Başvuru, malik olunan taşınmazın korunması gereken kültür varlığı olarak tesciline karar verilmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, malik olunan taşınmazın korunması gereken kültür varlığı olarak tesciline karar verilmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/8/2014 tarihinde Edirne İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/3/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 14/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Edirne ili, Merkez ilçesi, Yeni mahalle, Salıtekkesi mevkiinde bulunan252 ada 17 parsel sayılı "avlulu ahşap ev" vasıflı taşınmazı 17/10/2003 tarihinde satın almıştır. Başvurucunun talebi üzerine Edirne Belediye Başkanlığı (Belediye) tarafından 11/6/2004 tarihinde Edirne Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan (Koruma Bölge Kurulu) 252 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapının yıkımı konusunda görüş bildirilmesi istenmiş, Koruma Bölge Kurulu 2/12/2004 tarihli ve 130 sayılı kararı ile Kurulun 27/5/1988 tarihli ve 37 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Edirne koruma amaçlı imar planında kentsel sit alanında kalan 252 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamına girmediği bildirilmiştir. Başvurucu 16/1/2007 tarihinde Belediyeye başvurarak yıkım ruhsatı talebinde bulunmuştur. Koruma Bölge Kurulunun 2/12/2004 tarihli kararına istinaden başvurucuya 24/1/2007 tarihli ve 2007/20 sayılı yıkım ruhsatı verilmiş ve başvurucu maliki bulunduğu 252 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapıyı yıkmıştır. Edirne'de koruma amaçlı revizyon imar planı tescil çalışmaları sırasında, Edirne Koruma Bölge Kurulunun 7/12/2006 tarihli ve 1177 sayılı kararı ile içlerinde başvurucuya ait taşınmazın da bulunduğu 34 adet sivil mimarlık örneği ile 4 adet anıtsal mimarlık örneği taşınmaz, kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Tescil kararı 6/2/2007 tarihinde ilgili kurumlara bildirilmiştir. Başvurucunun taşınmazdaki imar durumunu öğrenmek amacıyla 9/1/2008 tarihinde yaptığı başvuru üzerine Belediye tarafından hazırlanan 15/1/2008 tarihli 1/1000 ölçekli imar durum belgesinde 252 ada 17 parsel sayılı taşınmazın belediye mücavir alan sahasında, sit alanı içerisinde ve kültür varlığı olarak tescilli bir taşınmaz olduğu belirtilmiştir. Başvurucu 4/3/2008 tarihinde Koruma Bölge Kuruluna başvurarak taşınmaz üzerindeki yapının yıkıldığını belirtmiş ve tescilin kaldırılmasını talep etmiştir. Koruma Bölge Kurulunun 10/4/2008 tarihli ve 1849 sayılı kararı ile, Kurulun 4/7/2003 tarihli ve 7697 sayılı kararıyla sınırları yeniden belirlenen kentsel sit alanı içerisinde kalan taşınmazın tescil kaydının devamına, taşınmazın yıkılmış olması nedeniyle Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun (Yüksek Kurul) 5/11/1999 tarihli ve 660 sayılı İlke Kararları doğrultusunda kalıntı rölövesi, restitüsyon ve rekonstrüksiyon projelerinin hazırlanarak Koruma Bölge Kuruluna sunulmasına karar verilmiştir. Başvurucu, taşınmazın 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca tescil şartlarını taşımadığını belirterek Koruma Bölge Kurulunun tescile ilişkin 7/12/2006 tarihli kararının kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 10/4/2008 tarihli kararın iptali istemiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine 12/5/2008 tarihinde Edirne İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemenin 30/4/2009 tarihli ve E.2008/607, K.2009/516 sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: " Mahkememizin 2008 günlü kararı ile söz konusu taşınmazın sivil mimarlık örneği olarak korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğinin bulunup bulunmadığının saptanması amacıyla yerindekeşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, 2009 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan keşif ve bilirkişiincelemesisonrası Mahkememize sunulan raporda özet olarak; taşınmazın yıkılmadan önceki fotoğraflarından ..., yapı fotoğraflarına bakıldığında dava konusu taşınmaz üzerinde daha önce bulunduğu anlaşılan yapının, 2863 sayılı yasa ve ilgili mevzuata göre, Osmanlı yerleşmelerinde yy sonu ile yy başlarından yaklaşık ortalarına kadar görülen tek katlı veya 1,5 katlı, her mahallede bulunabilen, süslemesiz, bodrum katı kagir zemin ve üst katları ahşap iskelet sistemde inşa edilmiş, iç sofalı plan tipindeki konutlardan olduğu, yapı yıkılmamış olsaydı korunması gerekli kültür varlığı olarak tescili uygun olabileceği ancak yapı yıkılmış olduğundan, yapının ölçüleri ve mekan dağılımını anlatan herhangi bir iz ve kalıntı olmadığından