(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12344 E. , 2010/12879 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.08.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ..., ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12344 E. , 2010/12879 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.08.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ..., ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir. Davalılar, davacının 279 sayılı parselinin genel yola bağlantısı olduğunu davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde 107 parselin kuzeyinde 4. güzergah olarak gösterilen yerden davacı parseli yararına geçit kurulmuştur. Hükmü 107 sayılı parsel maliki temyiz etmiştir. Geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan parsel kesintisiz olarak genel yola bağlanmalıdır. Buna uygulamada “kesintisizlik ilkesi” denilir. Öncelikle belirtilmelidir ki, mahkemece kurulan geçitte bu ilke zedelenmiş, davacının 279 sayılı parseli arazide mevcut dere sebebiyle genel yola kesintili olarak bağlanmıştır. Diğer taraftan, dereler Türk Medeni Kanununun 715.maddesinde belirtilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Bu özelliği sebebi ile kamu malı niteliğinde olduğundan kişi yararına özgülenemez. Nitekim bu hususa 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesinde de değinilmiş, bu gibi yerlerin tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığı hükmü getirilmiştir. Kısaca, mahkemenin seçtiği güzergah geçit için uygun değildir. Davalılar davacının 279 sayılı parselinin genel yola bağlantısı olduğunu savunmuş, ancak mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır. Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayalı bu tür davalarda geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki, geçit davalarında davacı yanın dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur. O halde, davacının geçit ihtiyacı kesintisizlik ilkesine uygun, dava dışı parseller üzerinden de aranmalı bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılmalıdır. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın yazılı olduğu şekilde ve uygun olmayan güzergahtan kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 24.11.2010 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.