başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu türk silahlı kuvvetleri tsk emrinde sözleşmeli istihkam uzman çavuş olarak görev yapmaktayken bağlı olduğu birlik komutanlığı tarafından yayımlanan haftalık eğitim uygulama emriyle kışla içerisindeki sivil otopark yeri zemin dolgu ve düzeltme faaliyetini yürütmek üzere görevlendirilmiştir başvurucu söz konusu görevi ifa ederken kullandığı kamyonun damperinin açılması sonucu meydana gelen kaza neticesinde
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu türk silahlı kuvvetleri tsk emrinde sözleşmeli istihkam uzman çavuş olarak görev yapmaktayken bağlı olduğu birlik komutanlığı tarafından yayımlanan haftalık eğitim uygulama emriyle kışla içerisindeki sivil otopark yeri zemin dolgu ve düzeltme faaliyetini yürütmek üzere görevlendirilmiştir başvurucu söz konusu görevi ifa ederken kullandığı kamyonun damperinin açılması sonucu meydana gelen kaza neticesinde yaralanmıştır gördüğü tedaviler sonucunda ankara gülhane askeri tıp akademisi gata hastanesi tarafından düzenlenen tarihli sağlık raporuyla başvurucu hakkında füzyon ameliyatlısı teşhisine istinaden tskda görev yapamaz kararı verilmiştir il t başvuru numarası karar tarihi söz konusu raporun milli savunma bakanlığınca msb tarihinde onaylanıp kesinleşmesinin ardından tarihinde sağlık nedeniyle başvurucunun tskdan ilişiği kesilmiştir başvurucu tskda görev yapma niteliğini kaybetmesine ve ilişiğinin kesilmesine sebep olan rahatsızlığının görevi sırasında ve görevi nedeniyle geçirdiği kaza sonucu meydana geldiğini belirterek bu olaydan ötürü uğradığı zararların karşılanması talebiyle tarihinde idareye başvurmuştur başvurunun zımnen reddi üzerine tarihinde askeri yüksek mahkemesinde dava açmıştır dairesi daire verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir tarihli ve sayılı kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir öncelikle davanın idari eylemden doğan bir tam yargı davası niteliğinde olduğu tespit edilmiştir yerleşik içtihadına göre başvurucunun tskda görev yapamayacağının tespit edildiği sağlık raporunun kesinleştiği tarihinden itibaren tarihli ve sayılı askeri yüksek mahkemesi kanununun maddesi uyarınca bir yıllık süre içinde zorunlu idari başvuruda bulunması gerektiği belirtilmiştir başvurucunun ise bu süreyi geçirdikten sonra tarihinde idareye başvurduğundan bu başvurunun zımnen reddi üzerine tarihinde açtığı davanın süresinde olmadığı ifade edilmiştir karşıoyda ise dava açma süresinin zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren başlatılması gerektiği belirtilmiştir sağlık raporunun onaylanması ile başvurucunun rahatsızlığının tespit edildiği ancak bu rapora rağmen idarenin tasarrufu ile göreve devam etmesi mümkün olabileceğinden henüz zararın oluşmuş sayılamayacağına dikkat çekilmiştir başvurucunun tskdan ilişiğinin kesildiği tarihi itibarıyla zararın oluştuğunu öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiği dolayısıyla bu tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde yapılan zorunlu idari başvurunun ve akabinde açılan davanın süresinde olduğu ifade edilmiştir başvurucunun karar düzeltme istemi aynı dairenin tarihli ve sayılı kararıyla reddedilmiştir nihai karar başvurucuya tarihinde tebliğ edilmiştir başvurucu tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur iv a ulusal hukuk sayılı kanunun maddesinin birinci fıkrası şöyledir eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların askeri yüksek mahkemesinde dava açmadan önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler b uluslararası hukuk sözleşme avrupa hakları sözleşmesinin sözleşme maddesinin numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir il t li başvuru numarası karar tarihi herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar konusunda karar verecek olan bir mahkeme tarafından davasının görülmesini istemek hakkına sahiptir avrupa hakları mahkemesi avrupa hakları mahkemesi sözleşmenin maddesinin numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarından birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir krallık b no mahkemeye erişim hakkı sözleşmenin maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olup partners as slovakya b no bu kapsamda numaralı fıkra herkesin kişisel hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya bir yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına alır krallık mahkemeye erişim hakkı niteliği gereği devlet tarafından düzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp sınırlamalara tabidir göre bu hak sözleşmenin tanımlamaksızın kabul ettiği bir hak olduğundan bir hakkın kapsamını belirleyen çerçevesini çizen sınırlardan başka sınırlamalara da tabi olabilir ancak hiçbir durumda bu sınırlamalar hakkın özünü zedelememelidir krallık ayrıca bu sınırlama meşru bir amaç izlemeli ve kullanılan araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmalıdır aksi takdirde sınırlama maddenin numaralı fıkrasıyla bağdaşmaz krallık b no temyize başvurma dava açma gibi usul kurallarına ilişkin kanunlarda birtakım süreler öngörülmesi hukuksal güvenlik ilkesi ve mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan ve eksik olan kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet etmektedir ve b no süre koşulu gibi dava açmaya ilişkin usul koşulları birden fazla yoruma neden olabilecek nitelikte ise mahkemeye erişim hakkı kapsamında o yorumlardan birinin davayı açmak isteyen kişileri engelleyecek şekilde katı bir şekilde kullanılmaması veya söz konusu koşulların katı bir uygulamaya tabi olmaması gerekir ve cumhuriyeti b no b no kararında süre aşımı nedeniyle davası reddedilen başvuranın mahkemeye hakkının engellenip engellenmediği hususunu değerlendirmiştir söz konusu olayda başvurucu askerlik hizmetini yerine getirirken tarihinde yaşanan bir çatışmada yaralanmış tedavisi uzunca bir süre devam etmiş ve sonunda başvurucunun yılında askerlikle ilişiği kesilmiştir başvurucu sonraki yıllarda sürekli baş ağrısından ve baş dönmesinden yakınmış yılında başında belirlenemeyen metal bir cismin olduğu tespit edilmiş yılında gatadaki muayenesinde başvurucunun başında mermi olduğu anlaşılmıştır başvurucu tarihinde tazminat almak amacıyla idareye başvurmuş ancak başvurucunun bu talebi reddedilmiştir bunun üzerine başvurucunun idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davada a söz konusu olayın yaşandığı tarihten itibaren beş yıl içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir anılan kararında davanın temelinde yer alan konunun aslen beş yıllık süre sınırını başvurucunun yaralandığı tarihten itibaren hesaplayan yerel mahkeme kararındaki gerekçelendirme olduğunu ifade etmiş başvurucunun tarihinde kafatasındaki mermiden haberdar olmaması tartışma konusu olmadığından kendisinden beş yıl içinde tazminat davası açmasının beklenmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceğine il t li başvuru numarası karar tarihi mahkemenin nazarında şahsi yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının tarafların uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılması gerektiğine hükmetmiş ve süre sınırı hakkındaki katı yorumunun davanın esasının tam olarak incelenmesine engel olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır ve ve başvurusunda da başvurusundaki içtihadını sürdürmüştür başvuruya konu olayda başvuranlar yılından yılına kadar çalışma ortamında asbest maruz kalması sebebiyle oluşan hastalık nedeniyle yılında vefat eden bir teknisyenin eşi ve çocuklarıdır olayda hastalığın amyanttan kaynaklandığı yılında belli olmuş ve başvuranların mirasçısı tarihinde işveren aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır federal mahkemesi on yıllık zamanaşımı süresinin zararın ortaya çıktığı andan değil olayın oluş anından itibaren başlayacağını belirterek davacının yılından sonra maruz kalmadığını önceki olaylar açısından ise taleplerin zamanaşımına uğradığına karar vermiştir söz konusu başvuruda zamanaşımına ilişkin kuralların yol açtığı gibi tetikleyici olaylardan ancak yıllar sonra teşhis edilebilen hastalıklardan muzdarip kişilere sistematik olarak uygulanmasının bu kişileri iddialarını mahkemeler önünde ortaya koyma olanağından yoksun bırakma ihtimali bulunduğuna dikkat çekmiştir kişinin belli bir hastalıktan muzdarip olduğunu bilemeyeceğinin bilimsel olarak kanıtlanmış olduğu durumlarda bu gerçeğin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dikkate alınması gerektiğini belirterek zamanaşımı sürelerinin uygulanmasının başvuranların mahkemeye erişimini söz konusu haklarının özüne halel getirecek derecede kısıtlamış olduğuna karar vermiştir ve v