4. Hukuk Dairesi 2025/1619 E. , 2025/17064 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1008 E., 2024/1562 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/217 E., 2023/368 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazır…
4. Hukuk Dairesi 2025/1619 E. , 2025/17064 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1008 E., 2024/1562 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/217 E., 2023/368 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı olup dava dışı .......... satılan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası nedeniyle üçünü kişilere yapılan tazminat ödemelerinin rücuen tazmini amacıyla davalı tarafından müvekkili aleyhine dört farklı icra takibi başlatıldığını, süresinde takiplere itiraz edilmediğinden takiplerin kesinleştiğini, ancak müvekkilinin davalıya baoçlu olmadığını, kazaya karışan ve müvekkili adına kayıtlı olan aracın müvekkili ile ............'ün kendi aralarında ve tanıkların da huzurunda imzalanan sözleşme ile satıldığını, ödemenin bir kısmının peşin, bir kısmının ise kısım kısım banka kanalıyla yapıldığını, ödeme dekontlarından gönderilen paranın aracın satışına ilişkin olduğunun anlaşılacağını, .... .... aracın sürücüsü değil maliki olduğunu, sigorta şirketinin .............'e rücu etmesi gerektiğini, kazanın aracın fiilen dava dışı ............e tesliminden yaklaşık 3 ay sonra gerçekleştiğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında her ne kadar borçlu olmadığının tespitini talep etmişse de icra takiplerine ilişkin talebini açık bir şekilde belirtmediğini, huzurdaki davada arabuluculuğa başvurulmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından icra takiplerine itiraz edilmediğinden icra takiplerinin kesinleştiği bilgisinin verildiği, ancak Batman İcra Dairesi'nin 2021/19160 Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin borçlunun itirazı sonucunda durduğunu, devam eden bir icra takibi bulunmadığından davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın arabuluculuğa tabi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemelerince menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olmadığı hususunda pek çok karar verildiğini, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince de menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olmadığına karar verildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Tüketici Mahkemelerinde açılan menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesi gereğince tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıkların zorunlu olarak arabuluculuğa tabi olmasına, dava konusu uyuşmazlığın aynı maddede tahdidi olarak sayılan dava şartı olarak arabuluculuğun uygulanmayacağı haller arasında bulunmaması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.