Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibi neticesinde ödeme emri tebliğ edilmesi üzerine, davalı borçlu vekilince borca ve yetkiye itiraz edildiğini, davalı şirketin ... Ticaret Odası kayıtlarına göre adresinin, ... ili, ... ilçesinde olduğunu, yetkili icra dairesi ve mahkemenin ... İcra Daireleri ve Mahkemeleri olduğunu, borçlu yanca da itiraz dilekçesinde yetkili yerin belirtilmediğini, itiraz dilekçesinde
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin; davalı ... ve babası ..., akrabası ... ve ... ile birlikte davalı şirketi kurduklarını, şirket su altı sporları faaliyetleri amacıyla tekneyi ve tüm dalış sporları için bulunması gereken her türlü donanım ve malzemeyi satın aldıklarını, süreç içerisinde ortaklardan ... ve ...'ın hisselerini ...'a devrettiğini, çoğunluk hisse ile kararlar alarak şirket müdürü olarak sadece davalı ... seçildiğini, daha sonra ...'ın da hissesini oğluna devrederek davalı ...'ın %75 oranda hisse ile hakim ortak olmasının sağlandığını, müvekkilinin, davalı şahsın şirket gelirlerini bilinçli ve kötü amaçlı olarak şirketten ve dolayısı ile kendinden kaçırdığını öğrendiğini, bu durum üzerine şirketten bilgi almak istediğini ancak bu hakkın engellendiğini, davalının babası ve şirketin malimüşaviri ... hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, olaylar gelişirken şirkete ait tüm malvarlığın davalı şahıs tarafından elden çıkarıldığını öğrendiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davalı ...'ın şirket müdürlüğünden azline, şirkete kayyım atanmasına, şirketin tüm defterlerinin ve belgelerinin örneklerinin taraflarına verilmesi için izin verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, olayların gerçekleşme şeklinin dava dilekçesinde anlatıldığı gibi olmadığını, hisse devir işleminin 20/03/2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında oybirliği ile kabul edildiğini, aynı genel kurulda müvekkili şahsın şirket müdürü olarak oybirliği ile atandığını ve davacının herhangi bir karşı oyu ve şerhi bulunmadığını, şirketin borç yükü altında olduğunu ve borcundan dolayı satışların gerçekleştirildiğini, sezonun iyi geçmemesinden dolayı şirketin zarar ettiğini, şirketin ticari faaliyetine devam edebilmesi için satış dahil olmak üzere tüm işlere karar vermek ve uygulamak şirket yönetiminin hakkı olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece Mahkemesi 19/04/2018 tarih ve 2015/1073 Esas - 2018/380 Karar sayılı kararında; "...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu, getirtilip-sunulan belgeler, tanık beyanları ve toplanıp değerlendirilen tüm delillere göre; davalı şirketin 27/05/2016 tarihi itibariyle tasfiyeye girdiği, bu tarih itibariyle şirketin öz sermayesinin -163.134,10 TL olduğu, bu haliyle davalı şirketin borca batık olduğu; davacının, şirket defter ve kayıtlarını davalıdan istediği ancak, davalının bu isteği yerine getirmediği, dolayısıyla ortağın bilgi alma ve inceleme hakkını engellediği, davacı ortağa kar payı vermemek için şirketin zarar ettirildiği, gelen müşteriler için kayıtların usulünce tutulmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle şirketin iyi yönetilmediği, dolayısı ile TTK nın 630. Maddesinde öngörülen şirket müdürünün azli için haklı nedenlerin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Diğer yandan, bu hususlarda iddianın kanıt yükü davacıda olduğundan ve iddialar kanıtlandığından, davalı tanıklarının dinlenilmesi de sonuca etkili olmayacağından, davalı tanıklarının dinlenilmesine gerek görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile; Davanın KABULÜNE, 1-Davalı şirket müdürü ...'ın şirketin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılarak davalı şirkete yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kullandırılması için mali müşavir ...'nun kayyım olarak atanmasına, 2-Davalı şirketin tasfiye sürecine girdiği dikkate alınarak tasfiyenin 1 yıllık süre içerisinde tamamlanmasına ve atanan kayyımın görevinin bu süreyle sınırlı tutulmasına, karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararını tanık beyan ve raporlara dayandırdığını ifade etmiş olsa da müvekkili tarafından mahkemenin değerlendirmesine sunulan tanıklar duruşma sırasında dinlenmediğini, söz konusu durum hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1 hükmüne hem de Anayasa’mızın 36. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, Adil yargılanma hakkı davalı taraf için kendini savunma hakkı ile karşısına çıktığını, nitekim AİHM’in geliştirdiği içtihatlarla Sözleşmede geçen “medeni hak ve yükümlülükler” ifadesi genişletildiğini bunun sonucu olarak da taraflar iddia ettikleri veya savundukları hususların hukuka aykırı olmamak koşuluyla mahkeme önünde tartışılmasını sağlayabildiklerini, Somut olayda ise mahkemeye davalı müvekkili tarafında sunulan tanıkların beyanları alınmadığını, iddiasını ispatlama imkanı verilen davacının iddialarına karşı müvekkiline savunma hakkının sağlanamadığını, İleri sürerek, istinaf başvurusunun kabulü ile, yapılacak istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın tamamen reddi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.