4. Hukuk Dairesi 2022/9744 E. , 2022/15870 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine verilen dilekçe ile davalıya ait üyesi oldukları emekli maaş sisteminden kaynaklanan alacak istemi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yetkisizlik nedeni ile usulden reddine dair verilen kararın istinaf incelemesinde; tarafların istinaf başvurusunun kabulüne…
**4. Hukuk Dairesi 2022/9744 E. , 2022/15870 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine verilen dilekçe ile davalıya ait üyesi oldukları emekli maaş sisteminden kaynaklanan alacak istemi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yetkisizlik nedeni ile usulden reddine dair verilen kararın istinaf incelemesinde; tarafların istinaf başvurusunun kabulüne dair verilen karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. K A R A R Davacı vekili; davacının halen davalının EMS sisteminde kayıtlı üyesi olduğunu, 11.02.2020 tarihinde daha önceden devam eden 1/4 olan üyelik payını artırmak istediğini, davalının internet sitesinde bildirdiği 1/4 pay artırımı yapılması için gereken 180.879,00 lira emsal bedel rakamını baz alarak 2/4 pay artırım bedeli olan 361.758,00 liranın müvekkil tarafından davalı hesaba havale edildiğini, yine aynı tarihte davalı internet sitesinde bildirilen emsal tamamlama bedeli olarak da 21.743,00 lira daha havale yapıldığını, böylece 2/4 pay artırım olarak toplam 381.921,00 TL sisteme para yatırıldığını, müvekkilinin son pay artırımı sonucu sisteme 3/4 pay hakkı olan üye olarak kayıtlı iken 2021 yılında 1/4 pay azaltımı için süresinde davalıya başvurusunu yapmış olduğunu, başvuru süresinin usulüne uygun olması nedeniyle davalı tarafından kabul edildiğini ve başvuruya karşılık olarak müvekkile 08.06.2021 tarihinde 132.085,00 TL ödeme yapıldığını, ödeme süresince müvekkile yapılan açıklamada 2020 yılı tahmini neması %17 olarak kabul edilerek bu miktarın belirlendiği 61. Olağan Genel Kurul Kararı ile kesinleşecek nema oranına göre oluşacak farkın ayrıca ödeneceğinin bildirildiğini, genel kuruldan sonra 30.06.2021 tarihinde 2020 yılı kesinleşen nemasına göre fark ödemesi denilerek 24.983,00 TL daha ödeme yapıldığını, müvekkiline 1/4 pay azaltımına karşılık olarak toplam 157.068,00 TL ödendiğini, 1/4 pay azaltımına karşılık bu ödemeyi kabul etmenin mümkün olmadığını, aradan 17 ay geçtiğini 17 ay önce 190.960,05 TL olan 1/4 payın bugün 157.068,00 TL'ye düşmesinin kabul edilebilir ve ekonomik verilerle açıklanabilir bir durum olmadığını, bu nedenlerle re'sen saptanacak gerekçelerle müvekkilinin 1/4 pay azaltımı sırasında yapılan hesaplama hataları sonucu eksik ödeme nedeniyle oluşan bilirkişi tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik kısmi olarak 1.000,00 TL zararın ihtar tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; öncelikle yapacakları açıklamalar ve kurum mevzuatı ışığında açıkça anlaşılacağı üzere adli yargının bu davada yargı yolu bakımından görevli olmadığını, OYAK üyelerine yapacağı sosyal yardımlara, vereceği sosyal hizmetlere ve kimlerin Oyak üyesi olduğuna/olabileceğine ilişkin tüm düzenlemelerin tamamen kuruluş kanunu olan 205 sayılı Oyak Kanununda yer aldığını, kurum ile üyeler arasındaki üyelik ilişkisinden kaynaklı tüm uyuşmazlıkların çözümünde görevli ve yetkili mahkemenin Ankara İdare Mahkemesi olduğunu, bu nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın usulden ve esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; davanın yetkisizlik nedeni ile usulden reddine karar verilmiş; karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adli Mahkemesince; taraf vekillerinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesi ile yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nun 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 80,70 TL peşin alınan harcın onama harcına mahsubuna 30.11.2022 gününde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY 205 sayılı ... Kanununun 1. maddesinin 2. fıkrasında davalı Kurumun statüsünün“bu kanun ile hususi hukuk hükümlerine tabi olup, mali ve idari bakımdan muhtar ve hükmi şahsiyeti haiz bir teşekküldür.” şeklinde düzenlendiği, aynı Kanun’un 17/b maddesinde ise “Uzman erbaşlar