DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/598 E. , 2024/3403 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/598 Karar No : 2024/3403 TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR): 1- ... Büyükşehir Belediyesi VEKİLİ : Av. ... 2- ...Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : Kendi adına asaleten, ... ve ...'ya velayeten ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelene
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/598 E. , 2024/3403 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/598 Karar No : 2024/3403 TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR): 1- ... Büyükşehir Belediyesi VEKİLİ : Av. ... 2- ...Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : Kendi adına asaleten, ... ve ...'ya velayeten ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları olan ...'nın, 17/08/2014 tarihinde piknik yapmak için gittiği ... ili, ... ilçesi, ... Baraj Gölü kıyısındaki ... Mesire Alanı Sosyal Tesisleri'nde girdiği baraj gölünde boğularak hayatını kaybetmesinde davalı idarelerin hizmet kusurlarının bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık eş ... için 2.000,00-TL (miktar artırımı sonrası 124.742,19-TL) maddi ve 50.000,00-TL manevi, çocuk ... için 1.500,00-TL (miktar artırımı sonrası 9.557,72-TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi, çocuk ... için 1.500,00-TL (miktar artırımı sonrası 15.732,58-TL) maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; meydana gelen olayda, göle girmeyi engelleyecek yeterli önlemleri almayan davalı idarelerin hizmet kusurlarının bulunduğu gerekçesiyle davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı ...'ya 124.063,55-TL'nin davalı idarelerce (2.000,00-TL'sinin merciine tevdi kararının davalı idarelere tebliğinin tamamlandığı 12/11/2015 tarihinden, 122.063,55-TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğinin tamamlandığı 19/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte) ödenmesine, davacı ...'ya 9.557,72-TL'nin davalı idarelerce (1.500,00-TL'sinin 12/11/2015 tarihinden, 8.057,72-TL'sinin ise 19/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte) ödenmesine, ...'ya 15.732,58-TL'nin davalı idarelerce (1.500,00-TL'sinin 12/11/2015 tarihinden, 14.232,58-TL'sinin ise 19/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte) ödenmesine, miktar artırım dilekçesinde davacı ... için talep edilen 124.742,19-TL maddi tazminatın, 124.063,55-TL dışındaki kısmı yönünden davanın reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, davalı idarelerce her bir davacıya 17.500,00-TL olmak üzere toplam 52.500,00-TL manevi tazminatın, 12/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idareler tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 12/04/2022 tarih ve E:2021/5191, K:2022/2009 sayılı kararıyla; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, İdare Mahkemelerince bilirkişilik kurumuna başvurulması veya mevcut bilirkişi raporunun değerlendirilmesi zorunlu ise de; bilirkişilerce düzenlenen rapora her durumda uyulması zorunluluğunun bulunmadığı, Uyuşmazlığa konu zarara neden olduğu iddia edilen baraj ve sulama tesislerine yönelik olarak işletme, bakım ve onarım çerçevesinde idarelerce gerekli tedbirlerin alınması gerekmekle birlikte, bu tedbirlerin tesisin ve hizmetin kapsam ile sınırları da gözetilerek idarelere aşırı külfet yükleyecek şekilde değerlendirilemeyeceği, Bölge İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, piknik mekanları ile göl kıyısı arasına fiziksel bariyer sistemleri konulmamasında idarelerin hizmet kusurları bulunduğu belirtilmiş ise de; davaya konu olayın, müteveffanın kendi isteğiyle suya girmesi ve bu duruma ailesinin engel olmaması sonucu gerçekleştiği, dolayısıyla olayın, fiziksel engel içermeyen bölgede istem dışı meydana gelen kayma ya da düşme gibi bir nedenle meydana gelmediği, söz konusu yere fiziksel bariyer sistemleri konulmasının, davalı idarelerden beklenemeyecek düzeyde, ölçüsüz ve aşırı külfet yükleyecek bir önlem olacağı, kaldı ki olayın meydana geldiği yere ilişkin dosyadaki fotoğraflar incelendiğinde, bu şekildeki bir önlemin (davalı idareler tarafından söz konusu yere bariyer sistemleri konulmasının) suya girmeyi tam olarak engelleyemeyeceğinden bir tedbir niteliğini de taşımayacağı, bu nedenle uyuşmazlığa konu olayda belirtilen önlemin alınmamış olmasının hizmet kusuru olarak değerlendirilemeyeceği, Diğer taraftan, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde, davaya konu olayın meydana geldiği tesis alanında yüzmenin tehlikeli ve yasak olduğuna yönelik gerekli uyarı levhalarının bulunduğu, ayrıca tesis görevlilerince de kişilerin suya girmemeleri konusunda uyarıldığı hususlarına yönelik tespitlere yer verildiği, Bu haliyle, baraj gölüne girilmemesi hususunda gerek uyarı levhaları, gerekse de sözlü uyarılarla