20. Hukuk Dairesi 2015/2045 E. , 2015/8815 K. "" MAHKEMESİ : İş Mahkemesi Taraflar arasındaki davada ... Asliye Hukuk ile ... İş Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, bireysel sağlık sigortası poliçesi uyarınca hak sahibine ödenen tedavi giderinin 6111 sayılı Kanun uyarınca ... Kurumundan tahsili istemine ilişkindir. Asliye hukuk mahkem…
**20. Hukuk Dairesi 2015/2045 E. , 2015/8815 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İş Mahkemesi Taraflar arasındaki davada ... Asliye Hukuk ile ... İş Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, bireysel sağlık sigortası poliçesi uyarınca hak sahibine ödenen tedavi giderinin 6111 sayılı Kanun uyarınca ... Kurumundan tahsili istemine ilişkindir. Asliye hukuk mahkemesince, davanın, 5510 sayılı Kanunun 101. maddesinden kaynaklandığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. İş Mahkemesi tarafından ise, davanın, haksız fiile dayalı rücuan tazminat davası olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir. Somut olayda davacı, 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 2918 sayılı Trafik Kanununun 98. maddesine dayanmış olup, dava sağlık sigorta sözleşmesi nedeniyle trafik kazası sonucu yaralanan sigortalı için ödenen tedavi giderlerinin davalı kurumdan rücuan tazminine ilişkindir. TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 t. ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.