T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/647 - 2026/280 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/647 KARAR NO : 2026/280 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.04.2024 NUMARASI : 2022/396 Esas 2024/213 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/647 - 2026/280 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/647 KARAR NO : 2026/280 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.04.2024 NUMARASI : 2022/396 Esas 2024/213 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24.02.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21.04.2013 tarihinde ... Sigorta tarafından sigortalı ...’ün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kaza sonucunda araçta yolcu konumunda bulunan davacı ...'in yaralandığını, ... Sigorta AŞ ünvanının 28.02.2014 tarihinden itibaren ... Sigorta AŞ olarak değiştirildiğini, ... Sigorta AŞ'nin 07.08.2015 tarihinde T.C. Hazine Müsteşarlığı tarafından tüm branşlardaki ruhsatları iptal edilerek yönetiminin ...'na devredildiğini, bu nedenle huzurdaki davanın ... aleyhine açıldığını, davacı tarafından Güvence Hesabına 04.03.2021 tarihinde başvurulmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek, belirsiz alacak davası şeklinde fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla ve maddi zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere davacının bedensel zarara uğraması nedeniyle şimdilik toplam 100,00 TL maddi tazminat bedelinin davalı ...'ndan temerrüt tarihi olan 17.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 22.02.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini, 78.704,60 TL geçici iş gücü kaybı, 2.965,83 TL bakıcı gideri, 1.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam dava değerini 82.670,43 TL olacak şekilde artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetel; dava konusu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, Karayolları Trafik Kanunda öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, mali bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatları iptal edilen sigorta şirketi aleyhine alınan mahkeme kararlarının veya aynı şekilde icra takibatlarının doğrudan doğruya ...’ndan talep edilmesinin mümkün olmadığını, bütün branşlarda ruhsatları iptal edilen ... Sigorta AŞ'nin ...’na devrinin söz konusu olmadığını, ... Sigorta AŞ’nin davalı ... nezdinde herhangi bir teminat, mal, hak ve alacağı bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ ; Mahkemece, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonunda ; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının aracın içinde yolcu olması nedeniyle oluşan trafik kazası sonucu maluliyetinin oluştuğu, maluliyet raporu, kusur durumu, SGK yazı cevabı, davacının belgeye dayalı asgari ücreti üzerindeki gelir durumu, TRH-2010 yaşam tablosu dikkate alınarak Yargıtay içtihatlarına uygun ve denetime elverişli olarak güncel değerler üzerinden düzenlenen aktüer bilirkişi raporuna göre davacının 78.704,60 TL geçici iş göremezlik, 2.965,83 TL bakıcı gideri ve SGK dışında kalan ve fatura edilemeyen tedavi giderleri için 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 82.670,43 TL maddi tazminatı davalıdan talep edebileceğinin belirtildiği, davalı tarafın dilekçeler aşamasında hatır taşıması yapılması sebebiyle itirazlarının bulunduğu, davacının araç sürücüsü ile herhangi bir yakınlığı bulunmadığı bu nedenle araçta hatır için taşındığı anlaşılmakla %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği göz önüne alınarak yapılması gerekli indirim sonucunda davacının davalıdan (82.670,43 TL X 0,80) toplamda 66.136,34 TL maddi tazminat talep edebileceği, hakimin takdirine bağlı yapılan bu indirim nedeniyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği belirtilerek, davacının davasının kısmen kabulü ile 66.136,34 TL maddi tazminatın 17.03.