Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/10/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından başvurunun incelenmek üzere Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları ve soruşturma mercileri -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsünden sonra FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmalarına yönelik olarak da soruşturmalar yapılmış ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Bu kapsamda başvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda şüpheli hakkında Kimse Yok Mu Derneğinin faaliyetleriyle ilgili olarak soruşturma başlatılmıştır. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) yürütülen bu soruşturma kapsamında başvurucu silahlı terör örgütü üyeliği suçundan tutuklanması istemiyle 7/10/2016 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Hâkimlik 7/10/2016 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Şüphelilerin atılı suçları işlediğine dair Kimse Yok Mu derneğinin FETÖ/PDY terör örgütüne kaynak sağlamak amacıyla kurulduğuna dair ve suça konu derneğin vatandaşların dini duygularını sömürmek suretiyle toplanan paraları özellikle yurtdışı iş avansları adı altında şüphelilerin banka hesaplarına gönderildiğine ve bu paraların buradaki ülkelerde teslim edilmiş ve harcanmış gibi gösterildiğine, iş avanslarının henüz havale edilmeden hesaptan nakit olarak çekilmeden veya fiilen yurtdışına çıkmadan yurtdışında teslim edilmiş ve harcanmış gösterildiğine, söz konusu iş avanslarının işlendiğinin muhasebe hesaplarına yansıtılmadığına dair ve bu suretle söz konusu paranın terör örgütü lideri Fetullah Gülen'in ABD ülkesinden iadesini engellemek ve terör örgütünün farklı yasa dışı amaçlarını gerçekleşmesi amacıyla kullanılmış olduğuna dair somut kuvvetli suç şüphesi bulunduğunu gösteren dellilerin bulunması, (derneğe ilişkin hesap hareketlerinin bulunduğu banka hareketleri, söz konusu dernek hakkında düzenlenen müfettiş raporları, MASAK raporu, bazı şüphelilerin kısmi ikrara dayalı beyanları, dijital veri incelemeleri, EFT bilgileri, video görüntüleri) kanunda ön görülen ceza miktarı, suçun CMK 100/3 maddesinde yazılı suçlardan olması, yüklenen suçun niteliği ve söz konusu terör örgütü ve yönetici ve üye kadrosunun yurtdışına kaçmaları göz önüne alındığında, kaçacakları şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, dosya kapsamında firar konumunda olan şüphelilerin bulunduğu, delillerin henüz tam olarak toplanmadığı, atılı suçların katolog suçlardan olduğu, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı kanaatine varıldığından, CMK. nun 100 ve devam eden maddeleri gereğince şüphelilerin ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]" İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27/6/2018 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede Kimse Yok Mu Derneği ile ilgili olarak bu Dernek adına toplanan paraların bir kısmının Dernek yönetici ve çalışanlarına imzalı belgeler karşılığında teslim edildiği ve Dernek kayıtlarına gider olarak yazıldığı, şahıslara verilen söz konusu paraların bu şahıslar tarafından şahsi işlerde kullanıldığı, dolayısıyla paraların başka alanlarda kullanılmak suretiyle dernek amacı dışında hareket edildiği, ayrıca söz konusu paraların büyük bir kısmının yurt dışına götürüldüğü ve buralarda -özellikle Afrika ülkelerinde- özel okul, yurt, hastane gibi yapıların inşa edildiği ya da daha önce inşa edilmiş binaların tamirat, tadilat ve tefrişat işlerinde kullanıldığı, yardım olarak toplanan paraların örgüte hizmet eden kuruluşlara ve dolayısıyla örgüte aktarıldığı yönünde tespitlerde bulunulmuştur. İddianamede; anılan suçlamaya ilişkin olarak başvurucunun Kimse Yok Mu Derneğinde 22/11/2014 tarihinden Derneğin kapatıldığı 2016 yılına kadar Yönetim Kurulu yedek üyeliği görevini yaptığı ve ayrıca FETÖ/PDY'nin tepe yöneticileri A.Ç., A.K., A.Y., İ., H.T., N.İ., S.B., T., S.U. ile çok sayıda HTS kaydının bulunduğu belirtilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 17/7/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/152 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 8/8/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Bu duruşmada ayrıca başvurucu ve bir kısım sanık yönünden dosyanın tefrikine ve Mahkemenin E.2018/180 numarasına kaydedilmesine, yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvurucunun tutukluluğun devamı kararına yaptığı itiraz İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar 19/10/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkeme 1/11/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Abdurrahim Özkan, B. No: 2017/25586, 18/4/2018, §§ 19-