T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1701 KARAR NO: 2026/446 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 29/05/2025 NUMARASI: 2024/441 Esas - 2025/431 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) DAVA TARİHİ : 24/11/2017 KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz He…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/1701 KARAR NO: 2026/446 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 29/05/2025 NUMARASI: 2024/441 Esas - 2025/431 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) DAVA TARİHİ : 24/11/2017 KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 23/08/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine sigortalı, davalı ...'ın maliki olduğu ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkillerinin murisi ...'nin idaresindeki araca çarpması sonucunda murisin ağır yaralandığını ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğini, davalı sürücünün oluşan kazada tam kusurlu olduğunu, müvekkillerinin ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını, davadan önce davalı sigorta şirketine maddi zararların ödenmesi amacıyla başvurulduğunu, sonuç alınamadığını belirterek davacı anne ve baba yönünden şimdilik 900,00 TL destek zararı, 50,00 TL tedavi gideri, 50,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere 1.000,00TL maddi tazminatın davalılardan sigorta şirketinden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen; davacı anne ...için 60.000,00 TL, baba ... için 60.000,00 TL ve kardeş olan diğer tüm davacıların her biri için ayrı ayrı 20.000,00 TL olmak üzere toplam 220.000,00 TL manevi tazminatın davalı gerçek kişilerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile davacı anne ...ve ... için destekten yoksun kalma tazminatı talebini 72.518,74 TL'ye yükseltmiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın ....... poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını ispatlamaları, tazminat hesabının aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur ve sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müteveffanın kasksız ve ehliyetsiz olduğunu, kazanın oluşumunda ağır kusuru bulunduğunu, ayrıca aracın plakasız olduğunu, diğer yandan araç malikinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, malike ait aracın araç sürücüsü tarafından bilgisi ve rızası dışında alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı ... ve ...'nin maddi tazminat davasının kısmen kabulüne;72.518,74 TL'nin davalı Sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 23/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemine reddine, 1.055.006,94 TL talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile; davacılardan ... (anne) için 30.000,00-TL, ... (baba) için 30.000,00-TL, ... (kardeş) için 15.000,00-TL, ... (kardeş) için 15.000,00-TL, ... (kardeş) için 15.000,00-TL, ... (kardeş) için 15.000,00-TL ve ... (kardeş) için 15.000,00-TL olmak üzere toplam 135.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ve davalılar ... ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, reddedilen manevi tazminat miktarı sebebiyle aleyhe vekalet ücreti ödemek zorunda kalındığını, Anayasa Mahkemesinin 2024/29 E. ve 2024/226 K. sayılı 14.03.2025 yürürlük tarihli kararı ile manevi tazminat talepli davalarda reddedilen tutara ilişkin karşı vekalet ücreti ödenmesi ve mahkeme masraflarının davacı üzerinde bırakılması uygulamasının iptal edilmesine karar verildiğinden aleyhe red vekalet ücreti ile red verilmesinden kaynaklı harç ve masraflara hükmedilmesinin hukuka aykırı olacağını, Mahkemece güncel asgari ücrete göre yeniden aktüer raporu aldırılarak tarafımıza harç eksiği tamamlatıldığı halde bu aktüer raporuna göre değilde; İstinaf Mahkemesinin 08.09.2019 tarihli rapora itiraz edilmediğinden usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesi kabul edilerek hesaplama yöntemi hatalı ve güncel asgari ücrete göre hesaplama içermeyen 08/04/2019 tarihli raporun hükme esas alınması hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz edip edilmediğine bakılmaksızın tazminat hesaplamasının TRH yaşam tablosu ve progresi ve rant yöntemi ile yeniden yapıldığı ve güncel asgari ücret verilerini içeren 28.01.2025 tarihli rapora göre karar verilmesi gerektiğini, 08.09.2019 tarihli raporda alındığı tarihte Mahkeme içtihatlarına uygun hesaplama yöntemi kullanıldığını, bu nedenle rapora itiraz edilmediğini, huzurdaki dava karara çıktıktan sonra ise Anayasa Mahkemesi kanunda yer alan genel şartlarda yer alan 1,8 teknik faize göre hesaplama yapılması düzenlemesini iptal ettiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kamu düzeninden olduğundan huzurdaki dava gibi henüz kesinleşmemiş, derdest tüm dosyalara uygulanması hukuki zorunluluk olduğunu, asgari ücret kamu düzeninden olduğundan ve ilk karar istinaf mahkemesince kaldırılarak yeniden yargılama yapıldığından güncel asgari ücrete göre hesaplama yapılması zorunlu olduğunu, mahkemenin "artırılan kısım yönünden usulüne göre açılmış bir dava olmadığı" yönünde ki kendi tespitine rağmen, bunla tezat şekilde artırılan bu kısım yönünden aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi de hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece sigorta şirketinin dava açıldıktan sonra yaptığı 54.192,02-TL'lik ödeme yönünden ödemenin ıslahtan önce yapıldığı gerekçesi ile vekalet ücretine hükmedilmemesi de hukuka aykırı olduğunu, kararda, davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinin 18.12.2017 olarak alınması ve bu tarihten itibaren tazminata faiz işletilmesi de hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın sorumluluğu bulunmadığını, yine bu duruma ilişkin tanık dinletme taleplerinin olmasına rağmen mahkeme tanıklarının dinlemediğini ve eksik karar verdiğini, müteveffa kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu, hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerektiğini, tanık beyanları ve bilirkişilerce hazırlanacak rapor neticesinde kazanın oluşumda müvekkilin kusursuzluğu ortaya çıkacağını, bu doğrultuda davacı tarafın talep etmiş oldukları tüm manevi talepleri ret edilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 16/05/2024 tarih, 2021/2062 Esas ve 2024/840 Karar sayılı kararı ile " Bu durumda aynı olay nedeniyle ceza yargılama aşamasında alınan kusur bilirkişi raporları ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu arasında çelişki ortaya çıktığından İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için ...... Makine Mühendisliği bölümünde görevli akademisyenlerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde ceza dosyasında kesinleşen olayın oluş şekline ilişkin maddi olgu ile bağlı kalınarak kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli kusur raporu alınarak sonucuna göre belirlenen kusur oranına göre gerekirse aktüerya bilirkişisinden hükme esas alınan rapor tarihi itibariyle ek rapor alınarak usuli kazanılmış haklarda gözetilerek (davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olması nedeniyle rapordaki hesaplama yöntemi yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek önceki rapordaki hesaplama tarihi, asgari ücret vs. verilerle (TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz) ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi) karar verilmelidir. Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de tarafların kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; Kusur oranları konusunda bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu ve çelişkinin giderilmesi için rapor alınması gerektiğinden kusur durumu netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Kabule göre de; davalı sigorta şirketi dava açıldıktan sonra ödeme yaptığından davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatın ödenen miktarı konusuz kalmıştır. Bu durumda davacılar vekilinin de ödenen miktar bakımından feragati bulunmadığı ve bu kısım için de harç yatırılarak eksiklik tamamlandığından HMK'nın 331. maddesine göre davadaki haklılık durumu da gözetilerek davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılış şekilde vekalet ücreti belirlenmesi de doğru olmamıştır." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince dairemiz kaldırma kararından sonra kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla kusur bilirkişi heyetinden alınan 13/10/2024 tarihli rapora göre davalı sürücü ...'ın %100 kusurlu olduğu tespit edilerek bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporunda Ceza Mahkemesinde kesinleşen maddi olgu esas alınarak kusurun belirlendiği, hükme esas alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü, çelişkinin de giderildiği nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Dairemiz ilk kararında da açıklandığı üzere; davalı ..., ... plakalı aracın maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Davalılar ... ile ... vekilinin isimlerini bildirdikleri tanıklar hazırlık soruşturması esnasında dinlenmiş olup, kusur bilirkişisi tanık beyanlarını dikkate alarak değerlendirme yaptığından, bu tanıkların mahkemece yapılan yargılama sırasında dinlenmeleri gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ilk kararı maddi tazminat miktarı ve hesaplama yöntemi bakımından istinaf etmeyen davacı lehine olacak biçimde, asgari ücrette gerçekleşen artışın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle uygulanmasıyla yeniden hesap yaptırılıp, tazminatın ilk hükümdeki miktarı dahi aşacak biçimde belirlenmesinin, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edeceği (Yargıtay HGK'nun 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yönde) hususu dikkate alındığında davacı vekilinin güncel asgari ücret üzerinden tazminat belirlenmesi için rapor alınması talebi yerinde görülmemiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/14923 E.