Başvuru, velayetin geçici olarak anneye verilmesi, çocukla anne arasında kişisel ilişki kurulması nedenleriyle aile hayatına saygı hakkı ile eşitlik ilkesinin; yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, velayetin geçici olarak anneye verilmesi, çocukla anne arasında kişisel ilişki kurulması nedenleriyle aile hayatına saygı hakkı ile eşitlik ilkesinin; yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Fransa'da yaşayan başvurucu ile E.nin 2003 yılındaki evliliklerinden 3/5/2004 doğum tarihli müşterek çocukları bulunmaktadır. Müşterek çocuk ve annesi E. 2011 yılı Şubat ayında Türkiye'ye gelmiş ancak geri dönmemişlerdir. E. evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle 6/6/2011 tarihinde Antalya Aile Mahkemesinde boşanma davası açmıştır. Dava dilekçesinde E; başvurucunun kendisine şiddet uyguladığını, evden kovduğunu, bu nedenle Türkiye'ye döndüğünü, evlilik birliğini sürdürme imkânının mevcut olmadığını belirtmiştir. Başvurucu eşi ile boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin kendisine verilmesine, ayrıca çocuk ve kendisi lehine nafakaya hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkeme 7/6/2011 tarihinde müşterek çocuğun velayetinin tedbiren anneye bırakılmasına, çocuk ve anne lehine tedbir nafakası verilmesine tensiben karar vermiştir. Mahkeme 15/7/2014 tarihinde ise tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velayetinin başvurucuya verilmesine, anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına ve anne lehine tedbir nafakasına, ayrıca çocuk lehine verilen tedbir nafakasının 8/8/2012 tarihi itibarıyla kaldırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; çocuğun yargılama sırasında Fransa'ya babasının yanına döndüğü tespit edildikten sonra ortak çocuğun Fransa'da büyüdüğü ve burada öğrenimine devam ettiği, babasıyla birlikte kalmasında küçüğün gelişimi yönünden bir sakınca tespit edilmediği belirtilmiştir. Tarafların ortak kusuruyla evlilik birliğinin sona erdiği ancak tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde E.nin evlilik birliğinin sona ermesi nedeniyle yoksulluğa düşeceğinin anlaşıldığı belirtilerek E lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Öte yandan çocuğun 8/8/2012 tarihinden itibaren babasının yanında kaldığı gözetilerek bu tarih itibarıyla çocuk lehine tensip kararıyla verilen tedbir nafakasının kaldırılması gerektiği değerlendirilmesine yer verilmiştir. Başvurucunun temyiz başvurusu Yargıtay Hukuk Dairesinin 11/6/2015 tarihli kararıyla kısmen kabul edilmiştir. Kararın gerekçesinde; E.nin çalıştığı ve asgari yaşam giderlerini karşılamaya yeterli gelirinin olduğu gözetildiğinde yoksulluk nafakasının yasal koşullarının oluşmadığı, ayrıca müşterek çocuğun 8/8/2011 tarihinden itibaren babasıyla yaşamaya başladığından çocuk lehine verilen tedbir nafakasının anılan tarihten itibaren kaldırılması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca çocuk ile anne arasında çocuğun öğrenim durumu da gözetilerek kişisel ilişkinin belirlenmesi gerektiği ifade edildikten sonra başvurucunun diğer temyiz itirazlarının yersiz olduğu değerlendirmesine yer verilmiştir. Mahkeme bozma kararı sonrası yaptığı yargılamada 28/1/2016 tarihinde çocuk ve annenin görüş günleri ile tedbir nafakasının başlangıç tarihine ilişkin bölümler dışında önceki karardaki diğer hususların onanıp kesinleştiğini belirterek kesinleşen konular yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Ayrıca yukarıda belirtilen bozma kararındaki gerekçelerle yoksulluk nafakasının reddine, çocuk lehine takdir edilen tedbir nafakasının 8/8/2011 tarihi itibarıyla kaldırılmasına karar vermiştir. Bununla birlikte bozma kararında belirtildiği şekilde anne ile çocuk arasındaki görüşme günleri yeniden düzenlenmiştir. Başvurucu anılan karara karşı çocukla kişisel ilişki tarihleri belirlenirken bir araştırma yapılmadığı, ayrıca E.nin Fransa'da yaşaması nedeniyle kişisel ilişki hususunun konusuz kaldığı ve çocuğun yanında kalması nedeniyle de tedbir nafakasına hükmedilemeyeceğini ileri sürerek temyiz başvurusu yapmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi 11/1/2017 tarihinde anılan kararının onanmasına hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; derece mahkemesinin bozma kararı gereğince hüküm verdiği ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin mümkün olmadığı vurgulanmak suretiyle temyiz itirazlarının yersiz olduğu değerlendirilmesine yer verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi anılan Dairenin 18/10/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Söz konusu karar başvurucuya 17/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 12/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan başvurucu, müşterek çocuğun rızası hilafına Türkiye'de alıkonulduğunu iddia ederek Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştur. Başsavcılık 28/6/2011 tarihli davaname ile 15/2/2000 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak 1/8/2000 tarihinde yürürlüğe giren 25/11/1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi) uyarınca çocuğun iadesine ilişkin karar verilmesi talebiyle Antalya Aile Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 23/2/2012 tarihinde, dava devam ederken çocuğun Fransa'ya babasının yanına dönmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığını belirterek karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Anılan karar, temyiz edilmediğinden 23/2/2012 tarihinde kesinleşmiştir. 22/11/2007 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Hâkimin takdir yetkisi" kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:"Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır." 4721 sayılı Kanun’un "Durumun değişmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır." 4721 sayılı Kanun’un "Kural" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir."