Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3337 E. , 2024/2642 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3337 Karar No : 2024/2642 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Bankası A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/3337 E. , 2024/2642 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3337 Karar No : 2024/2642 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Bankası A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı banka tarafından, ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı iptal kararı üzerine iade edilen KKDF kesintisi ve cezai faiz tutarlarının tecil faizinin de ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile ödeme tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için hesaplanan 3.382.097,74 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; yargı kararıyla hukuka aykırı olarak tahsil edildiği ortaya konulan Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi ve ceza faiz tutarının, davalı idarede kaldığı süre için yasal faiz oranı işletilerek ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından aksi yönde tesis olunan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacı banka tarafından ödenen 15.257.583,81 TL KKDF kesintisi ve cezai faiz tutarının ödendiği tarihten iade edildiği tarihine kadar geçen süre için 3.382.097,74 TL tecil faizinin yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiş ise de, zamanında ödenmeyen amme alacaklarına, taksitlendirilerek tecil edilmesi halinde uygulanacak faiz oranı olan tecil faizinin bakılan olayda uygulanmasına olanak bulunmamakta olup, davacı bankaya iade edilen tutara ancak yasal faizin işletilebileceği, bu halde KKDF kesintisi ve cezai faiz tutarının ödendiği 01/02/2016 tarihinden geri ödemenin yapıldığı 27/11/2017 tarihine kadar işleyen yasal faize göre hesaplanan 2.501.825,73 TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faize faiz yürütülemeyeceğinden, dava konusu faiz tutarının faiziyle birlikte ödenmesi talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, 3.382.097,74 TL tecil faizinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin ise kısmen kabulü ile 2.501.825,73 TL yasal faiz miktarının ödenmesine, fazlaya ilişkin 880.272,01 TL'lik kısmı ile faize faiz işletilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacı bankanın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davacı bankanın zararının, davalı idareye ödemiş olduğu tutarın ödeme tarihi ile iade tarihi arasındaki dönemde kullanılamamasından kaynaklandığı, tazminat miktarının faize faiz niteliğinde olmayıp, davacı banka açısından idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle paranın kullanılamamasından kaynaklanan bir zarar niteliğinde olduğu, zararın hesaplanması bakımından faiz oranlarının ölçüt olarak alınmasının bu miktarın faiz niteliğinde olması anlamına gelmediği, dolayısıyla hesaplanan zarar miktarı üzerinden faiz yürütülmesine de engel bir durum bulunmamakta olup, faize faiz yürütülemeyeceği yönündeki genel ilkeye aykırılık teşkil etmediği sonucuna varıldığı gerekçesiyle 2.501.825,73 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı bankaya ödenmesine, davacı bankanın istinaf başvurusunun tecil faizi ödenmesine ilişkin kısım yönünden ise reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı banka tarafından, 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin 4. fıkrası ve yargı kararları uyarınca yersiz tahsil edilen KKDF ve cezai faizinin iadesi sırasında tecil faizinin uygulanması gerektiği, talep edilen tecil faizinin bankaları açısından idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklanan bir zarar niteliğinde olduğu, zararın hesaplanması bakımından faiz oranlarının ölçüt olarak alınmasının bu miktarın faiz niteliğinde olması anlamına gelmediği, dolayısıyla tecil faizi üzerinden hesaplanan miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin faize faiz işletilmesi niteliği taşımadığı; Davalı idare tarafından, KKDF ve cezai faiz tahakkuklarının iptaline ilişkin Mahkeme kararında faize hükmedilmediği, idarelerince faiz ödemesi yapılabilmesi için kararın idarelerine tebliğinden itibaren infazın gecikmiş olmasının gerektiği ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı bankadan cezai faizli Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) olarak 01/02/2016 tarihinde 15.257.583,81 TL'nin tahsil edilmesi üzerine, davacı banka tarafından KKDF tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlem ile buna bağlı olarak yapılan cezai faiz tarhiyatlarının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemler iptal edilmiştir. Bunun üzerine; davacı banka tarafından, 18/01/2017 tarihli dilekçe ile haksız ve yersiz tahsil edildiği yargı kararı ile ortaya konulan KKDF ve cezai faiz tutarları ile bu tutarlara ilişkin olarak ödeme tarihinden iade tarihine kadar geçecek süre için tecil faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz tutarının ödenmesi talep edilmiştir. 