T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/638 KARAR NO : 2025/1593 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/12/2024 NUMARASI : 2022/890 E. 2024/978 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 07.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07.11.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.12.2024 tarih 2022/890 E. 2024/978 K. sayılı kararın Dairemi…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/638 KARAR NO : 2025/1593 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/12/2024 NUMARASI : 2022/890 E. 2024/978 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 07.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07.11.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.12.2024 tarih 2022/890 E. 2024/978 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, tarafından mahkememize verilen 14/09/2017 tarihli dava dilekçesi ile, 05/08/2016 tarihinde davacının yolcu olduğu ve dava dışı...'ın sürücüsü olduğu... plakalı motorsiklet ile seyir halinde iken önlerine aniden bir köpeğin çıkması sonucunda sürücünün hakimiyetini kaybettiğini ve tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, davacının bu kaza sonucu yaralandığını ve kendisinin herhangi bir kusurunun olmadığını, Torbalı CBS tarafından soruşturma yapıldığını, davacının önce Torbalı Devlet Hastanesinde sonra Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğünü davalı şirkete başvuruda bulunulmasına rağmen eksik belgelerin tamamlanmasının istendiğinin davacının yaşanan kazadan dolayı sürekli sakatlığının söz konusu olduğunu, bu nedenle iş bu davanın açıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı, 10.000,00 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava edilmiştir. Davacı vekili, 24.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 73.363,20 TL arttırarak 84.363,20 TL'ye çıkardıklarını bildirerek dilekçesini harçlandırdığı görülmüştür. CEVAP : Davalı vekili, dava dilekçesi davalı şirkete tebliğ edilmiş davalı vekili tarafından verilen 20/10/2017 tarihli dilekçe ile... plakalı aracın davalı şirket nezdinde 50012468 nolu poliçe ile zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, davacının davalı şirkete dava öncesi yaptığı başvuruda sundukları raporda iki yıl sonra kontrol şartının olduğunu ve bu nedenle ödeme yapılmadığını, sağlık kurulu raporunda sürekli ibaresinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma,bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 05/08/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yolcu olduğu halde ve davacı ile araç sürücüsünün kardeş oldukları, hatır taşımasının bulunmadığı, ayrıca davacının müterafık kusurunun bulunduğuna dair herhangi bir delillin dosyada olmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının %9,3 oranında kalıcı iş gücü kaybına uğradığı, yüzseksen gün (6 ay) içerisinde tıbbı ileşmesinin mümkün olduğu buna göre yapılan hesaplama dikkate alındığında davacının kalıcı iş göremezlik zararının 76.437,09 TL, geçici iş göremezliğinden kaynaklı olarak 7.926,11 TL olmak üzere toplam 84.363,20 TL zararının doğduğundan davanın kabulüne, 7.926,11 TL geçici iş göremezlik zararı ile 76.437,09 TL kalıcı iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 84.363,20 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Hüküm davalı yanca istinaf edilmiştir. DAİREMİZİN 2019/3344 ESAS VE 2022/1479 KARAR SAYILI KALDIRMA KARARININ ÖZETİ: Davaya konu kazanın 05.08.2016 tarihinde gerçekleşmiş olmasına nazaran somut olayda maluliyetin tespiti ve tayinin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri kapsamında değerlendirme yapılması gerekmesine karşılık bu tespitin DEÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı'nca maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliği kapsamında yapılması doğru görülmediği gibi aktüer bilirkişince yapılacak tazminat hesabının da TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla yapılması gerekirken aksi yöndeki yöntem ile tazminat miktarının tespiti doğru görülmeyerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulüne, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 18/10/2024 tarihli dilekçe ile kazandırılan 04/09/2024 tarihli rapor kapsamında talep artırımında bulunulmakla dairemiz