Başvurucu, 4/5/2006 tarihinde Kadıköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının kısmen reddedildiğini, hükmün Yargıtay tarafından karar düzeltme yolu kapalı olarak onandığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, kanuni hâkim güvencesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 4/5/2006 tarihinde Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının kısmen reddedildiğini, hükmün Yargıtay tarafından karar düzeltme yolu kapalı olarak onandığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, kanuni hâkim güvencesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir. Başvuru, 10/4/2013 tarihinde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 10/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 16/5/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili 17/6/2014 tarihinde karşı beyanlarını sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 4/5/2006 tarihinde Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. aleyhine Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, davalı tarafından satılan aracı kullandığı sırada meydana gelen kazada aracın hava yastıklarının açılmadığını, bu nedenle ağır yaralandığını, araçta üretim ve imalat hatası olduğunu ileri sürerek, 000,00 TL maddi, 000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Başvurucu, 16/9/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 899,64 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece, 23/12/2009 tarih ve E.2006/122, K.2009/566 sayılı kararla; başvurucunun yaralanmasının sadece kendisinin çarpmasından değil, aracın üretim hatası sonucu gizli ayıp olarak kabul edilen hava yastıklarının açılmamış olmasından kaynaklandığı gerekçesiyle; başvurucunun kusuru nedeniyle tazminat miktarından ½ oranında indirim yapılarak, 944,50 TL maddi, 000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 1/2/2011 tarih ve E.2010/6999, K.2011/923 sayılı ilamıyla; başvurucunun ıslah dilekçesine karşı davalı taraf zamanaşımı definde bulunduğu halde, bu savunma hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden ıslah edilen kısım yönünden de işin esasının incelenmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulmasına, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 19/7/2012 tarih ve E.2011/212, K.2012/419 sayılı ilamla, aracın garanti süresinin 1 yıl olduğu, Borçlar Kanunu'nun maddesine göre, satıcı daha uzun bir süre için kefalet etmemiş ise ayıba karşı tekeffülden mütevellit her davanın, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya tesliminden itibaren 1 yıl geçmekle düşeceği, aracın tesliminden itibaren 1 yıllık garanti süresinin ve ıslah tarihi itibarıyla 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle 000,00 TL maddi, 000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, ıslah edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 7/2/2013 tarih ve E.2012/29938, K.2013/2584 sayılı ilamıyla; dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 440/III- maddesi gereği karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere karar verilmiştir. Başvurucu, 10/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun karar düzeltme istemi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesi, 21/5/2013 tarih ve E.2013/13388, K.2013/13242 sayılı ilamıyla; temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında ve temyiz edilen karara yönelik olarak karar düzeltme yolu açık olmasına rağmen maddi hata sonucu karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun belirtildiği dikkate alınarak, HUMK’un maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine girmeyen karar düzeltme isteminin reddine karar vermiştir. B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “Hâkim, hususi halleri nazara alarak cismani, zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir:“Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur. Eğer haksız bir fiil, mutazarrır olan taraf aleyhinde bir alacak tevlit etmiş olursa, mutazarrır kendisinin tazminat talebi müruru zaman ile sakıt olsa bile o alacağı vermekten imtina edebilir.” 818 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir: “Bayi daha uzun müddet için kefalet etmemiş ise, mebii ayıba karşı tekeffülden mütevellit her türlü dava, mebideki ayıp daha sonra meydana çıksa bile müşteriye teslim vukuundan itibaren bir sene geçmekle sakıt olur. Fakat müşterinin bayi tarafından aleyhine ikame edilen davaya karşı mebiin tesliminden itibaren bir sene geçmeksizin ihbar ettiği ayıptan dolayı defi hakkı sene geçmekle sakıt olmayıp devam eder. Bayi müşteriyi iğfal etmiş ise bu bir senelik müruru zamandan istifade edemez.”