yapının rölövesinin çıkarılması ve aslına uygun olarak restorasyonunun da yapılması mümkün olmadığı görüşü belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, davacı vekilince yapılan itiraz yerinde görülmemiş olup, hukuki ve bilimsel verilere uygun olarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporu, hükme esas alınabilecek nitelikte görülmüştür.Bu durumda, bilirkişi raporuyla dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, sivil mimarlık örneği olarak tescil edilen fakat gerekli izinler alınarak yıkılmış bulunan yapının ölçüleri ve mekan dağılımını anlatan herhangi bir iz ve kalıntı olmadığından yapının rölövesinin çıkarılması ve aslına uygun olarak restorasyonunun da yapılması mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından davacıya ait taşınmazın tescil kaydının kaldırılmasının reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır." Temyiz üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 22/12/2009 tarihli ve E.2009/8086, K.2009/12534 sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamının gerekçesi şöyledir: "Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescili gereken bir yapı, herhangi bir nedenle bu özelliğini yitirmiş veya ortadan kaldırılmış olsa dahi eski eser olarak tescil edildiği veya incelemeye alındığı tarihte bu özelliği taşıyorsa ve bu tür yapılar yeniden inşa edilmek istenirse restütüsyon ve restorasyon projesine göre yapının restorasyonunun yapılması eski eserlerin korunması ilkesinin temel gereği olacaktır. Olayda, yapı keşif tarihi itibariyle yıkılmışsa da yapının kalıntısı, fotoğrafları, hertürlü yazılı, sözlü, görsel arşiv belgesi ile anılan belgelerdeki fotoğraflardaki verilerin değerlendirilmesi suretiyle eski eser tesciline ilişkin dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun incelenmesi gerekmektedir. Kaldı ki, eski eser tescilli yapının yıkılmış olması nedeniyle, mevcut durumu itibariyle kültür varlığı özelliği taşımadığı yorumunun yapılması, bu nitelikteki yapıların yıkılarak eski eser tescili kapsamından çıkartılması sonucunu doğurur ki, bu değerlendirme; korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gereken değerlerimizden olan eski eser tescilli yapıların korunmasını olanaksız kılar. Belirtilen nedenlerle fiilen yıkılarak ortadan kaldırılmış olsa bile, uyuşmazlık konusu yapıya ilişkin olarak davalı idarede bulunduğu ileri sürülen tüm bilgi ve belgeler ile verilerin esas alınması suretiyle ve yapının eski eser olarak tesciline ilişkin işlemde mevzuata uygunluğunun değerlendirilmesi amacıyla konusunda uzman kişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kuruluna keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle dava hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, dava konusu işlemin iptali yolunda verilenİdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir." Bozma ilamından sonra Mahkemece, bozma ilamında belirtilen şekilde taşınmazın sivil mimarlık örneği olarak korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması kararı alınmıştır. Bu kapsamda bilirkişilerce düzenlenen 27/4/2011 tarihli raporda, 252 ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde hâlihazırda yer almayan yapının raporda belirtilen özellikler kapsamında hem tek başına yüklenmiş olduğu kültürel ve mimari değerler ile hem de kentsel sit alanı içinde süreklilik gösteren dokunun bir parçası olması nedeniyle sivil mimarlık örneği olarak tescile ve korunmaya değer taşınmaz kültür varlığı olduğu, bu nedenle taşınmazın tescil kaydının devam ettirilmesinin uygun olacağı, ayrıca yapı yıkılmış olmasına karşın bilimsel araştırma ve projelendirme safhaları sonucunda plan kurgusu, yapım tekniği, malzemesi ve diğer mimari özellikleri gibi özgün nitelikleri ile bölgenin sosyal ve kültürel yaşamına yeniden kazandırılması gereken bir yapı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 9/6/2011 tarihli ve E.2010/469, K.2011/592 sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: "Mahkememizin 2010 günlü kararı ile söz konusu taşınmazın sivil mimarlık örneği olarak korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğinin bulunup bulunmadığının saptanması amacıyla yerindekeşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, 2011 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan keşif ve bilirkişiincelemesisonrası Mahkememize sunulan raporda özet olarak; taşınmazın mimari özellikleri ile Edirne'nin geleneksel konutlarından biri olduğu, yapı, plan kurgusu, mekan düzeni, kat adedi, cephe biçimlenişi, (giriş kapısının biçim ve konumu, pencere biçimi ve düzeni, çatı ve