(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/2372 E. , 2012/7373 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı ...'ün sigorta ettireni olup, müvekkili şirkete trafik sigortalı aracın diğer davalı alkollü sürücü idaresinde iken seb
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/2372 E. , 2012/7373 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı ...'ün sigorta ettireni olup, müvekkili şirkete trafik sigortalı aracın diğer davalı alkollü sürücü idaresinde iken sebebiyet verdiği trafik kazasında, karşı araçlarda oluşan hasar nedeniyle davacı tarafından tazminat ödendiğini, sigortalı araç sürücünün alkollü olması nedeniyle rücu haklarının bulunduğunu ileri sürerek, bakiye 10.033,00 TL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulü ile 10.033,00 TL. asıl alacak ile 1.073,66 TL. işlemiş faiz tutarından oluşan toplam 11.106,66 TL.nın 04.2.2011 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 1-)Davalı ...'ün temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında 3.kişiye ödediği tazminatın sigortalı ve sigortalıya ait araç sürücüsünden tazminini talep etmiştir. Davalı ...'nin işleteni ve sigorta ettireni olup, davacıya trafik sigortalı aracın sürücünün alkollü olması sonucu karşı tarafta zarara neden olması halinde, sigortacı yalnızca kendi akidine (sigortalısına) rücu hakkına sahiptir. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... araç sürücüsü olup, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığından, bu davalı hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, diğer davalı ile birlikte sorumluluğu yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-)Davalı ...'ün temyiz itirazlarının incelenmesinde; 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına zararın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağı ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda; davalıya ait ve davacıya trafik sigortalı aracın 1.47 promil oranında alkollü sürücü idaresinde iken meydana gelen trafik kazasında park halindeki 3.kişi araçları hasarlanmış olmasına karşın, mahkemece yargılama sırasında Adli Tıp Kurumundan ve makine mühendisi bilirkişiden sadece kusur oranı ve hasarın belirlenmesi yönünden rapor alınmış, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği yönünden nöroloji uzmanından rapor alınmamıştır. O halde, mahkemece dosyanın nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kuruluna tevdii ile alkol oranı, kazanın oluş şekli, yol, hava vs. koşullar bir bütün olarak değerlendirilip kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması yönünden yeni bir rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Kabule göre; tazminata hükmedilmesi halinde ödeme tarihinden itibaren işleyecek faize hükmedilmesinin yeterli olduğu düşünülmeden ayrıca faiz hesabı yapılması doğru olmadığı gibi, hatalı bilirkişi hesap raporuna bağlı kalınıp dava dilekçesinde belirtilen ve davalıdan tahsil edilen miktar düşülmeden tazminata hükmedilmesi de doğru değildir. SONUÇ; Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 5.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.