Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/7274 E. , 2024/7964 K. T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/7274 Karar No : 2024/7964 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Ürünleri İnşaat Kuyumculuk Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Dav…
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/7274 E. , 2024/7964 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/7274 Karar No : 2024/7964 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Ürünleri İnşaat Kuyumculuk Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirketin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinin dördüncü, beşinci, altıncı fıkraları kapsamında olduğunun tespit edildiğinden bahisle, 895.170,82-TL teminat verilmesi gerektiğine yönelik ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:... K:...sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin ... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporu dayanak alınmak suretiyle takdir komisyonu kararlarına dayanılarak re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı 2016/Şubat dönemi katma değer vergisi, 2016/Ocak-Mart dönemi geçici vergi ve 2016 yılı kurumlar vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davalardan 7326 sayılı Kanun kapsamında borçlarını yapılandırarak vazgeçtiği, bu sebeple de konusu kalmayan uyuşmazlıklar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinin görüldüğü, yapılandırma müessesesinde, mükellefler ile idarenin karşılıklı olarak bir kısım haklarından vazgeçerek uzlaşma sağlamaları yapılandırılan kamu alacaklarını tahsil aşamasına geçmesi söz konusu olmasına rağmen yapılandırma idari bir işlemin konusu olduğundan mükelleflerin işin esasına ilişkin haklı ya da haksız olduklarının tespiti ya da bu durumun kesinleşmesi anlamını taşımadığı, bu nedenle anılan vergi tekniği raporu dayanak alınmak suretiyle teminat istenilemeyeceği, ... tarih ve... sayılı vergi tekniği raporunda ise sahte belge düzenleme fiili nedeniyle elde edildiği belirtilen komisyon geliri ile ilgili olarak herhangi bir vergi tarhiyatı ve ceza kesilmesi gerektiğine dair öneride bulunulmadığının görüldüğü bu durumda, teminat istenmesine ilişkin koşullardan, sahte belge düzenleme fiilinin işlendiğinin vergi incelemesi neticesinde düzenlenen raporla tespit edilmiş olması şartının olayda gerçekleşmiş olmasına rağmen, kesinleşmiş bir vergi tarhiyatı ile kesilen ceza bulunmadığından 213 sayılı Kanun'un 153/A maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen şartların tamamının dava konusu olayda gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceği ve davacı şirketten teminat istenmesine ilişkin ... tarih ve E... sayılı işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile gerçek faaliyeti yanında düzenlediği bir kısım faturanın sahte olduğunun ortaya konulduğu, anılan raporda sahte faturaların davacı şirketin kanuni temsilcisinin aile bireylerine ait şirketlere düzenlendiği tespit edildiğinden komisyon geliri önerilmediği ancak davacı şirketin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında olduğu, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Anayasa Mahkemesinin 22/03/2023 tarih ve E:2022/108, K:2023/55 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 153/A maddesinin; üçüncü fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri ile dördüncü fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinin iptaline karar verildiğinden ve anılan hükümler kapsamında davacıdan teminat istenilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir: TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı şirketin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinin dördüncü, beşinci, altıncı fıkraları kapsamında olduğunun tespit edildiğinden bahisle, 895.170,82-TL teminat verilmesi gerektiğine yönelik ... tarih ve E... sayılı işlemin iptali istenilmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu, iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı, Anayasa Mahkemesinin, bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde, Anayasa Mahkemesinin, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceği, iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini, öncelikle görüşüp karara bağlayacağı, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmî Gazete'de hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı düzenlenmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na 28/3/2013 tarihli 6455 sayılı Kanunun 1. maddesi ile eklenen 153/A maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan birinci fıkrasında; başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi üzerine işi bırakmış addolunan ve mükellefiyet kayıtları vergi dairesince terkin edilenlerden, serbest meslek erbabının, şahıs işletmelerinde işletme sahibinin, adi ortaklıklarda ortaklardan her birinin, ticaret şirketlerinde; şirketin, kanuni temsilcilerinin, yönetim kurulu üyelerinin, şirket sermayesinin asgari % 10'una sahip olan gerçek veya tüzel kişilerin ya da bunların asgari % 10 ortağı olduğu veya yönetiminde bulundukları teşebbüslerin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlerin veya düzenlenen raporda fiillerin işlenmesinde bilfiil bulundukları tespit edilenlerin işe başlama bildiriminin alınması halinde, bunlar adına mükellefiyet tesis edilebilmesi için işe başlama bildiriminde bulunanların ve mükellefiyeti terkin edilenlerin tüm vergi borçlarının ödenmiş ve 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılan nev'iden 75.000 Türk Lirasından ve düzenlenmiş olan sahte belgelerde yer alan toplam tutarın % 10'undan az olmamak üzere teminat verilmiş olmasının şart olduğu, ikinci fıkrasında; birinci fıkrada sayılanların ortağı oldukları adi ortaklıkların, kanuni temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, şirket sermayesinin asgari %10'una sahip oldukları ticaret şirketlerinin veya idare ettikleri tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin işe başlama bildiriminde bulunması halinde de birinci fıkra hükmünün uygulanacağı, üçüncü fıkrasında, birinci fıkrada sayılanların, mükellefiyeti bulunan adi ortaklık, ticaret şirketleri ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin kanuni temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, idarecisi, asgari % 10 ortağı olması, bunları devralması, kısmen veya tamamen bunlara devrolunması halinde, keyfiyetin vergi dairesinin ıttılaına girdiği tarihten itibaren bir ay içinde birinci fıkrada yer alan şartların yerine getirilmesinin bu mükelleflerden yazılı olarak isteneceği, otuz günlük süre içinde şartların yerine getirilmemesi ve sayılan kişilerin statülerinin devam ettirilmesi halinde, istenilen teminat tutarının verilen sürenin son günü vade tarihi olarak kabul edilmek suretiyle mükellef adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirileceği, tahakkuk ettirilen teminat alacağının, gecikme zammı tatbik edilerek mükelleften, birinci fıkrada sayılan kişilerin teminat isteme tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş tüm vergi borçları ise mükellef müşterek ve müteselsil sorumlu olmak üzere, bu kişilerden 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsil edileceği, dördüncü fıkrasında; birinci fıkrada sayılanlar hariç olmak üzere, 359 uncu maddede yer alan sahte belge düzenleme fiilini işledikleri vergi incelemesine yetkili olanlarca mükellef hakkında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporla tespit edilenlerden bu durumları kesinleşenlerin, keyfiyetin vergi dairesinin ıttılaına girdiği tarihten itibaren bir ay içinde 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılan nev'iden 75.000 Türk Lirasından ve düzenlenmiş olan sahte belgelerde yer alan toplam tutarın %10'undan az olmamak üzere yazıyla otuz gün içinde teminat göstermesinin isteneceği, fiil tüzel kişilik veya tüzel kişiliği olmayan teşekkül bünyesinde işlenmişse teminatın bunlardan isteneceği, verilen sürede şartların yerine getirilmemesi halinde, istenilen teminat tutarının verilen sürenin son günü vade tarihi olarak kabul edilmek suretiyle mükellef adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirileceği, tahakkuk ettirilen teminat alacağının, mükelleften 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edileceği kurala bağlanmıştır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin 20/07/2023 tarih ve 32254 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/03/2023 tarih ve E:2022/108, K:2023/55 sayılı kararıyla; yukarıda yer alan düzenlemede teminat tutarının üst sınırına ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı dolayısıyla vergi dairesinin sahte belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u ilâ tamamı arasında herhangi bir oran üzerinden teminat istemesinin mümkün olduğu, vergi dairesine tanınan bu yetkinin kullanımı konusunda objektif bir ölçütün öngörülmediği, teminat isteme yetkisinin genel çerçevesinin çizilmediği, teminat tutarının ne kadar olacağına ilişkin temel esas ve ilkelere yönelik bir belirleme yapılmadığı, sahte belge düzenleme fiilini işlediği tespit edilen kişilerin tüzel kişilikler bünyesindeki