kaldırma kararı öncesi hükmedilen miktar artırılmakla 310.000,00 TL'nin 14/12/2016 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili talep edilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tevdi üzerine DEU ATK'ca hazırlanan 05/04/2024 tarihli rapor ile davacı asilin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri kapsamında Konu trafik kazasından kaynaklı %10 oranında sürekli maliyetinin oluştuğu gibi olaydan itibaren 180 gün süre ile geçici iş göremezlik durumunun oluştuğuna yönelik kanaat benimsemekle aktüer bilirkişisine tevdi üzerine sunulan 04/09/2024 tarihli raporda ilk karar tarihi olan 2019 yılı verileri ile % 10 maluliyet oranına göre; 128.741,01 TL, % 9,3 maluliyet oranına göre ise; 119.729,14 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2024 yılı verileri ile % 10 maluliyet oranına göre; 1.009.156,67 TL, % 9,3 maluliyet oranına göre ise; 938.515,70 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesabının yapıldığı bununla birlikte 7.926,11 TL geçici iş göremezlik tazminat hesabının da yapıldığı, Mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde sunulan istem sonucunu artırma dilekçesi ile istemin 310.000,00 TL olarak belirttiği ve bu bedel üzerinden zararın tazminini istediği görülmekle bu talep içinde hesaplanan 7.926,11 TL geçici iş göremezlik zararı ile 302.073,89 TL kalıcı iş göremezlik zararına hükmedilmesi gerektiği, mahkememce taleple bağlı kalınarak toplam 310.000,00 TL zararın tazminine yönelik davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, Yerel mahkemece usulü kazanılmış haklar ihlal edilerek karar verilmesinin yerinde olmadığı önceki verilen ilamın davacı tarafça istinaf başvurusuna konu edilmediği önceki yargılama dosyasına sunulan 11.04.2019 tarihli hesap raporunun davacı yan yönünden kesinleştiği, ilk kararı istinaf etmeyen davacı lehine kaldırma ilamından sonraki aşamada dosyaya kazandırılan 04/09/2024 tarifli hesap raporu göz önüne alınarak verilen kararın yerinde olmadığı, istinaf kaldırma ilânından sonraki aşamada sunulan değer arttırımı dilekçesinin ikinci kez davanın ıslahı olarak kabul edilmesi gerektiği bu sebeple bir dava da ikinci kez ıslah dilekçesi sunulmayacağı, açıkça usul ve yasaya aykırı olan bu durumun mahkemece göz önüne alınması gerektiği fakat ilk derece yargılamasında bu hususun kabul edilmediği, hükme esas alınan aktüer raporunda TRH 2010 tablosu kullanılmak ve progresif rant yöntemiyle hesaplama yapılmasının kabulünün mümkün olmadığı, olayda hükmün davacı yanınca istinaf edilmediği göz önüne alındığında teknik faiz uygulanması gerektiği bunun sebebinin davanın yan lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu, sürücünün ehliyetsiz olduğunun davacı tarafından bilinerek söz konusu araçta yolculuk edildiği, bunun kaza tespit tutanağında tespit edildiği göz önüne alındığında davalı yararına müterafik kusur indiriminin uygulanması gerektiği, geçici iş göremezlik tazminat talebinin 6111 sayılı yasa kapsamında müvekkilinin sorumluluğunda olmadığı iş bu kalem tazminat yönünden sorumluluğun SGK' da olduğu, davacının kaza esnasında motosiklette yolcu konumunda olması sebebiyle koruyucu tertibat kullanmadığı için müvekkili lehine hesaplanan tazminat bedelinden müttefik kusur indirimi yapılması gerektiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı geçici ve kalıcı iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava haksız fiil temelinde açılan tazminat davası olmakla haksız fiilin şartlarının somut olayda değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiği kabul edilmekle birlikte davacının yolcu olduğu ve dava dışı ... tarafından kullanılan... plakalı motosikletin 05/08/2016 tarihinde seyri esnasında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle meydana gelen kazadan kaynaklı kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken yönetmelik kapsamında davacının %10 oranında sürekli maluliyet durumunun oluştuğu gibi olaydan itibaren 180 gün süre ile geçici maliyete uğradığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına kazandırılan delillere göre yerel mahkemece olayın oluşumunda davacının kusurunun bulunmadığına yönelik değerlendirmesine iştirak edilmiştir. Her ne kadar sigorta şirketi tarafından yapılan savunmada istem konusu edilen