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mali bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatları iptal edilen sigorta şirketi aleyhine alınan mahkeme kararlarının veya aynı şekilde icra takibatlarının doğrudan doğruya ...’ndan talep edilmesinin mümkün olmadığını, ...’nın ... Sigorta AŞ ile hiçbir taraf, halefiyet veya borçlarını tekeffül ilişkisi bulunmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, uzamış ceza zamanaşımı süreleri, bir veya birden fazla ölü varsa (15) yıl bir veya birden fazla yaralı varsa (8) yıl olduğunu, dava konusu trafik kazası 21.04.2013 tarihinde meydana geldiğini, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından davalıya usulüne uygun başvuru yapılmadığını, hesaplamanın TRH 2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, davacının gelirinin asgari ücret tutarından fazla olarak değerlendirilmesi ve hesaplamanın buna göre yapılmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, rapor bedeli, cenaze gideri, ulaşım, yol ve yemek gibi zararların teminat kapsamı dışında kaldığını, fiilen bakıcı tutulduğu ispat edilmeden brüt asgari ücret dikkate alınarak bakıcı giderine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, hesaplanacak geçici iş göremezlik tazminatından maluliyet zararlarına ilişkin tazminat ödemesinde esas alınan maluliyet oranının tenzil edilmesi gerektiğini, SGK tarafından başvurana ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa tutarını bildiren resmi yazının dosyaya sunulması gerektiğini, müterafik kusur indirimi uygulanmadan hüküm kurulduğunu, davalının sorumluluğunun araç sürücüsünün kusuru ile orantılı olduğunu, kusur açısından çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, alacağa 17.03.2021 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine karar verilmiş ise de temerrüt oluşmadığını, gerekli bilgi ve belgeler ile eksiksiz bir başvuru yapılmadığını, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş ise de yargılama giderleri tayin edilirken bu husus dikkate alınmadığını, 1.320,00 TL arabulucu ücretinin tamamından davalının sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, belirterek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası neticesinde yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının Güvence Hesabının hukuki sorumluluğu kapsamında geçici iş gücü kaybı tazminatı ile bakıcı ve tedavi gideri istemine ilişkindir. 1. 6098 Sayılı TBK'nın 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. 7226 Sayılı Kanun’la yapılan düzenleme ve bu Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan süre uzatımı ile 13.03.2020 ve 15.06.2020 tarihleri (bu günler dahil) arasında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile aynı Kanun’da sayılan diğer süreler durdurulmuştur. Bunun diğer anlamı, arada geçen süreler, asıl sürelere eklenecektir. Bu arada geçen süre 95 gün olduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hesaplanırken, süre başlangıcına bu 95 gün de eklenerek sürenin dolduğu tarih belirlenecektir. Ayrıca sürenin yeniden işlemeye başladığı tarihte kalan süre 15 günden az ise ayrıca bu süreler 15 güne uzatılmıştır. Sonuç olarak 95 günlük bir durma süresi gerçekleşmiş ve bu 95 günlük sürenin sonunda kalan süre 15 gün veya daha az ise kalan süreler 15 güne tamamlanarak süre uzatımı yapılmıştır. Kalan süre 3 gün ise bu 3 gün yerine 15 gün uygulanacak ama bu üç güne 15 gün eklenerek 18 gün uygulanmayacaktır. Yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 15. bendindeki arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.'' hüküm altına alınmıştır. (Yargıtay 4. HD'nin 26.112025 tarih ve 2024/7530E. 2025/15829 K.) Somut olaya bakıldığında; meydana gelen kaza sonucunda davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre uzamış zamanaşımı süresi 8 yıldır. 6098 sayılı TBK'nın 151. Maddesi gereğince süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur. Davaya konu trafik kazası 21.04.2013 tarihinde meydana gelmiş, esasen uzamış zamanaşımı 22.04.2021 tarihi itibariyle dolacaktır. Davacı tarafından 11.06.2021 tarihinde belirsiz alacak şeklinde açılan davada 22.02.2024 tarihinde dava değeri artılmıştır. Öncelikle, belirsiz alacak davası olarak açılan davada, dava açılmakla alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı kesildiği için artırılan kısma yönelik alacağın zamanaşıma uğraması mümkün değildir. ( Yargıtay 17. HD.'nin 05.08.2018 tarih ve 2015/6613 E. - 2018/556 K., 24.01.2013 tarih ve 2012/362 E. - 2013/578 K., 05.05.2015 tarih ve 2013/18198 E.-2015/6500 K. ) Davacı tarafından el deki davaya konu tazminat talebi için 05.03.2021 tarihinde zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş, 28.04.2021 tarihinde tarafların anlaşamaması üzerine arabuluculuk son tutanağı düzenlenmiştir. 