1. Hukuk Dairesi 2010/4616 E. , 2010/5460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : SORGUN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden 63 ve 64 parsel sayılı taşınmazların maliki olduklarını, komşu parsel maliki olan davalının açık işletme şeklinde kömür çıkarttığını kömür yataklarından aldığı moloz yığınlarını taşınmazın sınırına yığarak görüntü kirliliği oluşturduğunu, estetik ve mimari açıdan görüntüsünü kapattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi
**1. Hukuk Dairesi 2010/4616 E. , 2010/5460 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SORGUN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/02/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden 63 ve 64 parsel sayılı taşınmazların maliki olduklarını, komşu parsel maliki olan davalının açık işletme şeklinde kömür çıkarttığını kömür yataklarından aldığı moloz yığınlarını taşınmazın sınırına yığarak görüntü kirliliği oluşturduğunu, estetik ve mimari açıdan görüntüsünü kapattığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve toprak yığınların kaldırılmasını istemişlerdir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, meni müdahale isteği yönünden davacının hukuki yararı yokluğundan davanın reddine, yıkım isteği yönünden harç yatırılmadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . .'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteği yönünden davanın reddine, yıkım isteği bakımından da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının yargılama sırasında yıkım isteği yönünden, belirlenen dava değeri üzerinden harcı tamamlamayacağını ve bu isteğine atiye terkettiğini bildirdiği davalının da buna karşı koymadığı anlaşıldığına göre, HUMK.'nun 185.maddesi gereğince anılan istek yönünden karar verilmesine yer olmadığına biçiminde hüküm kurulması gerekirken, açılmamış sayılmasına şeklinde karar verilmiş olması doğru değildir. Öte yandan; davacı, dilekçesinde mülkiyeti kendisine ait olan 63 ve 64 parsel sayılı taşınmazlara fiili bir elatma olduğunu ileri sürmemiş, davalıya ait 82 ve 83 sayılı parseller ile mera niteliğindeki 61, 63 ve 65 sayılı parsellere davalının moloz yığmak suretiyle çevre kirliliğine neden olduğunu, manzarasının kapandığını, taşınmazın değerinin düştüğünü ifade etmiştir. Bu durumda, iddianın ileri sürülüş biçim ve mahiyeti itibariyle, davada Türk Medeni Kanununun 737 ve devam eden hükümlerinde düzenlenen komşuluk hukukuna dayanıldığı açıktır. Öyle ise, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışılmaz derecede açıktır. Diğer taraftan, mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi rapor ve krokisinden, gerçekten davalının yığdığı 20 m yüksekliğinde toprak yığıntısının 64 parsel sayılı taşınmazın kuzey kısmını ve manzarasını kapattığı, taşınmazın değerini düşürdüğü anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hüküm açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.