geçici iş göremezlik talebine ilişkin sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmekte ise de 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; bakıcı giderleri, çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) ve sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. Dolayısı ile Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. Bu halde davalı sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının müvekkilinden tahsil edilmesinin talep edilemeyeceği, talebin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 4. H.D'nin 13.09.2021 tarih 2021/3454E, 2021/4465K sayılı kararı) Kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken maluliyete yönelik kazandırılan 05/04/2024 tarihli rapor kapsamında kaldırma ilamı doğrultusunda dosyaya ek aktüer raporu kazandırılmakla birlikte her ne kadar davalı yanca yeniden yapılan hesaplama yönteminin davacının hükmü istinaf etmemesi nedeniyle kazanılmış hak kapsamında yerinde olmadığı belirtilmiş ise de zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilemediği göz önüne alındığında sunulan 04/09/2024 tarihli aktüer raporunun TRH-2010 tablosu kullanılmak ve % 10 artırım, % 10 eksiltim yöntemi ile hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle bu yönden ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Ancak ilk kararın tazminat hesabına esas alınan gelirin hatalı olduğu gerekçesiyle kaldırılması söz konusu olmaması nedeniyle davacı yönünden davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu (Yargıtay 4 HD'nin 08.06.2023 tarih ve 2021/26424 E. 2023/7685 K.) anlaşılmakla bu kapsamda aksi belirtilmiş ise de bahse konu kazadan kaynaklı olarak ilk karar verileri göz önüne alınarak davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminat miktarının 128.741,01 TL, geçici iş göremezlik tazminat miktarının ise 7.926,11 TL olarak tespiti yönündeki hesaplama yerinde ve isabetli görülmekle bu yönden istinaf istemi kabul edilmemiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Sürücünün ehliyetsiz olması sürüş ve trafik akışı kusurlarından olmayıp, hâkim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilecek hususlardandır. Ancak bu şekilde müterafik kusur indirimi yapılabilmesi için kazanın oluşumda ehliyetsiz araç kullanımının etkisinin olması gerekir. Aynı şekilde, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliğince koruyucu ekipman/tertibat takılmasının zorunlu olduğu hallerde meydana gelen yaralanma ve ölüm ile illiyet bağı kurulması durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle yerleşik uygulama doğrultusunda birden fazla müterafik kusur indirimi sebebinin varlığı olsa da %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi cihetine gidilmelidir. (Yargıtay 4. HD 17.03.2022 tarih ve 2021/11498 E. - 2022/5233 K. 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. - 2022/9666 K., 04.04.2022 tarih ve 2021/13491 E. - 2022/6733 K. ,23.03.2022 tarih ve 2021/11590 E. - 2022/5710 K.) Somut olayda, kaldırma öncesi yapılan yargılamada müterafik kusur yönünden herhangi bir delilin dosyada olmadığı ve bu nedenle de bu yönden bir indirim yapılması gerekmeksizin kabul yönünde verilen hükmün davalı yanca yapılan istinafında bu yönden bir neden belirtilmediğinden bu durum davacı yan lehine kazanılmış hak teşkil edeceğinden bu yönde bir indirim yapılmasını gerektirir bir durum olmadığı bununla birlikte ehliyetsizlik sebebiyle davacı yan aleyhine %20 oranında müttefik kusur indirimi yapılması gerektiği kanaatini varılmış ise de az yukarıda da belirtildiği gibi ehliyetsizlik yönünden müttefik kusur indirimi yapılabilmesi için ehliyetsizliğin kazanın oluşumuna neden olması gerektiği fakat dosya kapsamına kazandırılan bilgi ve belgelere göre gerek soruşturma gerekse mahkemece yapılan yargılamada kazaya karışan taraflar yönünden kusura ilişkin bir rapor alınmadı gibi soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sonuçlandığına göre motosiklet sürücüsü ile davacının beyanının alınmakla yenildiği göz önüne alındığında kazanın ehliyetsizlik sebebiyle meydana geldiğinin söylenemeyecek bu sebeple bahse konu müttefik kusur yönünden davacı yanın talep edebileceği tazminattan indirim yapılmasını gerektirir bir halin mevcut dosya kapsamında bulunduğundan söz edilemeyecektir. Bu yönden ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir. 6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır. Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir. Somut olayda, dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden eldeki davanın, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunun kabulü gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nin 18.10.2022 tarih ve 2021/21378 E. - 2022/12496 K., 17.10.2022 tarih ve 2021/17233 E. - 2022/12293 K.) Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. Islahın konusu tarafların yaptıkları kendi usul işlemleridir. Taraflar ıslahla, dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu, talep sonucunu değiştirebilirler. Ancak ıslahın yapılması zamanı bakımından HMK'nın ıslahın zamanı ve şekli başlıklı 177. maddesinin 1. fıkrasında sınırlama getirilerek ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine ıslahın sayısı da sınırlandırılmış ve HMK'nın 176. maddesinin 2. Fıkrasında (1086 sayılı HUMK madde 83) aynı davada, tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilecekleri düzenleme altına alınmıştır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında, kısmi dava olarak açılan eldeki tazminat davasında kaldırma kararında önce davacı taraf 23/04/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat alacağını 84.363,20 TL olacak şekilde ıslah etmiş olup, mahkemece de ıslah talebi kabul edilerek davacının talebi doğrultusunda tazminata hükmedilmiştir. Ancak, kaldırma kararı sonrası davacı tarafın bu kez 18/10/2024 tarihli değer artırım dilekçesiyle tazminat alacağını 310.000,00 TL olarak artırılmakla mahkemece bu dilekçe hükme esas alınmış ise de az yukarıda ifade edildiği üzere aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğinden belirsiz alacak davası olarak açılmamış olan eldeki davada ikinci dilekçe doğrultusunda hüküm tesisi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. HD'nin 23.03.2022 tarih ve 2021/11407 E. 2022/5470 K., 28.11.2023 tarih ve 2022/12097 E. 2023/12750 K., 17. HD'nin 28.02.2019 tarih ve 2016/7254 E.2019/2316 K. ) Bu sebebe yönelik ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alındığında her ne kadar mahkemece kaldırma ilamı sonrası yeniden yaptırılan maluliyet incelemesi ve sonrasında yaptırılan aktüer incelemesi kapsamında davacı lehine yukarıdaki miktar kadar tazminat tutarına hükmedilmiş ise de yukarıda belirtildiği gibi % 10 sürekli iş göremezlik maluliyeti ile 180 günlük geçici iş göremezlik süresi göz önüne alınarak kaldırma ilamı öncesi veriler kapsamında davacı yanın sürekli iş göremezlik tazminatının 128.741,01 TL, geçici iş göremezlik tazminatının ise 7.926,11 TL olarak tespiti ile kaldırma ilamı sonrası sunulan 18/10/2024 tarihli dilekçe dikkate alınmaksızın 23/04/2019 tarihli ıslah dilekçesi kapsamında belirtilen dava değeri üzerinden müdeabih belirlenmesi suretiyle usulü kazanılmış haklar gözetilerek davacı yararına 84.363,20 TL'lik miktar üzerinden bir değerlendirme yapılması gerekirken bu tutarın üzerinde bir miktarda tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir. Bu durumda, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/12/2024 tarihli, 2022/890 esas ve 2024/978 karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; DAVANIN KABULÜ ile konu trafik kazasından kaynaklı; 7.926,11 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 76.437,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatından oluşan toplam 84.363,20 TL tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin geçici iş göremezlik talebinin reddine, Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 5.765,85 TL harçtan başlangıçta alınan 102,81 TL peşin harç ile 1.000,44 TL ıslah harcınnın mahsubu ile hazineye irat kaydına, bakiye 4.659,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan peşin, başvuru ve ıslah harcından oluşan 1.157,65 TL ile gider avansından kullanılan 4.451,10 TL'den oluşan 5.608,75 TL yargılama giderinin davalı tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarahi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 1.638,10-TL istinaf yoluna başvurma harcın, 45,00-TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.683,10-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.07.11.2025