27/11/2017 tarihinde düzeltme fişlerine konu edilen KKDF ve cezai faiz tutarları toplamı 15.257.583,81 TL banka hesaplarına iade edildiği halde, faiz ödemesinin yapılmaması üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 07/06/1988 tarih ve 19835 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 88/12944 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar" ile kalkınma planı ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilebilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla 1211 sayılı Kanun'un 3098 sayılı Kanun'la değişik 40. maddesinin II-b, c fıkralarına dayanılarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu" kurulmuştur. 03/07/2001 tarih ve 24451 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) fıkrasında, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunacağı ve bu kesintilerin vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edileceği hüküm altına alınmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Özel ödeme zamanları" başlıklı 112. maddesinin 4. fıkrasında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, mükellefe red ve iade edileceği düzenlemesi yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun bulunan kısmında, hukuka aykırı olarak tahsil edilen Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) ve ceza faiz tutarının, davalı idarede kaldığı süre için yasal faiz oranı işletilerek ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davacı bankanın 3.382.097,74 TL tecil faizi talebinin kısmen kabulü ile yersiz tahsil edilen 15.257.583,81 TL'nin 01/02/2016-27/11/2017 tarih aralığı için hesaplanan 2.501.825,73 TL yasal faizinin ödenmesine, fazlaya ilişkin 880.272,01 TL'nin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yetki ve usulde paralellik ilkesi, yargı içtihatlarıyla kabul edilmiş olan ve mevzuatta aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece bir idari işlemin tesisinde uygulanan yetki ve usul kurallarının aynı işlemin geri alınması, kaldırılması ve değiştirilmesine yönelik işlemlerde de uygulanmasını ifade etmektedir. Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintilerinin hali hazırda devam etmesine imkan tanıyan 4684 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin (a) fıkrasında, bu kesintilerin vergi kanunlarındaki tahakkuk ve tahsilat hükümlerine göre takip edileceğinin düzenlendiği, ancak yersiz tahsilat yapılması halinde, ne şekilde iade edileceğine dair herhangi bir düzenlemenin yer almadığı görülmektedir. Bu kapsamda, mükellef tarafından ödenmesi gereken KKDF ve cezai faizin, idarece tahakkuk ve tahsili vergi kanunlarına göre yapılacak ise, işlemin geri alınması mahiyetinde olan yersiz tahsilatın iadesi işleminin de yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca vergi kanunlarına göre yapılması, bu nedenle yersiz tahsil edilen vergilerin iadesini düzenleyen 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, idare tarafından davacı bankadan yersiz olarak tahsil edilen KKDF ve cezai faizin iade edildiği tarihe kadar işleyen tecil faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile yersiz tahsil edilen KKDF ve cezai faizin, iade edildiği tarihe kadar işleyen 2.501.825,73 TL yasal faizinin ödenmesine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararının bu kısmına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, davacı banka yersiz tahsilat nedeni ile belli bir süre mülkiyetinde olması gereken bir meblağdan kullanma, tasarruf etme ve harcama şeklinde yararlanma imkanından mahrum kaldığı gibi bu süre zarfında enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri de azalmıştır. Bu noktada faizin, bahse konu aşınma ve değer kaybı nedeniyle paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine verdiği zararın giderilmesi niteliğinde, yani bir tazmin aracı olduğu görüldüğünden, zararın hesaplanması bakımından faiz oranlarının ölçüt olarak alınmasının bu miktarın faiz niteliğinde olması anlamına gelmediği, aksine bu faizin tazminat niteliğine büründüğü sonucuna varılmış olup, bu tazminatın davacıya geç ödenmesinin ise değerinde, geçen süreyle orantılı bir azalmaya neden olacağı açık olduğundan, tecil faizi üzerinden hesaplanan miktara enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını gidermek amacıyla dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği hususunun bu bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararda gözetileceği de tabiidir. Ayrıca uyuşmazlıkta, yersiz tahsil edilen KKDF ve cezai faizin, iade edildiği tarihe kadar işleyen tecil faizinin ödenmemesine ilişkin işlemin iptaline karar verildiği, davacı bankanın KKDF ve cezai faizin iade edildiği tarihe kadar işleyen tecil faizi miktarı olarak hesaplanan 3.382.097,74 TL'nin ödenmesine ilişkin talebinin ise iptal davasının bir sonucu olduğu, iptal davasıyla birlikte ileri sürülen nedenlerle ödeme talebinde bulunulduğu, tahsil edilen yersiz tutarın iadesine yönelik davalı idarenin sorumluluğundan söz edilmediği, idareye tazminatı gerektirir herhangi bir hizmet kusuru atfedilmediği, bu yönüyle davanın tam yargı davası niteliğinde bulunmadığı sonucuna varıldığından, bu bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararda, karar harcının ve vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Dava konusu işlemin iptaline, ... TL tecil faizinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin ise kısmen kabulü ile ... TL yasal faiz miktarının ödenmesine, fazlaya ilişkin ... TL'lik kısmı ile faize faiz işletilmesi talebinin reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan başvurulardan davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi, davacı bankanın istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/06/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Mevzuu" başlıklı 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi bulunduğu; "Mükellef" başlıklı 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; "Harç alma ölçüleri" başlıklı 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; "Değer esası" başlıklı 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; "Harcın nispeti" başlıklı 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; "Nispi harclarda ödeme zamanı" başlıklı 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde ödeneceği; yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda, esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden (Binde 68,31) oranında nispi karar harcı alınacağı kurala bağlanmıştır. 02/01/2019 tarih ve 30643 sayılı sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararı tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olan davalarda vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinin altında kalmamak şartıyla nispi olarak belirleneceği düzenlemesi yer almıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 oranında nispi karar harcı hesaplanması, vekalet ücretinin ise maktu vekalet ücretinin altında kalmamak şartıyla kabul ve/veya reddedilen miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmındaki oranlara göre nispi olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda, temyiz incelemesi yapılan davanın konusu belli bir miktarı içeren dava niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından, bu bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince ödenmesine karar verilecek tecil faizi miktarı üzerinden nispi karar harcı ve nispi vekalet ücretine hükmedilerek davalı idareye yüklenmesine karar verilmesi gerektiği oyuyla, bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararda maktu karar harcı ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX)-KARŞI OY : 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Faizlerde, iratlarda ve bağışlamada temerrüt faizi" başlıklı 121. maddesinin 3. fıkrasında, temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceği; "Faize ilişkin özel kurallar" başlıklı 388. maddenin 3. fıkrasında ise, faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesinin kararlaştırılamayacağı düzenlemelerine yer verilmiştir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Mürekkep Faiz" başlıklı 3. maddesinde, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin saklı olduğu hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları" başlıklı 8. maddesinin 2. fıkrasında, üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartının, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ve her iki tarafın da tacir olduğu ödünç sözleşmelerinde geçerli olduğu hüküm altına alınmıştır. Kamu hukukunda herhangi bir düzenleme bulunmamasına karşın faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi, hukukumuzda Türk Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak kaydıyla açıkça yasaklanmıştır. Özel hukukta dahi belli şartlar altında tatbik alanı bulabilecek nitelikte olan faize faiz yürütülmesi kavramının, belirli ve öngörülebilir nitelikte bir yasal düzenlemeyle şartları belirlenmeksizin kamu hukukunda geçerli ve uygulanabilir nitelikte kabul edilmesinin kamu yararı ile bağdaşan bir yönü bulunmamaktadır. Bu nedenle bu bozma kararı sonrası yapılacak inceleme neticesinde, Bölge İdare Mahkemesince davacı bankaya ödenmesine karar verilecek tecil faizi alacağına davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanacak faizin ödenmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla, bu bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararda tecil faizinin tazminat olarak değerlendirilmesi suretiyle davalı tarafından ödenmesi gereken faizin zamanında ödenmemiş olması nedeniyle söz konusu tecil faizi alacağına davanın açıldığı tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği yönündeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.