Başvuru, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde AYİM) iptal davası sonrasında açılan tam yargı davasının incelenmeksizin reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası sonrasında açılan tam yargı davasının incelenmeksizin reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/2/2013 tarihinde Erzurum Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 7/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 15/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 10/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 7/9/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu “üste hakaret” suçunu işlediği iddiasıyla 29/7/2011 tarihinde tutuklanmış, tutukluluk kararına yaptığı itiraz sonucu 12/8/2011 tarihinde verilen tahliye kararıyla serbest bırakılmıştır. Başvurucu emsalleriyle birlikte 30/8/2011 tarihinde yüzbaşı rütbesine terfi etmesi gerekirken söz konusu tutuklama olayı nedeniyle terfi ettirilmemiştir. Başvurucunun terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptal edilmesi istemiyle yaptığı başvuru, Kara Kuvvetleri Komutanlığının 26/8/2011 tarihli işlemiyle reddedilmiştir. Başvurucu “terfiinin yapılmaması işleminin iptali ve özlük haklarının yasal faiziyle iadesi” istemiyle dava açmıştır. AYİM Birinci Dairesinin 19/9/2012 tarihli ve E.2011/1880, K.2012/896 sayılı kararı ile başvurucunun terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin esastan iptaline, 30/8/2011 tarihinden itibaren eksik ödenen tüm özlük hakları farklarının yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Kararda şu ifadelere yer verilmiştir:"Dosyadaki bilgi ve belgelerden, … davacının emsalleriyle birlikte normal olarak 2011 tarihinde yüzbaşı rütbesine terfi etmesi gerektiği, ancak tutuklanması nedeniyle davalı idarece terfi işleminin yapılmadığı, davacının bu işleme karşı silsileler yolu ile yaptığı idari başvuruya, K.K.K.’lığının 2011 tarihli yazısı ile olumsuz cevap verildiği …davacının da terfi ettirilmeme işleminin iptali istemiyle süresinde iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.…Buna göre itiraz müessessinin niteliği de dikkate alındığında; tutuklama kararına süresinde yapılan itiraz üzerine, yapılan ilk incelemede itirazın kabulüne karar verilmesi halinde, gerekçeden hareketle artık tutuklama kararının vaki olmuş sayılmasını kabul etmek yasal olarak mümkün görünmemektedir. Bu nedenle yapılan terfi ettirmeme işlemin[in] hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Dairemizin bu kabulünün doğal sonucu olarak da, davacının 30 Ağustos 2011 tarihinden itibaren rütbe terfii yapamamasından doğan tüm özlük haklarının farklarının da idarece tazminine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır." Bu kararın 9/11/2012 tarihinde tebliği üzerine başvurucu, söz konusu terfi ettirilmeme işlemi nedeniyle manevi zarara uğradığından bahisle dilekçe tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 000 TL tazminatın tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle 16/11/2012 tarihinde AYİM'de dava açmıştır. AYİM Birinci Dairesi 18/12/2012 tarihli ve E.2012/1525, K.2012/1517 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:“Görüldüğü üzere yukarıdaki hükme [4/7/1972 tarihli 1602 sayılı AYİM Kanunu’nun maddesi, bkz. § 16] göre iptal davasının sonuçlanmasını müteakip tazminat davası açılabilmesi için işlemin iptaline ilişkin dava ile birlikte tazminat davası açılmamış olması gerekmektedir. Zira bir idari işlemden doğan zararların bölümlere ayrılarak bir bölümünün iptal davasıyla birlikte, diğer bölümünün ise iptal davasının sonuçlanması üzerine dava konusu edilmesi yani kısmi dava açılması mümkün değildir (Nitekim Dairemizin kararları bu yöndedir. Bkz. AYİM 1’nci Dairesinin 2011 gün ve E:2011/1049, K:2011/1183 sayılı kararı, AYİM 1’Dairesinin 2012 gün ve E:2009/1525 sayılı kararı).Yukarıda belirtilen mevzuat hükmü ve açıklama çerçevesinde davacının talebini değerlendirdiğimizde; davacı tarafından 06 Aralık 2012 tarihinde rütbe terfi ettirilmeme işleminin iptali istemiyle açılan davada, işlemin iptaliyle birlikte davacı, terfi ettirilmesi gereken tarihten itibaren özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini de talep etmiştir. Diğer bir ifadeyle davacı, maddi zararının tazminini de talep etmiştir. Dolayısıyla tam yargı davasını iptal davasıyla birlikte açma yolunu tercih etmiştir. Bunun üzerine Dairemizce 2012 tarihli ve 2012/1880-896 E/K sayılı kararla, davacının talebi doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Davacı tarafından iptal davasıyla birlikte özlük hakkı da talep edilmiş olmakla, diğer bir ifade ile iptal davası ile birlikte tam yargı davası da açılmış olmakla, davacının 1602 sayılı Kanun’un 42’nci maddesinde kendisine tanınan hakkı kullandığı, işlemin iptaline karar verilmesini müteakip ayrıca manevi tazminat talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığı değerlendirildiğinden dava konusu manevi tazminat talebinin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." Söz konusu kararın 17/1/2013 tarihinde öğrenilmesi üzerine başvurucu 4/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanun’un “İptal ve tam yargı davaları” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”