14. Hukuk Dairesi 2020/1133 E. , 2020/3468 K. "" 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12/05/2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil mümkün olmazsa alacak talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23/02/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içer…
**14. Hukuk Dairesi 2020/1133 E. , 2020/3468 K.** **"İçtihat Metni"** 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12/05/2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil mümkün olmazsa alacak talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23/02/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil mümkün olmadığı takdirde alacak isteğine ilişkindir. Davacı, davalı ...’ın kardeşinin eşi olduğunu, 3020 parsel sayılı taşınmaza 2004 yılında bir ev inşaa etttiğini ve 10 yıldır burada ikamet ettiğini, davalı ...’ın söz konusu bu taşınmazı davalı ...’a sattığını, iyiniyetli olduğunu ileri sürerek dava konusu 3020 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescili mümkün olmaması halinde evin inşaası için yaptığı harcamaların bedelinin davalı ...’tan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., dava konusu taşınmaza kendi adına davacının bir ev inşaa etmesi için ... Noterliği’nin 30.12.2004 tarihli 2787 yevmiye numaralı vekaletname ile vekalet verdiğini, evin inşaası için gereken bedeli kendisinin karşıladığından davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 684 ve 718. maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın bütünleyici parçası (mütemmim cüzü) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir. Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve bütünleyici parçası (mütemmim cüzü) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiası ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;