7226 sayılı Kanun, 6325 sayılı Kanun ve 7036 sayılı Kanun'un zamanlaşımının durmasına ilişkin amir hükümleri gereğince Covid-19 salgın hastalığı nedeni ile 13.03.2020 -15.06.2020 tarihleri arasında 95 gün, 6325 sayılı HUAB'nun 18/A-15.maddesi gereğince arabuluculuk süreci nedeniyle 05.03.2021- 28.04.2021 tarihleri arasında 54 gün olmak üzere toplam 129 gün süre boyunca duran zamananaşımı sürenin eklenmesi ile eldeki davada zamanaşımı süresinin her halde dava tarihinden çok sonraki bir tarihe uzayacak olması nedeniyle davanın uzamış zamanlaşımı süresinde açıldığı, davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. 2. Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün neden olduğu tek taraflı kaza sonucunda davacının yaralandığını belirterek bedensel zararlarını kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı şirketin mali bünye zaafiyeti nedeniyle davalı Güvence Hesabından tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davacının bedensel zararlarının belirlenmesi için Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre kaza sonucu yaralamasının araz bırakmadan iyileştiği, maluliyetinin bulunmadığı, ancak yaralanması nedeniyle 18 ayda iyileşeceği, 3 ay bakıcıya ihtiyacı olacağı belirlenen rapora ve aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre davacının araçta hatır için taşındığı kabul edilerek yapılan indirimden sonra davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir. Gerçek gelirin tespiti için, yapılan araştırma sonucu gerçek gelirin saptanamadığı takdir ise kamu düzenine ilişkin olan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekir. 6098 sayılı TBK m. 75. maddesi gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Eldeki davaya konu somut uyuşmazlıkta davacı ... 08.01.1969 doğumlu, kaza tarihinde 44 yaşında olup, kolluk tarafından düzenlenen 09.07.2021 tarihli araştırma tutanağında davacının kaza tarihi itibariyle aylık 2.000,00 TL - 3.000,00 TL civarında gelir elde ettiği, sigortalı bilgileri incelendiğinde ...'in kaza tarihinde aylık brüt 197,30 TL x 30 — 5.919,00 TL (net 4.675,50 TL) ücret karşılığı çalıştığı, bu miktarın aynı dönem de yürürlükte olan 773,01 TL aylık net asgari ücretin 6,04 katı olduğu belirtilerek, bu miktar üzerinden tazminat hesabı yapılmak suretiyle davacının hak kazandığı tazminatının belirlendiği, mahkemece de yapılan hesaplamaya üstünlük tanınmak suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı kaza nedeniyle geçici iş göremezlik süresince çalışmadığını ileri sürerek tazminat talep etmiştir. Dosyada mevcut SGK hizmet döküm cetvelinden, davacının kaza tarihinde sigortalılık bildirimi olduğu anlaşılmış olup hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davacının kaza tarihinden önceki aylık brüt kazancı üzerinden yasal kesintiler düştükten sonra AGİ hariç aylık net gelir belirlenerek net asgari ücretin 6,04 katı gelir elde etiğinin kabulü ile geçici iş göremezlik zararının hesaplandığı görülmüştür. Davacının işverene bağlı olarak sigortalı çalıştığı ve belirli bir aylık gelirinin olduğu belirtildiğine göre bilinen dönem için farazi hesap yapılamaz. Bu nedenle, davacının kaza tarihinden 6 ay öncesinden rapor tarihine kadar olan tüm maaş bordrolarının çalıştığı işyerinden getirilmesi ve kaza tarihinden rapor tarihine kadar davacının aylık gelirinin net olarak belirlenmesinden sonra, %100 malul bulunduğu geçici iş göremezlik süresi olan 18 ay süre boyunca çalışıp çalışmadığı, davacıya çalıştığı iş yerinden bu dönem içerisinde maaş ödemesi yapılıp yapılmadığı, maaşında her hangi bir kesinti olup olmadığı, bu nedenle yoksun kaldığı bir ek ödeme vb alacağı bulunup bulunmadığı sorularak, bu hususta davacıya ispat için gerekli imkan da tanınarak, geçici iş göremezlik süresi için ödeme var ise ödeme kadar zararın karşılandığı, davaya konu edilen zarara ilişkin olarak davacının iş yerinden ve SGK'dan tahsil ettiği bedel için davalının sorumluluğu bulunmayacağından zarar görenin aynı zarar nedeniyle iki kez ödeme alarak sebepsiz zenginleşmesinin önlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulması doğru değildir. Bu durumda, davalının istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.