Başvuru, bir öldürme olayıyla ilgili olarak yapılan soruşturmanın faillerin bulunmasını sağlayacak düzeyde etkili olmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir öldürme olayıyla ilgili olarak yapılan soruşturmanın faillerin bulunmasını sağlayacak düzeyde etkili olmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/7/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun oğlu olan O. 31/1/2000 tarihinde, Ankara'nın Keçiören ilçesinde kendisine ait işyerinde ateşli silahla yaralanmış, tedavisi devam etmekteyken 5/2/2000 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı) başlatılan soruşturma kapsamındaki ölü muayene ve otopsi işlemleri sonucunda O.nin sağ göz çukurunda ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası, boyun solda ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası olduğu ve ölümünün ateşli silah mermi çekirdeğinin yaralanmasına bağlı kafatası kaide, boyun omuru kırıkları ile beyin kanaması ve omurilik harabiyeti sonucu meydana geldiği anlaşılmış; olay yerinde bir adet 9 mm çaplı mermi çekirdeği bulunduğu, olayın gerçekleştiği marketin boğuşma nedeniyle dağınık olduğu tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/8/2016 tarihinde, yapılan tüm araştırmalara rağmen faillerin tespit edilememesi nedeniyle zamanaşımı süresi dolana kadar olayın faillerinin daimî olarak aranmasına (daimî arama kararı) karar verilerek bu doğrultuda kolluğa üç ayda bir, başkaca bir yazışmaya gerek olmaksızın aramanın akıbeti konusunda bilgi verilmesi talimatı verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca bilgi sahibi olabilecek çok sayıda şahsın ifadesine başvurulmuş, başvurucu ile eşinin ailevi sorunlar nedeniyle şüphelendiklerini ifade ettikleri şahıslar şüpheli olarak soruşturmaya dâhil edilmiştir. 2/10/2017 tarihinde aralarında maktulün eşi, kayınpederi, kayınbiraderi ile bazı yakınlarının olduğu toplam dokuz şüpheli hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Başvurucu, tanık beyanları ve yaptırılan teşhis dikkate alınarak tespit edilecek şüpheliler hakkında kamu davası açılması gerektiği gerekçesiyle bu karara itiraz etmiş; itirazı Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/1/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Soruşturmanın daha sonraki aşamasında ilgili kolluk ile Cumhuriyet Başsavcılığı arasında anılan daimî arama kararı kapsamında yapılan yazışmaların dışında kayda değer bir işlem gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 9/5/2019 tarihinde, olay hakkında dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Anılan karar eylemin olay tarihinde yürürlükte olan 1/3/1926 ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinde yaptırıma bağlandığı ve aynı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen on beş yıllık dava zamanaşımının kesilmesine veya durmasına neden olacak herhangi bir usule ilişkin işlem gerçekleşmeden 31/1/2015 tarihi itibarıyla dolduğu gerekçesiyle verilmiştir. Başvurucu bu karara yönelik dava zamanaşımının henüz dolmadığı ve toplanan delillere göre takipsizlik kararının yerinde olmadığı gerekçeleriyle itiraz etmiş, itirazı Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/6/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun 23/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmasından sonra, kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için yaptığı müracaatın kabul edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 16/4/2021 tarihli ve 2019/3621 esas, 2021/7021 karar sayılı ilamı ile eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/1/2018 tarihli kararını kaldırmıştır. Bu karar üzerine yeniden inceleme yapan Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 24/12/2021 tarihli kararıyla 24/6/2019 tarihinde verdiği itirazın reddine ilişkin kararın ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 9/5/2019 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ve dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir. İlgili hukuk için bkz. Mehmet Ali Emir ve diğerleri, B. No: 2014/16482, 17/1/2019, §§ 41-