ile Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Kumandanlığı teşkilatında, ... ve bu Kurumun sermayesinin % 50 sinden fazlasına sahip olacağı veya iştirak edeceği şirketlerde çalışan bilumum maaşlı ve ücretli memur ve müstahdemlerden arzu edenler Kuruma daimi üye olabilirler” denilerek kuruma isteğe bağlı üye olabileceklerin sayıldığı, davacının da anılan düzenlemeye dayanarak daimi üye olma istemi ile başvurduğu anlaşılmaktadır. Hukuki statüsünün incelenmesinden; davalı OYAK’ın Milli Savunma Bakanlığı’nın ana hizmetlerine ilişkin bir görev üstlenmediği, 205 sayılı Kanun ile üyelerine kanunda düzenlenen sosyal yardımları ve hizmetleri sağlamak amacı ile kurulmuş, özel hukuka tabi bir kuruluş olduğu, bir bakanlık ile arasında hiyerarşik ilişki veya vesayet bağının olmadığı, 205 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtildiği üzere yönetim kurulunun, Genel Kurulu tarafından ibra edildiği, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından denetlenmediği, denetimin kendi denetim organı tarafından gerçekleştirildiği, Milli Savunma Bakanlığının organlarının oluşumunda sınırlı bir yetkiye sahip olduğu, üyelerin atanması, azli gibi üstün yetkileri haiz olmadığı, asli ve sürekli hizmetlerini yürüten personelin kamu görevlisi statüsünde olmadığı, gelirlerinin; üyelerinin aylıklarından yapılan kesintilerden, kurum mevcutlarının işletilmesinden elde edilen kazançlardan ve yapılan bağışlardan oluştuğu, kamu kaynaklarını kullanmadığı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda kamu bütçesi içinde yer alan kurumların ekli cetvelde sayma sureti ile belirlendiği ve ekli cetvellerde belirtilen kurum ve kuruluşlar arasında davalı OYAK’ın yer almadığı, keza 205 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 2. fıkrasında açıkça OYAK’ın özel hukuk hükümlerine tabi olduğunun belirtildiği, aynı Kanun'un 33. maddesinde de OYAK'ın ticaret şirketi gibi faaliyette bulunmasına ilişkin düzenlemeye Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yer verildiği, OYAK’ın 26.07.1962 tarihinde Ankara Ticaret Odasına 11267 sicil numarası ile kayıt yaptırdığı anlaşılmaktadır. Buna göre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereğince basiretli bir tacir (m 18) gibi hareket etme yükümlülüğü de bulunan OYAK'ın kuruluşundan itibaren bir ticari şirket gibi faaliyette bulunmasının amaçlandığını açıktır. Özel hukuk hükümlerine tabi diğer şirketlerle eşit koşullarda rekabet edebilmesi için de OYAK'ın bir özel hukuk tüzel kişisi olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, her ne kadar 205 sayılı Kanunda “Milli Savunma Bakanlığına bağlı”(m 1/1) ifadesine yer verilse de, bu ifade ile idare hukuku açısından teknik anlamda bakanlık bağlı kuruluşu kastedilmemektedir. Zira davalı kurum, bağlı kuruluş olmanın önşartı olan bakanlığın asli görevlerini ifa etmediği gibi Milli Savunma Bakanlığı ile arasında hiyerarşik veya vesayet bağı da bulunmamaktadır. Kaldı ki, OYAK'ın mali ve idari bakımdan özerk olduğunun belirtilmesi(205 SK 1), başka bir idari makamın onayına ihtiyaç duymaksızın tek başına karar alıp bu kararları yürütebilme, kendi bütçesini oluşturabilme ve oluşturduğu bütçeyi kurumun amaçlarını gerçekleştirmek için kullanabilme yetkisine sahip olmasını ifade etmektedir. Bağlı kuruluş, tanımı ile idari ve mali özerklik kavramları birbiriyle örtüşmeyeceğinden idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluşun bağlı kuruluş olarak nitelendirilmesi hukuken de mümkün değildir. Son olarak belirtilmelidir ki, davacı ne asker kişidir ne de askeri hizmete ilişkin bir uyuşmazlık söz konusudur. Davacı, yukarıda zikredilen 17/b madde uyarınca kurumun sermayesinin % 50 sinden fazlasına sahip olduğu iştiraklerinde çalışan bir kişi olup isteğe bağlı üyelik statüsündedir. Asker kişi olmayan üyelerle, askeri hizmetten kaynaklanmayan kurum-üye arasındaki davalarda adli yargının görevli olduğu tartışmasızdır. Açıklanan bu sebeplerle davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu, dolayısıyla işin esasının incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin, yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun yazılı gerekçe ile kararın onanması görüşüne katılmıyorum.