Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan Habertürk gazetesinde yayımlanan bazı köşe yazılarında kullanılan ifadelerin başvurucunun kişilik haklarını zedelediği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan Habertürk gazetesinde yayımlanan bazı köşe yazılarında kullanılan ifadelerin başvurucunun kişilik haklarını zedelediği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 26/3/2014 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlığın 9/2/2015 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş ve başvurucu süresi içinde Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; adli yargıda hâkimlik, adalet müfettişliği ve başmüfettişliği, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyeliği yapmıştır. Başvurucu hâlen Yargıtay üyesi olarak görev yapmaktadır. Ulusal düzeyde yayın yapan Habertürk gazetesinin 14/10/2010, 17/10/2010, 28/11/2010, 28/1/2011, 31/1/2011 ve 12/5/2011 tarihli nüshalarında Umur Talu imzası ile sırasıyla “Esas siz istifa etseydiniz Tosun Bey!”, “İtaat ve Terakki!”, “Birdirbir”, “Tekzip, tek tip”, “Suç duyurusu” ve “İki çocuk, iki mektup” başlıklı köşe yazıları yayımlanmıştır. Gazetenin 17/10/2010 tarihli nüshasında yayımlanan “İtaat ve Terakki!” başlıklı köşe yazısında başvurucu hakkında şu ifadelere yer verilmiştir: "…Okur da belli ki, Ertosun gibi devletin kutsal emaneti.Böyle emanetler iktidardan iktidara geçiyor ve bazen karışıklıklar vuku buluyor.Aralık 2000 cezaevi katliamı sırasında, DSP-MHP-ANAP koalisyonu Ceza ve Tevkif Evleri Müdürü olan “hassas terazili hukuk insanı” Ertosun, bu hükümette hem Cemil Çiçek eliyle “üstün hizmet madalyası” almış, hem HSYK’ya münasip görülmüştü.Artık hükümet muhalifi, ama istifa da etmedi!Okur da sanırım benzer “Çiçek” familyasından.Nasıl Çiçek, 12 Eylül sonrası ANAP kuruculuğundan beri “Devlet”in parçası ise, bazı “Adalet” bürokratları da öyle olmalı.“Karışıklık” şuradan:AKP’ye yakın sandığınız biri, “devlet adamı” olarak muhalif çıkmış mesela!Ya da “Devletin adamı” sandığınız, AKP’nin de has adamı olmuş.Belki de bu AKP’nin ve devletin yapısından ileri geliyor:Nasıl devlet biraz AKP ise; AKP de biraz devlet!Belki de, kökler öyle birbirine girmiş ki; “derinlikte” buluşuyor bazen!…İktidar gölgesinde bağımsız yargı olmayacağı gibi; bağımsız ve özgür gazetecilik de hikâye.“Asker gölgesi”nde hiç olamayacağı nasıl kesinse, öyle!Birbirini gırtlaklayan hukukçular ile…Birbirini boğazlayan gazeteciler azıcık düşünseler…“Postal postası” olmanın da “iktidar kuklası” yazılmanın da insana katacağı zerre onur kırıntısı yok!Ancak Tosunbey, Okurbey, Kasımbey filan olur, makam, fırsat, imkân tüketirsiniz…İnsanlık haysiyetinizle birlikte!Terakki için itaat şart olabilir ama boynu eğik, omurgası yamuk suretiniz; suratınızdan paçalarınıza akar!” Gazetenin 28/11/2010 tarihli nüshasında yayımlanan “Birdirbir” başlıklı köşe yazısında başvurucu hakkında şu ifadelere yer verilmiştir: “…BİR MÜDÜR: Koalisyonun ve Türk’ün bakanlığının Cezaevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun’du.BİR