihinde yaptığı ilk incelemede başvurucu ile birlikte yedi kişi hakkında "atılı suçların niteliği, tutuklu kaldıkları süre ve delillerin büyük ölçüde toplanmış olması karşısında sanıkların delilleri karartma ve kaçma şüphelerinin bulunmadığı" gerekçesiyle tahliye kararı vermiştir. Antalya Ağır Ceza Mahkemesi 15/4/2015 tarihli kararında başvurucu ile birlikte aynı dava kapsamında yedi kişi hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarını işlediği sabit olmadığından CMK 223/2-e maddesi uyarınca" beraat kararı vermiştir. Mahkeme aynı kararla "...göz altı ve tutuklulukta geçirdikleri süreler için CMK 141 maddesi uyarınca tazminat isteme haklarının bulunduğunun bildirilmesine" de karar vermiştir. Karar başvurucunun müdafiinin huzurunda tefhim edilmiştir.Haklarında mahkûmiyet kararı verilen bir kısım sanıklar tarafından dava temyiz edilmiştir. Ancak başvurucu aleyhine bir temyiz talebi bulunmadığından hakkında verilen beraat kararı 24/4/2015 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucunun da yargılandığı dava temyiz aşamasında derdestir.B. İlgili Hukuk 26/9/2014 tarihli ve 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (2) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“...(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur. ..."Aynı Kanun'un maddesinin (1), (4) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11 md.) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin olması,b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. (7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekizyıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır...." 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),...(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:" (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.(2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir. ..." Aynı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."Aynı Kanun’un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanaklatespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. ..."