statülerinin sona erdirilmesi için öngörülen otuz günlük sürenin söz konusu işlemlerin tamamlanabilmesi için makul ve yeterli bir süre olmadığı, bu sürenin dolmasından sonra anılan kişilerin statülerinin sona erdirilmesi halinde uhdesinde bulundukları tüzel kişiliklerin veya şahıs işletmelerinin teminat gösterme yükümlülüklerinin ne olacağı konusunda düzenleme bulunmadığı, bu otuz günlük süre içinde anılan kişilerin statülerinin sona erdirilmesine yönelik yasal girişimleri başlatmış olan ve bu durumu ispat ve tevsik eden mükelleflerden alınmış olan teminatın, bu yasal girişimler sonucunda statülerinin sona erdirilmesi şartıyla, maddenin yedinci fıkrasındaki süre ve şartlar aranmaksızın vergi dairesi tarafından mükelleflere iade edileceğine ilişkin yasal güvencelerin de öngörülmediği, mükelleften tahsil edilen teminatın vergi idaresinin uhdesinde kalması nedeniyle söz konusu teminat tutarının tasarrufundan yoksun kalınan sürede oluşan değer kaybı nedeniyle mükellefin uğramış olduğu maddi kaybın giderilmesini sağlamaya yönelik herhangi bir güvenceye yer verilmediği, gecikme zammının kamu alacaklarının zamanında ödenmemesinden dolayı Hazinenin uğradığı zararı karşılamak amacıyla uygulandığı gözönüne alındığında kurallarla anılan maddede öngörülen teminat tutarının ödenmemesi durumunda, vadesinde ödenmeyen teminat tutarının 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca gecikme zammı ile birlikte tahsil edilmesinin öngörülmesinin de mükelleflere aşırı bir külfet yüklediğinin anlaşıldığı, kurallara konu teminat miktarının ödenmemesi durumunda bunun teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilmesinin ve tahakkuk ettirilen teminat alacağının 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsil edilmesinin mümkün kılındığı anlaşılmakta ise de bu durumun mükelleflere aşırı bir külfet yüklememesi için gerekli ve yeterli güvencelere yer verilmediği, bu çerçevede kurallarla ulaşılmak istenen amaca ilişkin kamu yararı ile mülkiyet hakkına yönelik kişisel yarar arasında bulunması gereken makul dengenin gözetilmediğinin anlaşıldığı, bu itibarla kuralların mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği gerekçesiyle; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na 28/3/2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 153/A maddesinin; üçüncü fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri ile dördüncü fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinin iptaline ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında, 02/08/2024 tarih ve 32620 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7524 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile yapılan değişiklikler sonucu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddenin birinci fıkrasında; başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi üzerine işi bırakmış addolunan ve mükellefiyet kayıtları vergi dairesince terkin edilenlerden, serbest meslek erbabının, şahıs işletmelerinde işletme sahibinin, adi ortaklıklarda ortaklardan her birinin, ticaret şirketlerinde; şirketin, kanuni temsilcilerinin, yönetim kurulu üyelerinin, şirket sermayesinin asgari % 10’una sahip olan gerçek veya tüzel kişilerin ya da bunların asgari % 10 ortağı olduğu veya yönetiminde bulundukları teşebbüslerin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlerin veya düzenlenen raporda fiillerin işlenmesinde bilfiil bulundukları tespit edilenlerin işe başlama bildiriminin alınması halinde, bunlar adına mükellefiyet tesis edilebilmesi için işe başlama bildiriminde bulunanların ve mükellefiyeti terkin edilenlerin tüm vergi borçlarının ödenmiş ve 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılan nev’iden 75.000 (990.000) Türk Lirasından az ve 10 milyon (14.000.000) Türk lirasından fazla olmamak üzere düzenlenmiş olan sahte belgelerde yer alan toplam tutarın % 10’u tutarında teminat verilmiş olmasının şart olduğu, ikinci fıkrasında; birinci fıkrada sayılanların ortağı oldukları adi ortaklıkların, kanuni temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, şirket sermayesinin asgari % 10’una sahip oldukları ticaret şirketlerinin veya idare ettikleri tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin işe başlama bildiriminde bulunması halinde de birinci fıkra hükmünün uygulanacağı, üçüncü fıkrasında; birinci fıkrada sayılanların, mükellefiyeti bulunan adi ortaklık, ticaret şirketleri ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin kanuni temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, idarecisi, asgari % 10 ortağı