T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 29/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : 1-... ... DAVALI : 2-... DAVALI : 3-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 29/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : 1-... ... DAVALI : 2-... DAVALI : 3-... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 02/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 09/06/2023 tarihinde davalı sigorta şirketinin sigortalısı ...'na ait ...plakalı otomobilin, sürücü ... sevk ve idaresinde iken, sürücüsü ve maliki müvekkili ... olan... plakalı motosiklete çarptığını ve maddi hasarlı-yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkilinin motosikletinde hasar meydana geldiğini; aracın tamir edilmesi için tamirciye verilmesi üzerine de müvekkilinin aracından mahrum kaldığını ve aracın değer kaybına uğradığını, ayrıca müvekkili sürücü ...'ın yaralandığını ve tedavi gördüğünü belirterek, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; davacı....lehine uzman bilirkişiden alınacak tazminat hesap raporuna göre davacının maddi tazminat tutarı belli olduktan sonra peşin harcı yatırmak suretiyle, davalılardan şimdilik 10,00-TL tedavi/hastane masrafı (belirsiz alacak), 10,00-TL bakıcı gideri (belirsiz alacak), 10,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı (belirsiz alacak), 10,00-TL değer kaybı (belirsiz alacak), 10,00-TL hasar bedeli (kısmi alacak), 10,00-TL mahrumiyet bedeli (belirsiz alacak) olmak üzere toplam 60,00-TL maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan (Mahrumiyet bedeli yönünden yalnızca davalı sürücü ve araç sahibinden) müteselsilen tahsiline, davacı ... lehine 40.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sürücü ve araç sahibinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 07/02/2025 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, fazlaya ilişkin her türlü hak, talep ve ek dava ikame etme hakları saklı kalmak kaydıyla 10,00-TL olarak talep edilen tedavi gideri alacaklarını 490,00-TL artırarak 500,00-TL'ye, 10,00-TL olarak talep edilen geçici iş göremezlik zararı taleplerini 2.825,60-TL artırarak 2.835,60-TL'ye, 10,00-TL olarak talep edilen hasar bedeli alacaklarını 14.660,94-TL artırarak 14.670,94-TL'ye, 10,00-TL olarak talep edilen mahrumiyet bedeli alacaklarını 2.195,00-TL artırarak 2.205,00-TL'ye, 10,00-TL değer kaybı alacak taleplerini 4.990,00-TL artırarak 5.000,00-TL'ye çıkardıklarını ve 10,00-TL olarak talep ettiğimiz bakıcı giderinin ise 10,00-TL olarak kabul edilmesini talep ettiklerini; talep edilen alacaklarını toplamda 25.161,54-TL artırdıklarını beyanla; alacaklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek davalı şahıslar yönünden yasal faizi, davalı sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, mahrumiyet bedeli yönünden davalı gerçek kişilerin sorumlu tutulmasını, 40.000,00-TL manevi tazminat alacaklarının kabulü ile davalı şahıslardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunmuş, araç mahrumiyet bedeli taleplerinin müvekkili şirketin poliçe teminat kapsamında olmadığını, dava konusu kazaya ilişkin gerçek kusur oranlarının saptanması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun gerçek zarar üzerinden sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise kusur oranının net bir şekilde belirlenmesinin önem taşıdığını, çünkü sigortanın bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketinin, yalnızca sigortalı aracın sebep olduğu riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü (poliçede gösterilen limit meblağın tamamını değil) üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp saptayarak ödemesinin esas olduğunu, dava konusu kaza sebebiyle tutulan kaza tespit tutanağında belirtilen kural ihlallerine katılmadıklarını, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kaza sebebiyle bir kusuru bulunmadığını, dava konusu kazanın, davacı ... plakalı araç sürücüsü...'in kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması sebebiyle gerçekleştiğini, dolayısıyla sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmaması sebebiyle davacının davasının reddini talep ettiklerini, dava konusu kazada kusur oranlarının ayrıntılı tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, davacının kaza anında motosiklet sürücüsü olduğu, kullanması gereken koruyucu ekipmanları kullanmadığını, davacı tarafın kaza sonrasında yaralandığı bölgelerin koruyucu ekipmanlarının olmadığını kanıtladığını, davacı tarafın müterafik kusuru sebebiyle belirlenecek tazminattan Yargıtayın Yerleşik İçtihatları gereğince %20 oranın indirim yapılması gerektiğini, dava konusu kazanın iş kazası olduğu, davacının motokuryelik yaptığı anda olduğunu, dolayısıyla davacıya SGK'ya başvuru yapması için kesin süre verilmesini talep ettiklerini, huzurdaki dava iş kazası olması sebebiyle davacının SGK'ya başvurarak psd talep etmesi gerektiğini, aksi halde mükerrer ödeme olacağını, davaya konu kazanın bir iş kazası olması sebebi ile davacıya bu kaza sebebi ile rücuya tabii maaş bağlanıp bağlanmadığının belirlenmesini talep ettiklerini, bu konuda davacının SGK ya başvurusu bulunmuyor ise, mükerrer ödemeye sebep olmamak için davacının iş kazası yönünden maluliyet ödemesi için SGK ya başvuru yapmasının sağlanması ve neticesinin beklenmesi gerektiğini, davacı tarafın geçici iş göremezlik zararı oluşmadığını, müvekkili şirketin, geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığını, davacının kazadan sonra ne kadar süreyle çalışamadığını ispat etmesi gerektiğini, zira fiili durum varken varsayımsal verilerin nazara alınamayacağını, bu sebeple davacının geçici iş göremezlik taleplerinin reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığını, 01/06/2015 Tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Trafik Poliçesi Genel Şartlarınca müvekkili şirketin geçici iş görmezlik sebebi ile bir sorumluluğunun kalmadığını, tedaviye başlamasından sürekli sakatlık raporu alınıncaya kadar yapılan, bedenen eski hale gelmesi için yapılan tüm tedavi giderleri, Bakıcı (refakatçi) giderleri, Geçici iş görmezlik kayıpları Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumluluğu içine alındığını, davacıya SGK tarafından bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, rücuya tabi ödemelerin belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, 6111 Sayılı Yasa, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe girdiğini somut olayda davanın 16/12/2016 tarihinde açıldığını, davanın 6111 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra açılması nedeniyle SGK'nın 6111 Sayılı yasaya göre talep edilen tedavi giderinin tamamından sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, yeni genel şartlar ile tedaviye başlamasından sürekli sakatlık raporu alınıncaya kadar yapılan, bedenen eski hale gelmesi için yapılan tüm tedavi giderleri, bakıcı (refakatçi) giderleri, Geçici iş görmezlik kayıplarının Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğu içine alındığını, bu yasa maddesi gereğince de davacının tedavi giderlerine ilişkin taleplerin tümüyle reddi gerektiğini, değer kaybı bedelinin genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, davaya konu hasar bedelinin tespiti için bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, yine aracın sovtaj bedeli belirlenip aracın kaza tarihindeki 2.el piyasa rayiç değeri olarak belirlenen miktardan düşülmesi gerektiğini, faiz hakkında beyanlarının hüküm aşamasında nazara alınmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin sigorta şirketi olduğunu, kazanın tarafı olmadığını, faiz sorumluluğunun başlayabilmesi için temerrüde düşmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düştüğü tarihten itibaren faiz sorumluluğu başladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları,... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen adli tıp raporu bir arada değerlendirildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; Hasar Bedeli Yönünden; 14.670,94 TL hasar bedelinin; davalı Sigorta Şirketi'nden poliçe teminat limitleri ile sınırlı kalmak üzere10,00 TL'lik kısmına temerrüt tarihi olan 20/07/2023 tarihinden; bakiye 14.660,14 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 07/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davalılar ... ve ...yönünden ise 10,00 TL'lik kısmına kaza tarihi olan 09/06/2023 tarihinden; bakiye 14.660,14 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 07/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Değer Kaybı Bedeli Yönünden; 5.000,00 TL değer kaybı bedelinin; davalı Sigorta Şirketi'nden poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere 20/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte;davalılar ...ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 09/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Araç Mahrumiyet Bedeli Yönünden; 2.205,00 TL araç mahrumiyet bedelinin; davalı davalılar ... ve ... kaza tarihi olan 09/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, Tedavi gideri ve Geçici İş Göremezlik Tazminatı Talepleri Yönünden; 500,00 TL tedavi gideri ve 2.835,60 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 3.335,60 TL'nin davalı Sigorta Şirketi'nden poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere 20/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davalılar ...ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 09/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi Tazminat Talebi Yönünden; 2.000,00 TL manevi tazminatın; davalı davalılar ...ve ... kaza tarihi olan 09/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, Bakıcı Gideri Talebi Yönünden; davacının bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde; işbu davaya esas alınan bilirkişi raporunda kusur yönünden doğru değerlendirme yapılamadığı için buna bağlı olarak verilen kararın da hukuka ve yasaya uygun olmadığını, zira söz konusu raporda "Sürücü ...'un KTK'un madde 57/1.a "kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, dikkatli olmamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek" kuralını ihlal ettiği, sürücü ...'in herhangi bir kural ihlalinin olmadığı görüş ve kanaatine varıldığını belirtildiğini, kazanın meydana geldiği yerin üç yönlü kavşak olduğunu, kaza öncesinde, davalı yana ait aracın sola dönüş yaparak doğrultu değiştirdiğini, davacıya ait aracın ise doğru istikamette seyrettiğini, çarpışmanın kavşak içinde, davacıya ait aracın ön kısımları ile davalı yana ait aracın sağ yan ön kısımları arasında olduğunu, davalı yana ait araç sürücüsü ...'un "sola dönüş sırasında, karşı yönden gelen ve emniyetle duramayacak kadar yaklaşmış olan davacıya ait aracın geçmesini beklemediğinden" kusurlu olduğunu, davacıya ait araç sürücüsü...'in kural ihlalinin tespit edilmediğinin belirtildiğini, buna göre kazanın kavşakta meydana geldiğinin açık bir şekilde anlaşıldığını, raporda da bahsedildiği üzere KTK'nun madde 57/1.a "kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, dikkatli olmamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek" kuralı bulunduğunu, bu kuralın davacı için de geçerli olduğunu, ancak bilirkişi raporunda davacının kavşakta hızlı olduğu ve yavaşlamadığı, kazanın oluş şeklinde anlaşılmasına rağmen davacının herhangi bir kural ihlalinin olmadığının belirtildiğini, oysa ki hayatın olağan akışına göre göz göre göre karşı şeritten yakın mesafede bir aracın geldiğini gören birisinin yola çıkması mümkün olmadığını, davacının oldukça uzak mesafede olduğu için sola dönüş gerçekleştirdiğini ancak asıl "kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, dikkatli olmamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek" suretiyle kural ihlali yaparak oldukça hızlı gelen ve kesinlikle yavaşlamayan davacının bu kazanın oluşmasına sebep olduğunu, zira kendisinin kurallara uyarak kavşağa yaklaşırken yavaşlasaydı ve gerekli dikkat ve özeni gösterseydi kendisinin dönüşünü tamamladıktan sonra rahatlıkla yoluna devam edebileceğini ancak aşırı hızlı olması sebebiyle kendisinin dönüşünü tamamlamadan gelerek kendisine çaptığını, kaldı ki kaza sonrasında davacının verdiği ifadesinde " ...Motorsikletimin bir anda hakimiyetini kaybederek duramadım ve beyaz renkli aracın sağ kısmına çarparak motorsikletimden düşerek yaralandım..." şeklindeki kendi beyanları ile kabul ettiği üzere, kavşağa yaklaşmasına rağmen hızını hiç azaltmadan seyrine devam ettiğini ve kullandığı araca çarparak kazanın oluşumuna kendi kusuru ile sebep olduğunu, dolayısıyla işbu kazada kendisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketi tarafından sunulan uzman görüşü raporunda da davacının %25 oranında tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasında çelişki mevcutken bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin bozma sebebi olduğunu, 26/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının geçici iş göremezlik süresinin 10 güne kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, dolayısıyla kesinlik söz konusu olmayıp ihtimale dayalı olarak fazla gün belirlemesi yapıldığını, 10 günlük geçici iş göremezlik süresi kesin ve netmiş gibi hükme esas alındığını, bunun kabul edilemeyeceğini, zira davacının 10 gün boyunca çalışamadığını kesin ve net bir şekilde ispat etmesi gerektiğini, ancak dosya kapsamında bunun mümkün olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan raporda davacı için 3 günlük istirahat -geçici iş göremezlik süresi belirlendiğini, ATK raporunda tespit edilen 10 günlük geçici iş göremezlik süresi, fiili durum ile bağdaşmadığını, bu sebeple davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik süresinin fiili durum olan 3 günlük süre için hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozma nedeni olduğunu, davacının kullandığı aracın motorsiklet olduğu dikkate alındığında güvenlik için takması zorunlu olan koruyucu yelek, dizlik, kask vs kullanmadığının anlaşıldığını, dolayısıyla davacının kendi ihmal ve kusuru sonucu oluşan zararı artırdırdığı göz önüne alındığında tüm zarardan kendisinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında bizzat davacı tarafından yapılan tedavi giderlerine ilişkin sunulan herhangi bir belge vs olmamasına rağmen yerel mahkemece buna ilişkin hüküm kurulmasının yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, 6111 Sayılı Kanunun 59. Maddesi gereğince KTK 98. Maddesi değişikliğe uğramış "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını, davacının talep ettiği bedelin faturalı -belgeli tedavi gideri olup kendisinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dosya kapsamında alınan değer kaybı hasar bedeli ve araç mahrumiyet bedeline ilişkin hesaplamaların hatalı olduğunu, işbu raporlar doğrultusunda verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, aracın zarar gören yerlerinin ön burun, kafa demiri, akü yatağı, far paneli, ön disk olduğundan değer kaybı oluşmasının mümkün olmadığını, piyasa değeri bile (hasarsız) 40.000,00 TL olan bir motorsiklette 5.000,00 TL değer kaybı oluşmasının fiilen imkansız olduğunu, davacının değiştiğini belirttiği parçaların aracın ön ve plastik parçaları olup bu parçaların değişimi sebebiyle değer kaybı oluşmadığını, davacının aracının 2022 model olup, aracın km'sinin çok yüksek olması sebebiyle araçta değer kaybı oluşmasının da mümkün olmadığını, hükme esas alınan raporda belirlenen araç hasar bedelinin fahiş olduğunu, hasar onarım bedeline iskonto uygulanması gerektiğini, ancak bilirkişi raporunda böyle bir indirim yapılmadığını, ayrıca davacı tarafça aracın onarımına ilişkin fatura sunulmamış olmasına rağmen faturalarda yer alan KDV bedelinin hasar miktarına eklenmesinin yerinde olmadığını, olmayan bir faturanın KDV miktarı, davacı lehine hükmedilerek, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğunu, davacının aracının motorsiklet olduğu ve araçta yapılan işlemlerin ön burun, ön far, ön far paneli ve ön disk parçasının montajı ve değişimi olduğu dikkate alındığında raporda 7 gün süreceği şeklindeki görüş ve kanaatin sebepsiz zenginleşmeye sebep açtığını, zira ağır bakım gerektiren otomobil tarzı araçlarda dahi tamir süresinin 7 gün bulmasının oldukça düşük bir ihtimalken motorsiklet olan aracın basit ve hemen giderilebilecek parça değişimlerinin 7 günlük bir süreyi almayacağının kesin olduğunu, ayrıca günlük belirlenen kiralama bedelinin de fahiş olduğunu, mahkemece ayrıca davacı lehine manevi tazminata hükmedilmişse de, davaya konu kazanın davacının dikkatsizliği ve kusuru sebebiyle meydana geldiği için kendi kusurlu davranışına dayalı olarak tazminat istemesinin hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece hükme esas alınan 12/09/2024 tarihli kusur bilirkişi raporuna itirazları giderilmeden hüküm kurulduğunu, 12/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne %100 oranında kusur verildiğini, fazla kusur belirlendiğini, bu kusur oranına katılmadıklarını, sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın gerçekleşmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, dava konusu kazanın, davacının kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması sebebi ile meydana geldiğini, kaza sonrası davacının vermiş olduğu ifadesinde "... Motosikletimin bir anda hakimiyetini kaybederek duramadım ve beyaz renkli aracın sağ kısmına çarparak motosikletimden düşerek yaralandım..." şeklindeki kendi beyanları ile kabul ettiği üzere, kavşağa yaklaşmasına rağmen hızını hiç azaltmadan seyrine devam ettiğini ve sigortalı araca çarparak kazanın oluşumuna kendi kusuru ile sebep olduğunu, davacının sigortalı aracın kavşaktan dönme halinde olduğunu görmesine rağmen ve kavşağa yaklaşmasına rağmen hızını yavaşlatmadığını, bu nedenle sigortalı araca çarptığını, kavşakta dönüş yapmakta olan sigortalı araç sürücüsünün, kavşaklarda dönüş kuralları gereğince hızını azaltmış olması nedeniyle davacının aracından kaçma ve kazayı önleme imkanı olmadığını, davacının kendi aracının hakimiyetini ve kontrolünü sağlayamaması, hızını koşullara göre düşürmemesi nedeniyle motosikletten düşerek yaralanmasına doğrudan kendisinin sebep olduğunu, motosikletini dönmekte olan sigortalı aracın üzerine süren davacının; kazanın oluşumunu önlemek için, gerek manevra yaparak yönünü değiştirmek, gerek hızını azaltarak aracını durdurmak bakımından gerekli tedbir ve aksiyonu almadığını, trafiğin gerektirdiği dikkati göstermediğini, dilekçeleri ekinde sundukları ve yargılama sırasında 20/09/2024 tarihli itiraz dilekçeleri ekinde de sundukları uzman görüşü raporunda; davacı sürücü...'in, idaresinde bulunan ... plakalı motosikleti ile kaza mahalli olan kavşağa geldiğinde hareket eden aracı görmesine rağmen hızından dolayı duramadığı, aracın teknik özelliğine, görüş ve yol şartlarına göre hızını ayarlayamadığı anlaşıldığından ve KTK 52/a maddesinde belirtilen "Sürücüler kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak zorundadırlar." hükmü ile 52/b maddesinde belirtilen "Sürücüler hızlarını görüş, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar." hükümlerini ihlal ettiğinden dolayı %25 oranında tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporu ve uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulmuş olmasının bozma nedeni olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan kusur belirlemesinin hatalı olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun gerçek duruma aykırı olarak fazla belirlendiğinin sabit olduğunu, dosyada mevcut beyanlar ve uzman raporu ile davacı ...'in kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ortaya çıktığını, bilirkişi raporu ile uzman raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve net kusur durumunun belirlenmesi açısından, dosyanın Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması sebebiyle kararın bu yönüyle kaldırılmasını talep ettiklerini, hükme esas alınan 26/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının geçici iş göremezlik süresinin 10 güne kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, bu hususu kabul etmediklerini, sürenin fazla belirlendiğini, davacı için 10 gün süre ile geçici iş göremezlik dönemi belirlenmiş ise de, bu sürenin fazla olduğunu kesinlikle kabul etmediklerini, Adli Tıp raporunda davacının geçici iş görmezlik süresinin 10 güne kadar uzayabileceği şeklinde tahmine dayalı belirleme yapıldığını ve 10 günlük geçici iş göremezlik süresi esas alınarak hüküm kurulduğunu, bu sebeple davacının 10 gün süreyle geçici iş göremezlik zararı olduğu ve sigortalı ...plakalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu varsayımına dayanılarak farazi bir şekilde davacının asgari ücret ile geçici iş göremezlik zararının 2.835,60 TL olduğunun tespit edildiğini, bu hususa katılmadıklarını, davacı tarafından dosyaya sunulan raporda davacı için 3 günlük istirahat- geçici iş göremezlik süresi belirlendiğini, ATK raporunda tespit edilen 10 günlük geçici iş göremezlik süresinin, fiili durum ile bağdaşmamakla, bu sebeple davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik süresinin fiili durum olan 3 günlük süre için hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının bozma nedeni olduğunu, dinlenen davacı tanıklarının dahi, davacının kaza sonrası aynı gün taburcu olduğunu beyan ettiğini, davacının kaza ile aynı gün 09/06/2023 günü akşam saat 20:23'te ... Polis Merkezi Amirliği'ne giderek ifadesini verdiğini, davacının hastaneden aynı gün taburcu olduğunun sabit olduğunu, mevcut durum ile uygun fiili durum ile tespit edilen 3 günlük süre yerine, ATK raporunda tahmine dayalı olarak belirtilen 10 güne kadar uzayabileceği şeklindeki süre nazara alınarak hüküm kurulmuş olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararın bu nedenle de kaldırılmasını talep ettiklerini, davacının kaza sırasında motosiklet sürücüsü olduğunu, davacının yaralanma bölgelerinin dirsek ve diz bölgesi olduğunu, davacının dizlik, koruyucu yelek kullanmaması sebebi ile zararın artmasına sebep olduğunun ortada olduğunu, davacı lehine bir tazminat belirlemesi yapılırken %20 müterafık kusur indirimi uygulanması gerekirken bu indirim uygulanmadan karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacı tarafın dava konusu kaza sebebiyle oluşan tedavi giderlerini (hastane, ilaç, yol) müvekkil şirketten talep ettiğini, bu hususu kabul etmediklerini, kaldı ki, davacının mahkemeye dava konusu kaza sebebiyle tedavi giderleri bakımınından ne kadar harcama yaptığına ilişkin hiç bir belge sunmadığını, davacının talep ettiği bedelin faturalı - belgeli tedavi gideri olup müvekkili şirketin sorumluluğundan çıkarıldığını, 01/06/2015 Tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Trafik Poliçesi Genel Şartlarınca müvekkili şirketin tedavi giderleri sebebi ile bir sorumluluğunun kalmadığını, 6111 Sayılı Yasanın, 25/02/2011 tarihinde yürürlüğe girdiğini davanın, 6111 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra açıldığının anlaşılmasına göre, SGK'nın 6111 Sayılı yasaya göre talep edilen tedavi giderinin tamamından sorumlu olduğunu, bu nedenle verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 21/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda değer kaybı ve maddi hasar yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ve davalı müvekkili şirketin değer kaybı bedelinden sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere, hükmedilen değer kaybı tutarının hatalı olduğunu, değer kaybı belirlenirken zarar gören aracın yaşı , km sinin nazara alınmadığını, aracın yaklaşık 11.000 km'de olduğunu, bu kadar km si yüksek bir araçta değer kaybı oluşmasının mümkün olmadığını, aracın zarar gören yerlerinin ön burun, kafa demiri, akü yatağı, far paneli, ön disk olduğundan değer kaybı oluşmasının mümkün olmadığını, piyasa değeri bile (hasarsız ) 40.000 TL olan bir motosiklette 5.000 TL değer kaybı oluşmasının fiilen imkansız olduğunu, davacının değiştiğini belirttiği parçaların aracın ön ve plastik parçalar olup bu parçaların değişimi sebebiyle değer kaybı oluşmadığını, davacının aracının 2022 model olduğu, aracın km sinin çok yüksek olması sebebi ile araçta değer kaybı oluşmasının da mümkün olmadığını, buna karşılık yerel mahkeme tarafından fahiş bir değer kaybına hükmedildiğini, bu durumun taraflarınca kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; kasko değer listeleri üzerinden yapılan araştırmaya kasko değerinin güncel olarak 53.415,00- TL, kaza tarihi (Haziran 2023 itibariyle 51.302,00- TL olduğunun görüldüğü belirtilmesine rağmen, bilirkişi raporunda güncel internet ilanları üzerinden yapılan araştırmalara göre denilerek, tamamen farazi bir şekilde, aracın hasarsız piyasa bedelinin kaza tarihi itibariyle 45.000- TL olacağı kanaatine varıldığını, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, aracın hasarsız piyasa değerinin tamamen farazi değerlendirmelerle belirlendiğini ve denetime elverişli olmadığını, zira bahse konu piyasa değerlerinin nasıl ve ne şekilde tespit edildiği, hangi kaynaklara dayandırıldığı gibi hususlarda ayrıntılı ve açık bir izahatta bulunulmadığını, bu haliyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli değilken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının bozma nedeni olduğunu, değer kaybı bedelinin genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, bu sebeple reel piyasa şartlarına göre hesaplandığı iddia edilen değer kaybı tazminatının hükme esas alınması sebebi ile kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, hükme esas alınan raporda belirlenen araç hasar bedelinin fahiş olduğunu, hasar onarım bedeline iskonto uygulanması gerektiğini, ancak bilirkişi raporunda böyle bir indirim yapılmadığını, ayrıca davacı tarafça aracın onarımına ilişkin fatura sunulmamış olmasına rağmen, faturalarda yer alan KDV bedelinin hasar miktarına eklenmesinin yerinde olmadığını, olmayan bir faturanın KDV miktarı, davacı lehine hükmedilerek, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı yaralanma ve maddi hasar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davalıların maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusu açısından; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca istinaf edilemez. İstinafa konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, ilk derece mahkemesi karar tarihi (2025) itibarıyla 40.000,00 TL'dir. Dosya içeriğine göre, davaya konu alacağın toplam 27.211,54 TL olduğu ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilince ve davalı ... tarafından istinafa konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ....'un istinaf başvurularının HMK'nın 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir. Davalıların manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusu açısından; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kanun'nun 56. maddesinde "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." şeklinde belirtilmiştir. TBK'nın 56. maddesine göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.(Y. 4. HD. 2022/516 Esas ve 2024/8516 Karar sayılı ilamı) Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, meydana gelen trafik kazasında dönüş kuralına aykırı hareket eden davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun sabit olmasına, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, yaralanmanın boyutu, olayın davacı üzerindeki olası etkisi, hak ve nesafet kaideleri gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğuna göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalı ...'un istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddi tazminat yönünden,... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2025 tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararı miktar itibariyle kesin olduğundan davalılar ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalı...un istinaf başvurularının HMK'nın 341/2. ve 352. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Manevi tazminat yönünden, ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2025 tarih, ... Esas ....Karar sayılı kararına karşı davalı ...'un istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Davalı... yönünden, alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden, bu davalıdan alınan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.29/01/2026 ... Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.