Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3309 E. , 2024/5529 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/3309 Karar No : 2024/5529 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1-... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, tar
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3309 E. , 2024/5529 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/3309 Karar No : 2024/5529 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1-... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacıların müşterek çocuğu olan müteveffa ...'in hatalı tedavi süreci sonucunda hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık toplam 2.000,00 TL (miktar artırımı yapılarak 217.639,56 TL) maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, müteveffanın yaşadığı rahatsızlık nedeniyle başvuruda bulunduğu ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, hafta sonu ve mesai saatleri dışında ilaçlı MR çekilmeyeceği belirtilerek, ilgili sağlık görevlileri tarafından hastanın tedavisinde gecikmeye sebebiyet verildiği, MR çekilmesi hususunda görevli sağlık personeline gerekli bilgilendirmede bulunulmadığı ve sağlık personelinin görev kapsamı konusunda kesin ve net bir belirleme yapılmaması ile acil tedavisi gereken rahatsızlık esnasında MR çekilmemesi hususunun hizmet kusuru teşkil ettiği anlaşılmakla, müteveffanın mirasçısı olan davacıların maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiği, bu durumda maddi tazminat istemi bakımından dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, müteveffa ...'e uygulanan tedavi sürecindeki hizmet kusuru nedeniyle, davacıların talepleri ile bağlı kalınarak, 217.639,56 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren 215.639,56 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ edilerek idarenin temerrüte düştüğü tarih olan 18/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, manevi tazminat istemi bakımından hizmet kusuru ile yürütülen tedavi süreci neticesinde davacıların çocuğunun hayatını kaybettiği ve çocuklarını kaybetmiş olan davacıların bu olay sebebiyle maruz kaldıkları üzüntü ve ızdırabın kısmen de olsa giderilmesi için ve yakınlık dereceleri, hakkaniyet gereği takdiren, baba ...İçin 100.000,00 TL anne ... için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu .... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI:Davacılar tarafından, kusur dağılımına ilişkin Mahkemenin değerlendirmesinin hatalı olduğu, kararın bu yönüyle temyiz edildiği, olayda, hasta ve yakınlarının hastaneyi terk ettiklerine dair tutanağın dosyada mevcut olmadığı, tedavi görmek için çaba sarf edildiği, ancak başarılı olamadıkları, gerekli bilgilendirmenin yapılmadığı, MR çekimi talebinde bulunan hekimin ve ilgili acil hekiminin süreci takip etmemesi sebebiyle müteveffa ...in zamanında müdahale edilmemesi neticesinde ölümüne yol açıldığı, uyuşmazlıkta kendilerine atfedilecek kusur bulunmadığı, davalı idare tarafından, eksik inceleme neticesinde karar verildiği, husumet itirazının dikkate alınmadığı, hastanın kendi iradesiyle ve görevli hekim ile sağlık personeline bilgi vermeden hastaneden ayrıldığı, MR çekilmemesine ilişkin hastane idaresinin herhangi bir talimatının bulunmadığı, davacıların tazminata konu maddi kayıplarının tespiti için gerekli bilgi ve belgeler toplanarak ve aktüerya bilirkişisinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece takdiren bir miktar maddi tazminat belirlenerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davacıların ihmali değerlendirilmeden karar verildiği, illiyet bağının kesin olarak tespitinin gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, davalı yanında müdahiller tarafından, hizmet kusurunun bulunmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek mahiyette bulunmadığı, kusur oranının hangi sebeplerle kabul edildiğinin somut olarak ortaya konulması gerektiği, ölüm olayının gerçekleşmesi ile hekim eşliğinde MR çekilmesi yönünde yazılı talimatın bulunmaması arasında illiyet bağının bulunmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar ile davalı yanında müdahiller tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, davaya müdahale isteminde bulunan ...'nin davanın sonucundan etkileneceği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili düzenlemeleri uyarınca ...'nin davalı idare yanında davaya müdahale istemi kabul edilerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacıların müşterek çocukları olan müteveffa ...'in yoğun baş ağrısı ve kusma şikayetleri ile 23/03/2017 tarihinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracaat edildiği, aynı gün kan tahlili yapıldığı ve beyin tomografisi çekildiği, ertesi gün anılan Hastanede BT çekimi yapıldığı; ancak Hastanede