Başvuru, mahkeme kararının uygulanmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mahkeme kararının uygulanmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/10/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Aydın'ın Bozdoğan ilçesindeki Kemer Barajı'nda su ürünleri yetiştiriciliği yapmaktadır. Başvurucu tarafından, anılan Barajın balıkçılık faaliyeti yapılmayan kısmında alabalık üretim tesisi kurulmak suretiyle kapasite arttırılması talebiyle Aydın Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne (Müdürlük) başvuruda bulunulmuştur. Başvurucunun talebi, su ürünleri yetiştiriciliği için ayrılan %3'lük kısmın tamamının projeli yetiştiricilik amacıyla kiralamasının yapıldığı gerekçesiyle 9/8/2011 tarihli işlemle reddedilmiştir. Başvurucu tarafından, talebinin reddine ilişkin işlem ile tahsis talebinde bulunduğu sahada üçüncü kişiye yönelik yapılan tahsisin iptali istemiyle 28/9/2011 tarihinde Aydın Valiliğine (İdare) karşı Aydın İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Mahkeme 26/9/2012 tarihli kararıyla davanın başvurucunun talebinin reddine yönelik Müdürlük işlemine ilişkin kısmının reddine, üçüncü kişiye verilen tahsis kararına ilişkin kısmının ise incelenmeksizin reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; üreticilere Kemer Barajı yüzeyinde su ürünleri yetiştiriciliği için verilecek iznin üst sınırının barajın minimum su kotunun yüzey alanının %3'ünü geçemeyeceği, %3'ün tamamına izin verilmesi zorunluluğunun da bulunmadığı ve bu husus uyarınca başvurucunun talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davanın üçüncü kişiye verilen tahsis kararının iptali istemine ilişkin kısmı yönünden ise İdarenin savunma dilekçesinde ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün başvurucuya hitaben göndermiş olduğu 14/10/2011 tarihli yazıda Kemer Baraj Gölü'nde 2011 yılı itibarıyla herhangi bir şahsa yer tahsis edilmediğinin bildirildiği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun başvuru tarihinden sonra ve dava açma tarihi itibarıyla anılan baraj gölünde üçüncü bir şahıs adına herhangi bir tahsis kararı bulunmadığından davanın bu kısmının incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen Mahkeme kararı Danıştay Onuncu Dairesinin (Daire) 12/12/2013 tarihli kararı ile bozulmuştur. Kararın gerekçesinde davalı İdarece, su ve su üretim yerleri projeye dayalı olarak kiraya verilirken ilgili mevzuatta belirtilen amaca en uygun projenin seçilmesi için tercih kriterlerinin belirlenmesi ve su kaynağını kullanan köy ve köylülerin de bu sürece katılmasına imkân sağlanarak projeler arasında ihale yapmak suretiyle yarışma imkânı tanınması gerektiği vurgulanmıştır. Bu durumda davalı İdarece, başvurucunun talebinin 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu doğrultusunda değerlendirilip işlem yapılması gerekirken istemin reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ifade edilmiştir. Üçüncü kişiye yapılan tahsis işleminin iptali talebi yönünden ise davalı İdarece, adı geçen şirketin başvurusunun ilk başvuru kabul edilerek değerlendirmeye alındığının belirtildiği, başvurucunun üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi hâlinde dahi anılan şirkete ön izin verileceği, bu durumun diğer katılımcıları hak kaybına uğratacağı belirtilmiş ve bu nedenle söz konusu işlemin kesin ve yürütülebilir işlem olduğunun açık olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, davalı İdarece sadece başvuru önceliği gözönünde bulundurularak diğer katılımcıların bilgilendirilmesi suretiyle bu sürece katılmalarına imkân tanınmadan, ortaya çıkabilecek projeler arasında 2886 sayılı Kanun'da yer verilen ihale ve benzeri usullerle yarışma ortamı sağlanmadan adı geçen şirkete öncelik tanınması suretiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlılık bulunmadığı da belirtilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak 24/9/2014 tarihinde aynı gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. İdarenin temyiz istemi Dairenin 27/5/2019 tarihli kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Bir üyenin karşıoy gerekçesinde, kanun koyucu tarafından 22/3/1971 tarihli ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'ndaki hükümlere göre daha özel bir düzenleme öngörülerek su ürünleri istihsali hakkının kiralanması için geçici olarak yeni bir sistem öngörüldüğü ve mevzuat hükümleri çerçevesinde tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı hususuna yer verilmiştir. Başvurucu tarafından 24/9/2019 tarihli dilekçe ile Müdürlüğe başvuruda bulunulmuş, Dairenin 27/5/2019 tarihli kararının lehine sonuçlandığı ve davayı kazandığından bahisle söz konusu kararın gereğinin yapılması istenilmiştir. Müdürlüğün 27/9/2019 tarihli cevabı yazısında, anılan Daire kararına karşı kararın düzeltilmesi başvurusu yapıldığı, nihai kararın beklendiği ve bu nedenle su ürünleri yetiştiriciliği talebinin Müdürlükçe değerlendirilmediği başvurucuya bildirilmiştir. İdare 27/9/2019 tarihli dilekçe ile Dairenin 27/5/2019 tarihli kararının düzeltilmesi isteminde bulunmuş, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan araştırma sonucunda yargılamanın kararın düzeltilmesi aşamasında derdest olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 8/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesi hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40). Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyet edilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34; Büker/Türkiye, B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet Kılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üst mercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecek kararların Sözleşme'nin maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altına alınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin ilk derece mahkemesi kararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olup olmadığına bakılmaksızın Sözleşme'nin maddesi sadece nihai ve bağlayıcı mahkeme kararlarının uygulanmasını korur. AİHM, özellikle de temyiz merciinin başvuranların taleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönünde bulundurarak iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bu karara uymamasını maddenin gerekliliklerine aykırı görmemektedir (Ouzounis ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99, 15/4/2002, § 21). AİHM'e göre herhangi bir mahkeme tarafından verilen bir kararın icrası, Sözleşme'nin maddesinin amaçları bağlamında davanın ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmelidir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Scordino / İtalya (No. 1) [BD], B. No. 36813/97, 29/3/2006, § 196). Kamu otoriteleri, nihai yargı kararına uymak için gerekli önlemleri almada başarısız olduğu takdirde 6/ maddenin hükümlerini tüm yararlı etkilerinden mahrum bırakmış olurlar (Burdov/Rusya, § 37). AİHM, sonuçları davacının medeni hakları üzerinde belirleyici olan idari uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalar bağlamında yukarıdaki prensiplerin daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etmektedir. Gerçekte davacı, devletin en üst idari mahkemesi önünde iptal başvurusunda bulunmak suretiyle yalnızca hakkında itirazda bulunulan kararın iptalini değil aynı zamanda ve her şeyden önce söz konusu kararın neticelerinin ortadan kaldırılmasını talep etmektedir. Dolayısıyla davacının etkili bir şekilde korunması ve hukuka uygunluğun yeniden sağlanması, idari makamların kararı icra etme yükümlülüğünün olmasını gerektirir (Hornsby/Yunanistan, § 41; Kyrtatos/Yunanistan, B. No: 41666/98, 22/5/2003, §§ 31, 32).