olması, bunları devralması, kısmen veya tamamen bunlara devrolunması halinde, keyfiyetin vergi dairesinin ıttılaına girmesini müteakiben birinci fıkrada yer alan şartların altmış gün içerisinde yerine getirilmesi veya aynı süre içerisinde sayılan kişilerin statülerinin sonlandırılması koşullarından birinin sağlanmasının bu mükelleflerden yazılı olarak isteneceği, altmış günlük süre içinde, şartların yerine getirilmemesi ve sayılan kişilerin statülerinin devam ettirilmesi halinde, birinci fıkrada sayılan kişilerin teminat isteme tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş tüm vergi borçlarının, mükellef müşterek ve müteselsil sorumlu olmak üzere, bu kişilerden 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsil edileceği, ancak altmış günlük süre içerisinde mezkûr kişilerin statülerinin sona erdirilmesine yönelik yasal girişimleri başlatmış olan ve bu durumu muteber vesikalar ile ispat ve tevsik eden mükelleflerin, bu yasal girişimler sonucunda birinci fıkra kapsamındaki kişilerin statülerinin sona erdirilmesi şartıyla, söz konusu borçların takip ve tahsilinde müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmayacağı, mezkûr kişilerin statülerinin altmış günlük süreden sonra sona erdirilmesi durumunda, alınmış teminatın mükellefin talebi üzerine, maddenin yedinci fıkrasındaki süre ve şartlar aranmaksızın, başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla mükellefe iade olunacağı, dördüncü fıkrasında; birinci fıkrada sayılanlar hariç olmak üzere, 359 uncu maddede yer alan sahte belge düzenleme fiilini işledikleri vergi incelemesine yetkili olanlarca mükellef hakkında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporla tespit edilenlerden bu durumları kesinleşenlerin, keyfiyetin vergi dairesinin ıttılaına girmesini müteakiben yazıyla 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılan nev’iden 75.000 (440.000) Türk Lirasından az ve 10 milyon Türk lirasından fazla olmamak üzere düzenlenmiş olan sahte belgelerde yer alan toplam tutarın % 10’u tutarında, altmış gün içinde teminat göstermesinin isteneceği, fiil tüzel kişilik veya tüzel kişiliği olmayan teşekkül bünyesinde işlenmişse teminatın bunlardan isteneceği düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden; her ne kadar Vergi Mahkemesi kararında, davacı şirketin,... tarih ve ... sayılı vergi tekniği done alınmak suretiyle takdir komisyonu kararına dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatlara karşı açılan davalardan, 7326 sayılı Kanun kapsamında vergi borçlarının yapılandırılması sonucu vazgeçtiğinin görüldüğü ve söz konusu tarhiyatların kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesine yer verilmiş ise de; anılan vergi tekniği raporunun sonuç kısmında, davacı şirketin 2016/Şubat döneminde düzenlemiş olduğu katma değer vergisi dahil toplam 237.531,64 TL'lik beş adet faturanın sahte olduğunun belirtildiği, davacı şirketin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinin dördüncü, beşinci, altıncı fıkrası kapsamında olduğunun tespit edildiğinden bahisle teminat istenilmesine ilişkin dava konusu ... tarih ve ... sayılı işlemin ise, ... tarih ve... sayılı vergi tekniği raporundan sonraki tarihli... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporunda davacı şirket tarafından 2016 yılında sahte olarak düzenlendiği belirtilen katma değer vergisi dahil toplam 8.951.708,20-TL'lik faturalara ilişkin olduğu ve bu tutarın %10'na isabet eden 895.170,82-TL tutarında teminat istenildiği anlaşıldığından uyuşmazlığın davacı şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporu kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Yukarıda yer verilen Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen, iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı; özellikle bir davaya bakmakta olan mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi hâlde Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenmiş olan "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" (itiraz) yolunun hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz kalacağı yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim Anayasa'nın, itiraz yoluna başvurulan kanun hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararının beş ay içinde gelmemesi hâlinde mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağına işaret edilen 152. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kural da Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, bakılmakta olan davalarda uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanunun uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak veya menfaatlerini ihlâl eden kuralın, daha önce yapılan başvuru sonucunda (iptal davası veya itiraz yoluyla) Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması hâlinde, iptal hükmünün hukukî sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır. Aksi hâlde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin yukarıda belirtilen amaçla ayrıca belirlenmesi hâlinde, iptal edilen yasa başvuracakların iptal kararının hukukî sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hâle getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki bu durumun Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine açıkça aykırılık teşkil edecektir. Söz konusu açıklamaların neticesinde; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun olay tarihinde yürürlükte olan 153/A maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri ile dördüncü fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş olduğundan; maddenin üçüncü fıkrası kapsamında istenilen teminat tutarının tahakkuk ettirilmesi ve 6183 sayılı Kanun uyarınca takip edilmesi yine üçüncü fıkra uyarınca teminat istenen kişilerden birinci fıkrada sayılan kişilerin teminat isteme tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş tüm vergi borçlarının müşterek ve müteselsil sorumlu olmak üzere 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsil edilmesi ile dördüncü fıkra kapsamında istenilen teminat tutarının tahakkuk ettirilmesi ve 6183 sayılı Kanun uyarınca takip edilmesi işlemlerinin, tesis edildikleri andaki duruma göre hukuka uygun olsalar da kararın yayınlanmasından sonra oluşan yeni hukuki duruma göre hukuka aykırı hale geleceklerinde duraksama yoktur Öte yandan her ne kadar Anayasa Mahkemesi'nce 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinde yer alan teminat istenilmesine ilişkin hükümlerin iptal edilmediği görülmekte ise de kararın gerekçesinde; teminat tutarının üst sınırına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı, vergi dairesine tanınan yetki kullanımı konusunda objektif bir ölçütün öngörülmediği, sahte belge düzenleme fiilini işlediği tespit edilen kişilerin tüzel kişilikler bünyesindeki statülerinin otuz günlük sürenin bitiminden sonra sona ermesi hâlinde uhdesinde bulundukları tüzel kişiliklerin veya şahıs işletmelerinin teminat gösterme yükümlülüklerinin ne olacağı konusunda yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, sahte belge düzenleme fiilini işlediği tespit edilen kişilerin tüzel kişilikler bünyesindeki statülerinin sona erdirilmesi için öngörülen otuz günlük sürenin söz konusu işlemlerin tamamlanabilmesi için makul ve yeterli bir süre olmadığı, alınmış olan teminatın, bu yasal girişimler sonucunda statülerinin sona erdirilmesi şartıyla, maddenin yedinci fıkrasındaki süre ve şartlar aranmaksızın vergi dairesi tarafından mükelleflere iade edileceğine ilişkin yasal güvencelerin de öngörülmediği, mükelleften tahsil edilen teminatın vergi idaresinin uhdesinde kalması nedeniyle söz konusu teminat tutarının tasarrufundan yoksun kalınan sürede oluşan değer kaybı nedeniyle mükellefin uğramış olduğu maddi kaybın giderilmesini sağlamaya yönelik herhangi bir güvenceye yer verilmediği, vadesinde ödenmeyen teminat tutarının 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca gecikme zammı ile birlikte tahsil edilmesinin öngörülmesinin mükelleflere aşırı bir külfet yüklediğinin anlaşıldığı belirtildiğinden, iptal kararından önceki koşullarda teminat istenilmesinin kararın gerekçesinde belirtilen ve Anayasaya aykırı bulunan sonuçlara sebebiyet vereceği açıktır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinde yer alan teminat istenilmesine ilişkin hükümler, anılan kararın gerekçesinde belirtilen hukuka aykırılıklar dikkate alınarak, 02/08/2024 tarih ve 32620 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7524 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile yeniden düzenlenmiştir Bu durumda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153/A maddesinin 7524 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile değişmeden önceki şeklinde yürürlükte olan ve Anayasa Mahkemesi'nce Anayasaya aykırılığı tespit edilmiş bulunan koşullarla davacıdan teminat istenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı görülmediğinden, davayı yukarıda yazılı gerekçeyle kabul edip dava konusu işlemin iptaline karar veren Vergi Mahkemesi kararına karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalının temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.