14. Hukuk Dairesi 2013/15368 E. , 2014/5665 K. "" MAHKEMESİ : İskilip Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/03/2013 NUMARASI : 2012/184-2013/121 Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.07.2012 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte…
**14. Hukuk Dairesi 2013/15368 E. , 2014/5665 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İskilip Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/03/2013 NUMARASI : 2012/184-2013/121 Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.07.2012 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava konusu Gürleyik deresi mevkiindeki suyu kadimden beri Saraycık Köyü Tevgeller Mahallesi olarak kullandıklarını, davalıların Saraycık Köyü Merkez mahallesine suyu götürmek için müdahalede bulunduklarını belirterek davalıların suya elatmalarının önlenmesini istemiştir. Davalı Saraycık Köyü vekili, davacının da bulunduğu Tevgeller mahallesinin içme suyu ihtiyacı olmadığını, merkez mahallesinin ise içme suyunun yetersiz olduğunu, çalışmalar nedeni ile Tevgeller mahalelesinin suyunda bir azalma olmayacağını ileri sürürek davanın reddini savunmuş, diğer davalılar ise kendilerinin dava konusu suya müdahalelerinin olmadığını çalışmaların kaymakamlık tarafından yapıldığını ileri sürerek davanın reddini savurmuşlardır. Mahkemece, dava konusu suya ilişkin davalı Saraycık köyü adına 01.12.2011 tarihli tahsis kararı bulunduğu bu kararın idari yoldan kaldırılmadıkça davaya bakılamayacağı, diğer davalıların ise pasif husumetleri olmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri sayılmıştır. Bu hükme göre, idari davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir. Gerçekten, idari eylem ve işlemlerden dolayı zarar gören kişiler tarafından açılacak "tam yargı" davaları idari yargı yerinde görülür ve çözümlenir. İdari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücüne (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir. Kamu tüzel kişilerinin, kamu hizmetlerine ilişkin olmakla beraber özel hukuk kuralları altında, özel hukuk tüzel kişisi gibi yaptığı eylem ve işlemler ise özel hukuk alanına ilişkin olduğundan, bunlar idari eylem ve işlem olarak nitelendirilemezler.