Başvuru, idari para cezasına itirazın duruşma yapılmaksızın karara bağlanması ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; ithali uygunluk belgesine tabi olan eşyanın aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal edilmesi gerekçesiyle idari para cezası verilmesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, idari para cezasına itirazın duruşma yapılmaksızın karara bağlanması ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; ithali uygunluk belgesine tabi olan eşyanın aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal edilmesi gerekçesiyle idari para cezası verilmesi nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 28/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1982 doğumlu olup Bursa'da ikamet etmektedir.A. İdari Para Cezası Verilmesi Süreci Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 22/1/2013 tarihinde başvurucu ve B.nin 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan (11) ve (18) numaralı fıkralarını uyarınca eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı ile üç adet tebligat gideri olmak üzere toplam 267 TL idari para cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Başsavcılık kabahatin konusunu, başvurucunun yetkilisi olduğu şirket adına tescilli ve B.nin gümrük müşavirliğini yaptığı Ambarlı Gümrüğünde işlem gören transit beyannamesindeki 37 kap, 000 adet yangın cihazı ve dedektörün oluşturduğunu açıklamıştır. Başsavcılık, Türk Standartları Enstitüsünün (TSE) teknik mevzuata uygun olmadığından söz konusu eşyanın ithalinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirdiğini belirtmiştir. Başsavcılık, bu hâliyle eşyanın ithalinin ve dolaşıma sokulmasının mümkün olmadığının bildirilmesine rağmen eşyanın Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) numarasının değiştirilerek transit beyannamesi ile Erenköy Gümrük Müdürlüğüne sevk edilmeye teşebbüs edildiğinin anlaşıldığını ifade etmiştir. Başsavcılık idari yaptırım kararı kesinleştiğinde el konulan kabahate konu eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi için 5607 sayılı Kanun'un ve maddeleri ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi uyarınca Büyükçekmece Sulh Ceza Mahkemesinden talepte bulunulmasına karar vermiştir. Başvurucu 14/2/2013 tarihinde idari para cezasını tutarının 3/4'ünü peşin olarak ödemiştir.B. İdari Para Cezasına İtirazda Görevli Mahkemenin Belirlenmesi Süreci Başvurucu 15/2/2013 tarihinde idari para cezasına duruşma istemli olarak itiraz etmiştir. Başvurucu itiraz dilekçesinde; ithalat işlemlerinin gümrük müşaviri tarafından gerçekleştirildiğini, dolayısıyla hukuki sorumluluğun vekâleten işin verildiği ve konusunda uzman olan gümrük müşavirliği firmasına ait olduğunu belirtmiştir. Başvurucu; kabahate konu eşyanın TSE'den onay alabilecek nitelikte olduğunu, GTİP numarasının hatalı bildirilmesinin kabahat oluşturmadığını ve idari para cezasının hatalı hesaplandığını iddia etmiştir. Başvurucu duruşma isteminin gerekçelerine dair herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Büyükçekmece Sulh Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) 31/5/2013 tarihinde itirazın görev yönünden reddine ve idare mahkemesinde dava açılmasının mümkün olduğuna karar vermiştir. Ceza Mahkemesi kararında; itirazdan sonra yürürlüğe giren 11/4/2013 tarihli ve 6455 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile itiraza konu idari yaptırıma karşı idari yargıda dava açılabileceğini açıklamıştır. Başvurucu 5/8/2013 tarihinde idari para cezasının iptali için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı aleyhine idari yargıda dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, Ceza Mahkemesi önünde ileri sürdüğü itirazları yinelemiştir. İstanbul İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) 26/8/2013 tarihinde görev yönünden davayı reddetmiştir. İdare Mahkemesi kararında, Başsavcılık tarafından verilen davaya konu idari yaptırımın idari bir işlemden ziyade ceza niteliği taşıdığını, niteliği itibariyle davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini ve 6455 sayılı Kanun'un da görevli yargı yeri konusunda bir değişiklik getirmediğini açıklamıştır. Başvurucu 22/10/2013 tarihinde idari yargının davada