kişilerin ikaz edildiği, dolayısıyla davaya konu olayın önlenmesi hususunda davalı idarelerce makul düzeyde önlemlerin alındığı anlaşıldığından, ortada davalı idarelere atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanan zarar bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacılar yakını müteveffanın olay mahallinde bulunma sebebinin, ... Büyükşehir Belediyesi'nin hizmete sunduğu ... Sosyal Tesislerinde piknik yapmak olduğu ve bu şekilde oluşturulan sosyal tesis alanı mahallinin meskun alana dönüştürüldüğü, bu alanın büyükten küçük yaşlara kadar bir çok insanın (ailelerin) vakit geçirdiği alan haline getirildiği, dolayısıyla tüm baraj gölünün çitlerle çevrilmesi mümkün olmamasına rağmen, piknik alanının etki sahası itibarıyla baraj gölü arasında geçişi engelleyecek ve göle geçişleri zorlaştıracak güvenlik tedbirlerinin davalı idarelerce alınmamasının hizmet kusuru oluşturduğunun açık olduğu gerekçesi eklenmek suretiyle, istinaf başvurularının reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, meydana gelen olayda idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davalı idareler tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davacılar yakını müteveffanın olay mahallinde bulunma sebebinin, ... Büyükşehir Belediyesi'nin hizmete sunduğu ... Sosyal Tesislerinde piknik yapmak olduğu ve bu şekilde oluşturulan sosyal tesis alanı mahallinin meskun alana dönüştürüldüğü, bu alanın büyükten küçük yaşlara kadar bir çok insanın (ailelerin) vakit geçirdiği alan haline getirildiği, dolayısıyla tüm baraj gölünün çitlerle çevrilmesi mümkün olmamasına rağmen, piknik alanının etki sahası itibarıyla baraj gölü arasında geçişi engelleyecek ve göle geçişleri zorlaştıracak güvenlik tedbirlerinin davalı idarelerce alınmamasının hizmet kusuru oluşturduğu anlaşıldığından temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacılar yakını ..., ailesi ile birlikte piknik yapmak amacıyla 17/08/2014 tarihinde ... Mesire Alanı Sosyal Tesisleri'ne gitmiş ve yüzmek amacıyla girdiği baraj gölünde boğularak vefat etmiştir. Bu olayla ilgili olarak düzenlenen 17/08/2014 tarihli olay yeri inceleme raporunda, olayın meydana geldiği ... Mesire Alanı Sosyal Tesisleri içerisinde belirli noktalarda "Suya girmek kesinlikle yasaktır.", "Dikkat tesisimizde can kurtaran hizmeti verilmemektedir." şeklinde yazılı tabelaların olduğuna, mesire alanı ve su kenarlarında yüzmekte olan çocuk ve yetişkinlerin bulunduğuna, suya girmek isteyen ve suda yüzenlerin güvenlik görevlileri ve polis memurları tarafından sık sık ikaz edildiklerinin görüldüğüne ilişkin tespitlere yer verilmiştir. Ayrıca meydana gelen olayla ilgili olarak ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen... tarih ve ... sayılı raporda, davacılar yakınının ölümünün suda boğulma sonucunda meydana geldiği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacılar tarafından 29/07/2015 tarihinde ... Belediye Başkanlığı, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Devlet Su işleri Genel Müdürlüğüne karşı maddi ve manevi tazminat istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava açılmış, anılan Mahkemenin...... tarih ve K:... sayılı kararıyla dava dilekçesinin davalı idarelere tevdiine karar verilmiş, bu karar üzerine dava dilekçesi söz konusu idarelere tebliğ edilmiş, Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünün ...... tarih ve ... sayılı yazısıyla, diğer idareler tarafından ise cevap verilmemek suretiyle davacıların tazminat istemlerinin reddedilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması; başka bir anlatımla, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise, idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan, 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Vazife ve Salahiyetler" başlıklı 2. maddesinde, taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek, sulama tesislerini kurmak, sulama sahalarında mevcut parsellerin tamamını veya aksamını gösterir harita ve planları yapmak veya yaptırmak ve icabı halinde kadastrosunu yaptırmak, anılan tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dahil işletmelerini sağlamak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinin, 1. fıkrasının (m) bendinde, "Büyükşehirin bütünlüğüne hizmet eden sosyal donatılar, bölge parkları, hayvanat bahçeleri, hayvan barınakları, kütüphane, müze, spor, dinlence, eğlence ve benzeri yerleri yapmak, yaptırmak, işletmek veya işlettirmek; ..." hükmü; (n) bendinde, "Gerektiğinde mabetler ile sağlık, eğitim ve kültür hizmetleri için bina ve tesisler yapmak, kamu kurum ve kuruluşlarına ait bu hizmetlerle ilgili bina ve tesislerin her türlü bakımını, onarımını yapmak ve gerekli malzeme desteğini sağlamak." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Israr kararına konu olan husus, davalı idare tarafından işletilen ... Baraj Gölü kıyısındaki mesire alanında yüzmek amacıyla suya giren çocuğun boğulması olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunup bulunmadığına ilişkindir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü" kenar başlıklı 1. maddesinde, "Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar." hükmü; Sözleşme'nin "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2. maddesinde ise "Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur..." düzenlemesi yer almaktadır. Sözleşme'de yer alan söz konusu düzenlemeler ve Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı ile 125. maddesinde düzenlenen idarenin sorumluluğuna ilişkin hükümler birlikte değerlendirildiğinde, Devletin kişilerin yaşama hakkının korunması açısından negatif yükümlülüklerinin yanında pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu sonucuna ulaşılabilecektir. (Anayasa Mahkemesi kararı, Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50) Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da, Sözleşme'nin 2. maddesinin ilk cümlesinin devletlerin yalnızca kasti ve hukuka aykırı ölüme sebebiyet vermekten kaçınmasını değil aynı zamanda kendi egemenlik yetkileri içinde bulunan kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almalarına dair devletlere pozitif yükümlülük yüklediği ifade edilmektedir. (L.C.B/İngiltere, B. No: 23413/94, 9/6/1998, § 36). Bu doğrultuda, devletin öncelikle yaşama hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeleri yapması ve bununla da yetinmeyerek gerekli idari tedbirleri alması gerektiği açıktır. Öte yandan idari yargının yerleşik içtihatları uyarınca, idareler yürüttüğü kamu hizmetiyle illiyet bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanan hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Tüm bu husular bir arada değerlendirildiğinde, bir idari hizmetin yürütülmesi aşamasında yaşama hakkının korunmasına yönelik alınacak idari tedbirlerdeki eksiklikler, devletin yaşama hakkının korunmasına yönelik yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğuracak, meydana gelen zarar ise idarenin kusurlu sorumluluğu ilkesi gereğince tazmin edilecektir. Dolayısıyla, idareye ait yapıların işletilmesinde gerekli güvenlik tedbirlerini alarak, bu alanlarda istenmeyen ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçmek için makul ölçüler çerçevesinde gerekenleri yapmakla yükümlü olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Uyuşmazlık bu aktarılan hususlar bağlamında ele alındığında, uyuşmazlığa konu zarara neden olduğu iddia edilen baraj ve sulama tesislerine yönelik olarak işletme, bakım ve onarım çerçevesinde idarelerce gerekli tedbirlerin alınması gerektiği sonucuna ulaşılmakla birlikte, bu tedbirlerin tesisin ve hizmetin kapsamı ile sınırları da gözetilerek idarelere aşırı külfet yükleyecek şekilde değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, idarelere yüklenebilecek sorumluluk, durumun şartlarına en uygun makul ölçüler çerçevesinde önleyici tedbir almakla sınırlıdır. Bu itibarla, söz konusu yerlerde meydana gelen ölüm ve yaralanma olaylarından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde, idarelerce bu olayların önlenmesinde gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı hususunun ortaya konulması gerekmektedir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, müteveffanın kendi isteğiyle ... Baraj Gölü kıyısında bulunan mesire alanında suya girdiği ve bu duruma ailesinin engel olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca olayın, fiziksel engel içermeyen bölgede istem dışı meydana gelen kayma ya da düşme gibi bir nedenle meydana gelmediği sabittir. Öte yandan, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde, davaya konu olayın meydana geldiği tesis alanında yüzmenin tehlikeli ve yasak olduğuna yönelik gerekli uyarı levhalarının bulunduğu, ayrıca tesis görevlilerince de kişilerin suya girmemeleri konusunda uyarıldığı hususlarına yönelik tespitlere yer verildiği görülmektedir. Bu durumda, söz konusu yere fiziksel bariyer konulması gibi sıkı önlemler alınmamasının hizmet kusuru olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Dolayısıyla, baraj gölüne girilmemesi hususunda gerek uyarı levhaları, gerekse de sözlü uyarılarla kişilerin ikaz edildiği, somut olayda davaya konu olayın önlenmesi hususunda davalı idarelerce makul düzeyde önlemlerin alındığı anlaşıldığından, ortada davalı idarelere atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanan zararın bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davaya konu zararın oluşmasında, davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunmadığı ve dolayısıyla tazminat sorumluluğunun da doğmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulü, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulü yolundaki temyize konu Bölge Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.