çatak biçimi) , taşıyıcı sistem özellikleri ve geleneksel yapım tekniği ile yüzyıl sonu ile yüzyılın ortalarına kadar tarihlenebilen ve bu dönemin sosyal, kültürel, mahalli değerlerini, mimari ve teknolojik özelliklerini yansıtan, kentsel çevreyi oluşturan, yöreye karakter veren ve giderek yok olan geleneksel ve yöresel yaşam biçimini yansıtan sivil mimarlık örneği olarak tescile ve korunmaya değer bir taşınmaz kültür varlığı olduğu, yıkılmış olduğundan dolayı, bilimsel bir araştırma yapılarak, yapıya ait tüm görsel ve yazılı belgeler araştırılarak, yapının kalıntı rölövesinin ve bunu takiben restitüsyon ve rekonstrüksiyon projelerinin hazırlanarak bölgenin sosyal ve kültürel yaşamına yeniden kazandırılması gerektiği şeklinde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, davacı vekilince bilirkişilerin ilk keşiftekinden daha uzman olmadığı şeklinde yapmış olduğu itirazı karşılamak üzere, bilirkişilerin hem restoratör hem de mimar olmalarından dolayı yapılan itiraz yerinde görülmemiş olup, hukuki ve bilimsel verilere uygun olarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporu, hükme esas alınabilecek nitelikte görülmüştür.Bu durumda, bilirkişi raporu ve dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu tescil edilen taşınmazın mimari özellikleri ile Edirne'nin geleneksel konutlarından biri olduğu, bu dönemin sosyal, kültürel, mahalli değerlerini, mimari ve teknolojik özelliklerini yansıtan, kentsel çevreyi oluşturan, yöreye karakter veren ve giderek yok olan geleneksel ve yöresel yaşam biçimini yansıtan sivil mimarlık örneği olarak tescile ve korunmaya değer bir taşınmaz kültür varlığı olduğu, yıkılmış olmasına rağmen yapının rölövesinin çıkarılması ve aslına uygun olarak restorasyonunun da yapılması mümkün olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından davacıya ait taşınmazın tescil kaydının kaldırılmasının reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır." Temyiz üzerine, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 22/5/2013 tarihli ve E.2011/15484, K.2013/3915 sayılı ilamı ile bozma ilamına uyularak verilen hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 4/6/2014 tarihli ve E.2013/10071, K.2014/6400 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 8/7/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 2863 sayılı Kanun'un maddesinin (a) bendinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: " (Değişik:14/7/2004 - 5226/1 md.) Kültür varlıkları"; tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır." 2863 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, ..." 2863 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "(Değişik birinci fıkra : 26/5/2004-5177/26 md.) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur." 10/12/1987 tarihli ve 19660 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tespiti ve Tescili Hakkında Yönetmelik'in maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarından korunması gereklilerin tespitinde aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulur: a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile, 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlardan olması, b) 19 uncu yüzyıl sonundan sonra yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunmasına gerek görülmesi,c) Taşınmazın sit alanı içinde bulunması ..." Yüksek Kurulun 5/11/1999 tarihli ve 660 sayılı "Taşınmaz Kültür Varlıklarının Gruplandırılması, Bakım ve Onarımları" konulu İlke Kararı'nın ilgili bölümü şöyledir:"3) Yeniden Yapma (Rekonstrüksiyon) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilen ve tescil edilmesine ilişkin gerekli özellikleri taşımasına rağmen elde olmayan sebeplerle tescili yapılmamış ve/veya herhangi bir nedenle yitirilmiş olan yapının, gerek kültür varlığı niteliği, gerekse kültürel çevreye olan tarihsel katkıları açısından, eldeki mevcut belgelerden (yapı kalıntısı, rölöve, fotoğraf, her türlü özgün yazılı-sözlü, görsel arşiv belgesi vb.) yararlanmak suretiyle kendi parsellerinde daha önce bulunduğu yapı oturum alanında, eski cephe özelliğinde, aynı kitle ve gabaride, özgün plan şeması, malzeme ve yapım tekniği kullanılarak, kapsamlı restitüsyon etüdüne dayalı rekonstrüksiyon uygulamasının koşulsuz sağlanmasına, Ancak uygulama gerçekleşinceye kadar parsellerde her türlü inşai ve fiziki müdahalenin yasaklanmasına, (otopark, fuar, sergileme vb.) yeni bir işlev ile kullanma ve aynı parselde tescilli yapı yerinde veya diğer boş alanlarda başka bir yeni yapılaşmaya izin verilemeyeceğine, Tüm bu uygulamalar için koruma kurulu kararının alınması gerektiğine,"