22. Hukuk Dairesi 2012/15376 E. , 2013/4473 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVACI-KARŞI DAVALI : ... ADINA VEKİLİ DAVALI-KARŞI DAVACI : DAVA : Davacı-karşı davalı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine; davalı-karşı davacı, ihbar tazminatı ücretinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, asıl davanın kabulüne, karşı dava hakkında ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermiştir. Hüküm …
**22. Hukuk Dairesi 2012/15376 E. , 2013/4473 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVACI-KARŞI DAVALI : ... ADINA VEKİLİ DAVALI-KARŞI DAVACI : DAVA : Davacı-karşı davalı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine; davalı-karşı davacı, ihbar tazminatı ücretinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, asıl davanın kabulüne, karşı dava hakkında ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davalı-karşı davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesini ücretleri ödenmediği gerekçesiyle haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, davalıdan kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili ücret alacağının ödetilmesini istemiştir. Davalı-karşı davacı vekili, davacıya ücretlerinin ödendiğini, şirketten herhangi bir alacağı bulunmadğını, iş sözleşmesinin feshinin haklı bir sebebe dayanmadığını belirterek davanın reddini savunmuş ve haksız fesihten dolayı ihbar tazminatı talebinin hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkemece, davacının feshinin haklı sebebe dayandığı gerekçesiyle davacı-karşı davalının taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir. İşin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunup bulunmadığı hususu öncelikle irdelenmelidir. Mahkemece davada verilen davanın kabulüne ilişkin kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve kanuni gerekçeleriyle birlikte mahkemenin yazmasından ibarettir. Artık bu karardan dönme (rücu) imkanı olmadığı gibi, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edilikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerekir. Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve kanunlarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur.