1. Hukuk Dairesi 2009/5118 E. , 2009/6045 K. "" MAHKEMESİ : KARASU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına kayıtlı 5 ada 7 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasını istemiştir. Davalılar, tapu kaydına güvenilerek taşınmazın satın alındığını, başka bir yerle trampa edilmesi gerektiğini, bildirip, davanın reddini savunmuşl…
**1. Hukuk Dairesi 2009/5118 E. , 2009/6045 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARASU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/03/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına kayıtlı 5 ada 7 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasını istemiştir. Davalılar, tapu kaydına güvenilerek taşınmazın satın alındığını, başka bir yerle trampa edilmesi gerektiğini, bildirip, davanın reddini savunmuşlar olmazsa kıyı çizgisi nedeniyle uğradıkları zararın tazminine karar verilmesini istemişler, dahili davalı O... M... B... , davaya yanıt verememiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının keşfen belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı Ümit Acar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve terkin isteğine ilişkindir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan bölümleri yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmü davalı kabul kapsamına giren bölüm yönünden temyiz etmiştir.. Dosya içeriğine ve toplanan delillerden çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 5.3.1967 tarihinde kesinleştiği davanın ise 15.9.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her nekadar, nizalı taşınmazların kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümlerinin devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin "bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" ve 3.maddesi ile ile eklenen geçici 10.maddesinin " bu kanunun 12.maddesinin 3.fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 5.3.1967 ile davaların açıldığı tarihler arasında 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.