3. Hukuk Dairesi 2023/4213 E. , 2024/2744 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/324 E., 2023/161 K. / 2013/472 E., 2013/596 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, bozmaya uyan Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Te…
**3. Hukuk Dairesi 2023/4213 E. , 2024/2744 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/324 E., 2023/161 K. / 2013/472 E., 2013/596 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, bozmaya uyan Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; müteveffa ...’nın davacı ...’in eşi, davacılar ..., ... ve ...'in babası olduğunu, müteveffanın 13 yaşında iken bikuspit aort kapağı rahatsızlığı olduğunun fark edildiğini, 2009 yılında yapılan tetkiklerinde ise bu durumun aort anevrizmasına sebebiyet verdiğinin öğrenildiğini, 2012 yılında başka bir hastanede yapılan muayenesinde aort kapak ve damar değişimi yapılması gerektiğinin söylendiğini ancak risk nedeniyle ameliyat olmaktan çekindiğini, davalı doktor ...'un televizyon programında görülerek randevu alındığını, müteveffanın sigara içiyor olması, şeker hastalığı, sağlık geçmişi ve diğer doktorların ameliyatın riski bulunduğuna yönelik görüşlerine rağmen ameliyatın herhangi bir riski bulunmadığının belirtildiğini, aort kapağının değiştirilerek metal kapak takılması, anevrizma için mevcut damara dışarıdan teflon takılacağı, koltuk altından kesi atacağı ve kısa sürede iyileşeceği hususunda bilgilendirildiğini, uygulanan yöntemin aort kalp kapakçığı için uygun bir yöntem olmadığının sonradan öğrenildiğini, davalı tarafın ısrarlı görüşmelerinin ardından müteveffanın 02.12.2012 tarihinde davalı ... Hastanesine yattığını, davalının ameliyata girip girmediği ya da hangi aşamada katıldığının bilinmediğini, ameliyatın 3 saat süreceği söylenmesine rağmen 9 saat sürdüğünü, risk taşımadığı bildirilmesine rağmen daha sonra çok zor geçtiğinin ve bu zamana kadar yaşamasının mucize olduğunun söylendiğini, yapılan ameliyatın ve tedavinin yanlışlığı nedeni ile ölüm gerçekleştiğini, müteveffanın ameliyat tarihinde 39 yaşında olduğunu, davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek; davacı eş için 90.000,00 TL ve her bir çocuk için 70.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, iade edilmeyen 7.000,00 TL ameliyat gideri ile sonradan arttırılmak üzere her bir davacı için 1.000,00'er TL'den toplam 11.000,00 TL maddi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacılar vekili; davalı hastane tarafından asıl dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde, hastanın ölümü ile sonuçlanan ameliyatın kararı ve idaresinden kalp ve damar cerrahisi uzmanı Op. Dr. ...'nin sorumlu olduğu beyan edildiğinden adı geçen doktor aleyhine de dava açılması gerektiğini, davalar arasında bağlantı bulunduğundan önceki dava ile birleştirilmesini, maddi ve manevi tazminat miktarının asıl dosyadaki davalılar ile birlikte davalı doktor ...'dan müştereken ve müteselsilen olmak üzere ölüm tarihinden itibaren ticari faizi birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri; yapılan tedavi ve uygulamaların doğru olduğunu, müvekkillerine atfedilecek bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen 12.10.2015 tarihli ve 2013/291 E., 2015/317 K. sayılı kararla; davacının rahatsızlığının teşhisinin konulmasında, ameliyatında ve ameliyat sonrası takibinde doktora ve hastaneye kusur atfedilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 2016/17436 E., 2019/5723 K. sayılı ilamıyla; " Mahkemece, hukuk hakiminin ceza kararları ve oradaki değerlendirmeler ile bağlı olmadığı, kusurun varlığı ve derecesi, zarar miktarının tayini yönünden bağımsız olduğu ve bu nedenlerle maddi fiilin tespitinde dilerse, kendi açısından yeni bir tespit ve araştırma yapabileceği düşünülerek, davacıların iddiaları ve itirazlarını karşılar şekilde, davalı hastanedeki ameliyata ilişkin tüm tıbbi bilgi ve belgeler birlikte gönderilerek, üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, doktorlara atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uygun bir şekilde üniversite öğretim üyelerinden oluşturulan konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor ve rapora itirazları karşılar şekilde ek rapor alındığı, raporlara göre hastanın teşhis ve takibi ile ameliyatının, davalı doktor tarafından tıbbi normlara uygun olarak yapıldığı, tüm dosya kapsamına göre, davalı doktor ve hastaneye atfı kabil ispatlanmış bir kusur bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; dosyaya sunulan uzman görüşündeki tespitlerin hükme esas alınan raporda tek tek değerlendirilmediğini, uzman görüşünde tedavide ne şekilde hatalar bulunduğunun tek tek açıklandığını, raporun yüzeysel ve dosya yeterince incelenmeden düzenlendiğini, rapordaki ifadelerin dosyadaki delillerle çeliştiğini, gerekli incelemeler yapılmadan hastanın ameliyata alındığını, tıbbi evrakların eski tarihli tetkiklere dayandığını, doktorun bu hususta uyarıldığını ancak önemli olmadığının belirtildiğini, ameliyat öncesindeki klinik değerlendirme ve tanı yönteminde bir eksiklik bulunmadığını belirten bilirkişi raporunun doğru olmadığını, onam formunun hastaya özel hazırlanmamış matbu belge olduğunu, hastanın müdahalenin içeriği ve riskleri hakkında bilgilendirildiği anlamına gelmediğini, ameliyatın riskine ilişkin onam formu ile bilirkişi raporunda çelişki bulunduğunu, epikriz raporu ve hastanın ekokardiyografi bilgileri ile ameliyat sırasında uygulanan işlemlerin ve hazırlanan ameliyat raporunun birbiri ile çeliştiğini, bilirkişilerin davalı doktorlar tarafından doldurulan belgeler ile ölçümlerin birbiri ile çeliştiğini ve ameliyat raporundaki notların davaya konu kalp ameliyatı ile uyumlu olmadığını dahi fark edemediklerini, hükme esas alınan raporun bozmaya uygun itirazlarını karşılar nitelikte olmadığını belirterek yeni bir heyetten rapor alınması bakımından kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 502 nci vd maddeleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesine ve özellikle bozma ilamından sonra Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim görevlilerinden alınan kök ve ek raporda, doktorlara atfı kabil kusur bulunmadığının belirlenmesi, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması ve onam formunun kapsamına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 439 uncu maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacı tarafa yükletilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.