- 2022/17158 K. sayılı kararı). Kaldı ki Dairemiz kararında da bu husus (davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olması nedeniyle rapordaki hesaplama yöntemi yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek önceki rapordaki hesaplama tarihi) vurgulanarak ilk rapor tarihindeki verilerin esas alınması gerektiği açıklanmıştır. Davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadığına gör dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davacılar vekili tarafından maddi tazminat bakımndan vekalet ücretinin her bir davacı için ayrı ayrı verilmesi gerektiği yönünde istinaf talebi bulunmadığından davalı taraf yararına bu yönden usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetildiğinde davacılar vekilinin kabul edilen maddi tazminat için her bir davacı yararına ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dairemiz ilk kararında da açıklandığı üzere konusuz kalan kısım da dahil edilerek maddi tazminat için harç yatırılarak ıslah yapıldığından ıslah edilen tutar üzerinden davacılar yararına vekalet ücreti belirlenmelidir. Ancak davacılar vekilinin HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak alacağını artırdığı ve harcını yatırdığı anlaşıldığından AAÜT'nin 13/3.maddesi hükmü gereğince taraflar yararına vekalet ücreti belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu (davalı sürücü ...'ın %100 kusurlu olması), tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının bir miktar düşük olduğu; aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda takdiren müteveffanın anne ve babası olan davacılar .........ve ............ lehine ayrı ayrı 60.000,00 TL, müteveffanın kardeşleri olan diğer davacılar lehine ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle; davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : A- Davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1- Maddi tazminat yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile; a) 72.518,74-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ...A.Ş. yönünden 18/12/2017 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 23/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...ve ...’ye verilmesine, b)Maddi tazminat bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine, 2- Manevi tazminat yönünden davanın KABULÜ ile; a) Davacılardan ... (anne) için 60.000,00-TL, ... (baba) için 60.000,00-TL, ... (kardeş) için 20.000,00-TL, ... (kardeş) için 20.000,00-TL, ......... (kardeş) için 20.000,00-TL, ... (kardeş) için 20.000,00-TL ve ... (kardeş) için 20.000,00-TL olmak üzere toplam 220.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, 3-Maddi tazminat yönünden alınması gerekli 4.953,75-TL karar harcından 4.815,68 TL peşin ve ıslah harcının mahsubu ile geriye kalan 138,07 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp maliyeye gelir kaydına, 4-Davacılar tarafından yatırılan 4.815,68 TL peşin ve ıslah harcının davalılardan alınıp davacılardan ...ve ...'ye verilmesine, 5-Manevi tazminat yönünden alınması gerekli 15.028,00 TL karar harcının davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınıp Hazine'ye gelir kaydına, 6-Maddi tazminat yönünden davacı ...ve ... vekille temsil olunduklarından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp bu davacılara verilmesine, 7-Davacılar ...ve ... yönünden açılan ve reddedilen maddi tazminat davasında; davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin bu davacılardan alınıp davalılara verilmesine, 8-Manevi tazminat yönünden davacılar vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca yapılan hesaplamaya göre davacı ...ile davacı ... lehine ayrı ayrı 45.000,00 TL; davacılar ..., ..., ..., ..., ... lehine ayrı ayrı 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan alınıp belirtildiği şekilde davacılara ayrı ayrı verilmesine, 9-Davacılar ...ve ... tarafından yatırılan 31,40 TL başvuru harcı, 4,60 TL vekalet harcı, 19.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 482,30 TL tebligat giderlerinin toplamı 20.018,30 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 19.818,11 TL'sinin davalılardan alınıp bu davacılara verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ; 1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından yatırana iadesine, 2-Alınması gerekli 19.981,95 TL istinaf karar harcından 3.543,90 TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 16.438,05 TL harcın davalılar ... ile ...'tan müştereken ve müteselsilen alınıp Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 170,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... ile ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, 4-İstinaf aşamasında davalılar ... ile ... tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/02/2026