T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1578 KARAR NO: 2026/481 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 06/05/2025 NUMARASI: 2024/774 Esas - 2025/388 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1578 KARAR NO: 2026/481 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 06/05/2025 NUMARASI: 2024/774 Esas - 2025/388 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili verdiği dava dilekçesinde özetle; 10.10.2008 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında çocukları ...'ın öldüğünü, kazaya karışan ... plakalı aracın sigortasının bulunmadığını, ölen çocuklarının kendilerinin destekleri olduğunu, bu nedenle davalı ... tazminat ödemesi için başvuruda bulunduklarını, başvurunun 11.05.2017 tarihinde reddedildiğini belirterek davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını açıklayarak her bir davacı 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacıların daha önce İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/474 Esas ve 2017/203 Karar sayılı dosyasında dava açtıklarını bu nedenle de derdestlik itirazında bulunduklarını belirtmiştir. Ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını belirterek zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Davanın esasına ilişkin olarak da kazanın meydana geldiği yerin kara yolu olmaması nedeniyle tazminat sorumluluklarının olmadığını, tazminattan tazminat limitlerine göre sorumlu olduklarını belirtmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; Davacı... yönünden 80.259,84-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve davacı ... yönünden 44.740,16-TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 125.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tarihi 10.10.2008 olup davanın 26.05.2017 tarihinde açıldığını, tek taraflı bir trafik kazası olup müteveffa araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/17-224 E. 2020/982 K. Uyarınca sürücünün kendi kusuruyla ölümü durumunda trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun söz konusu olduğunu ve dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, müteveffa ...'ın %100 kusuru olduğu yönündeki tespitler gözetildiğinde ... sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davacılar murisinin olay tarihinde 12 yaşında olması nedeniyle gözetim ve bakım yükümlülüğü bulunan anne ve babası olan davacı ebeveynlerin tümüyle tazminata hak kazanmasının kabul edilemeyeceğini, müteveffa sürücünün ehliyetsiz olması yanında, kaza esnasında aldığı kafa ve yüz travmaları sebebiyle vefat ettiği gözetildiğinde, emniyet kemeri ve başkaca koruyucu tertibatı olmadığından kendisine müterafik kusur izafe edilmesi gerektiğini, dosyaya kazandırılan raporlara karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, aktüer hesaplama yapılırken anne için yetiştirme gideri hesaplanmadığı gibi destek payları hatalı belirlenmiş, teknik faiz indirimi uygulanmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 28/11/2024 tarihli, 2024/2017 Esas ve 2024/2047 Karar sayılı ilamı ile; "...... Somut olayda kaza 10/10/2008 tarihinde meydana gelmiştir. Yeni genel şartlar 01.06.2015 tarihinde, Karayolları Trafik Kanununun 92. maddesinde değişiklik yapan yasa ise 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut uyuşmazlıkta uygulanması olanaklı değildir. Bu halde yukarıya aktarılan Yargıtay kararları gereğince davacının, mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulunduğu, bu nedenle murisin kusurunun, davacıya yansıtılamayacaktır. Mahkemece 2918 sayılı KTK ve ... Yönetmeliği'ne göre, davalı sigorta şirketinin, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğu, destekten yoksunluk zararını, davalı taraftan talep edebileceği gözönüne alınarak değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile poliçe tarihinde yürürlükte olmayan yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur...." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Daire kararlarımız ile zamanaşımı ve desteğin %100 kusuru nedenine dayanan istinaf talepleri yönünden esastan değerlendirme yapılarak karar verildiği nedenle aynı yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun desteğin kaza tarihindeki yaşı, 18 yaşından sonra ailesine destek olacağı farz edilerek geliri asgari ücret esas alınarak, Yargıtay 4. Hukuk içtihatlarına uygun olarak pay hesabı yapılarak, annenin çalışmaması nedeni ile yetiştirme giderlerinin babadan mahsup edilerek, TRH 2010 yaşam tablosuna göre düzenlenerek prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplandığı anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı desteğinin yeterli ehliyet sahibi olmadığı halde traktör kullandığı anlaşılıyor ise de yetersiz ehliyet ile araç kullanma idari para cezasını gerektiren sürüş kusuru olup zararın artmasına yol açan müterafik kusur olarak nitelenemeyeceğinden, traktörde emniyet kemeri takılması zorunlu olmadığından müterafik kusura değinen istinaf talepleri de yerinde değildir. Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 8.538,75 TL harçtan peşin alınan 2.134,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.404,05 TL harcın davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2026