görevli olduğunu belirterek İdare Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Danıştay Onuncu Dairesi (Daire) 9/4/2015 tarihinde kararı bozmuştur. Daire, Ceza Mahkemesinden görevsizlik kararı ile gelen uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılması karşısında görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerektiğini açıklamıştır. Daire, Uyuşmazlık Mahkemesinin vereceği karara kadar davanın ertelenmesi yerine görev yönünden reddedilmesinde isabet bulunmadığını belirtmiştir. Daire 12/12/2016 tarihinde davalı idarenin karar düzeltme istemini reddetmiştir. İdare Mahkemesi 17/3/2017 tarihinde görevli yargı yolunun belirlenmesi için dosyanın Ceza Mahkemesi dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi 8/5/2017 tarihinde davanın çözümünde adli yargının görevli oluğuna ve Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına kesin olarak karar vermiştir. İdare Mahkemesi 18/7/2017 tarihinde Uyuşmazlık Mahkemesi kararı doğrultusunda davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. İdare Mahkemesi 15/6/2017 tarihinde dosyayı Büyükçekmece Sulh Ceza Hâkimliğine (Ceza Hâkimliği) göndermiştir. İdari Para Cezasına İtirazın İncelenmesi Ceza Hâkimliği 25/10/2017 tarihinde dosya üzerinde yaptığı inceleme sonucunda idari para cezasına yapılan itirazı reddetmiştir. Ceza Hâkimliği kararında; idari yaptırıma konu olayı ifade etmiş ve idari yaptırımın dayandığı eyleme ilişkin uygulamada kanuna aykırı bir husus bulunmadığını belirterek idari yaptırım kararının usul ve yasaya uygun olduğunu açıklamıştır. Başvurucu 8/11/2017 tarihinde karara itiraz etmiştir. Başvurucu dilekçesinde; iddialarının incelenmediğini, gerekçesiz olarak hüküm kurulduğunu ve delillerin toplanmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, duruşma yapılarak itirazın incelenmesine ilişkin talebi hakkında herhangi bir karar verilmediğini ve dosya üzerinden değerlendirme yapıldığını belirterek savunma, hukuki dinlenilme ve mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Büyükçekmece Sulh Ceza Hâkimliği 16/11/2017 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Hâkimlik kararında; kabahate konu eşyanın TSE uygunluk belgesi alınmadan ithaline teşebbüs edildiğinin açık olduğunu, başvurucunun gümrük müşavirinin eylemlerini bilmediği yönündeki savunmasının samimi olarak kabulünün mümkün olmadığını ve başvurucunun vekâlet verdiği müşavirin yükümlülükleri yerine getirmesinden sorumlu olduğunu belirtmiştir. Hâkimlik, 5607 sayılı Kanun gereğince teşebbüs aşamasındaki eyleminden dolayı cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını ve gümrüklenmiş değerin hesaplanması yönteminde hata olmadığını açıklamıştır. Nihai karar 28/11/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 28/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5607 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan haliyle "Suçlar ve kabahatler" kenar başlıklı maddesinin (11) ve (18) numaralı fıkraları şöyledir:"(11) İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idarî para cezası verilir. Eşyanın değersiz, artık veya atık madde olması durumunda, idarî para cezası; dökme halinde gelen eşya için ton başına beşbin Türk Lirası, ambalajlı gelmesi halinde kap başına yüz Türk Lirası olarak hesaplanır. (18) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır." 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Başvurunun incelenmesi" kenar başlıklı maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:"(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sen tarafları çağırarak belli bir gün ve saatte dinleyebilir. Dinleme için belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında en az bir haftalık zaman olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar veya avukatları hazır bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında karar verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça belirtilir."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Mars Sinema Turizm ve Sportif Tesisler İşletmeciliği A.Ş., B. No: 2017/23849, 10/10/2018, §§ 30-36; Muhsin Hükümdar, B. No: 2016/15853, 7/11/2019, §§ 21-25; Fidanlar İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2017/38836, 15/1/2020, §§ 26-