tedavi ve tetkik için yeterli donanımın bulunmaması nedeniyle hastanın ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine yönlendirildiği, bu hastanede görevli hekim tarafından ilaçlı MR çekilmesi kararı verildiği, bunun üzerine ailenin acil servise başvurduğu ve hastanın MR çekim merkezine yönlendirildiği, MR cihazı görevlisinin gece ilaçlı MR çekimi yapılmadığı, hastanın sabah gelmesi gerektiği yönünde bilgi vermesi üzerine ertesi gün tekrar başvuruda bulunmak üzere hastaneden ayrıldıkları, 25/03/2017 tarihinde... Hastanesine başvurulduğu, ancak hastanın doğuştan kalp rahatsızlığı bulunması nedeniyle MR çekimi yapılmaması sonrasında, yeniden ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine acil servis kısmından başvuru yapıldığı, bu kez hafta sonu ilaçlı MR çekimi yapılamayacağının belirtildiği, ancak ilgili hekimin talimatı üzerine tekrar MR çekimi yapılmadığı, pazartesi günü yeniden ilaçlı MR çekilmesi hususunda başvuru yapmaları gerektiği yönünde bilgi verildiği, ertesi gün hastanın rahatsızlığının artması neticesinde ambulans ile ... Devlet Hastanesine götürüldüğü, kısa sürede çekilen ilaçlı MR'dan sonra hastanın ameliyata alındığı, ancak ameliyat sonrası beş gün yoğun bakımda kalan hastanın 31/03/2017 tarihinde ikinci kez ameliyata alındığı, 01/04/2017 tarihinde vefat ettiği, ...'in ölümü olayında, doktorların kusurlu eylemi dolayısıyla davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle davacılar tarafından, 26/03/2018 tarihli dilekçeyle oluşan maddi ve manevi zararların tazmini için davalı idareye başvurulduğu, yapılan başvurunun reddi üzerine uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık toplam 2.000,00 TL (miktar artırımı yapılarak 217.639,56 TL) maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, müteveffa ...'e uygulanan tedavide, tıbbi hata ve dolayısıyla hizmet kusuru bulunup bulunmadığı hususunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumuna bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda; " 1-Çocuğun ölümünün beyin absesi ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, 2-Adli dosyada mevcut belgelere göre bilinen konjenital siyanotik kalp hastalığı olan, mv replasmanı ve atrial septektomi geçirmiş olduğu, ... günü ... Eğitim Araştırma Hastanesine baş ağrısı ile başvurduğu, beyin BT istendiği, radyoloji ile görüşülerek beyin BT yorumlanması istendiği, beyin BT de apse veya Tm olabileceği şeklinde sözel olarak yorumlandığı, ayaktan gelen hastanın ... Cerrahisine yönlendirildiği, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 24.03.2017 tarihli tıbbi belgelerinde; baş ağrısı, diğer sendromları, abdominal ve pelvik ağrı tanısı ile beyin BT istendiği, sağ parietal bölgede etrafına geniş ödem alanı bulunan net sınır vermeyen 55x45 mm boyuta ulaşan hipodens yer kaplayıcı kitle ile uyumlu görünüm izlendiği, gereğinde kontrastlı MRG önerildiği, beyin cerrahi konsültasyonu istendiği, acil konsültasyonunda kontrastlı beyin MR ile rekonsültasyon önerildiği dikkate alındığında görevli hekim tarafından muayene ve tetkiklerinin yapıldığı, beyin cerrahisi konsültasyonu istenildiği, ilgili hekim tarafından konsültasyon muayenesinin yapıldığı ve beyin MR’ı istenildiği cihetle Beyin Cerrahi ve Acil servis hekimlerinin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, 3-... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 24.03.2017 tarihli tıbbi belgelerinde;baş ağrısı, diğer sendromları, abdominal ve pelvik ağrı tanısı ile beyin BT istendiği, sağ parietal bölgede etrafına geniş ödem alanı bulunan net sınır vermeyen 55x45 mm boyuta ulaşan hipodens yer kaplayıcı kitle ile uyumlu görünüm izlendiği, gereğinde kontrastlı MRG önerildiği, beyin cerrahi konsültasyonu istendiği, acil konsültasyonunda kontrastlı beyin MR ile rekonsültasyon önerildiği , ilgili hekim tarafından konsültasyon muayenesinin yapıldığı ve beyin MR’ı istenildiği, hastanın hastanenin MR Bölümüne başvurduğu, MR çekim işleminin yapılmadığı, hasta ve yakınlarının acil nöbetçi doktoru ile MR istemini yapan doktor veya konsültasyon doktoruna başvurmadan hastaneden ayrıldıkları, 25/3/2017 de Dr.... tarafından düzenlenmiş tutanağında; '15 yaşında erkek hasta kranial BT sağ parietal bölgede 5,5x5.5 cm lik kitle imajı,Beyin Cerrahisi kontrastlı MR istediği, hastaya öncelikli olarak çekilmesi rica olunur.' şeklinde yazısı bulunduğu ancak yine kontrastlı MR çekilemediği, hastane MR hizmetinin ...Tıp Merkezi A.Ş tarafından yürütüldüğü, MR kayıt görevlisinin ifadesinde bağlı olduğu ... Tıp Merkezi A.Ş. firmasının kendilerine vermiş olduğu talimat gereği mesai saatleri dışında doktor gözetimi hariç kontrastlı MR tetkikinin çekilmediğini, bu uygulamanın hastanedeki tüm doktorlar tarafından bilindiğini beyan ettiği, ... Tıp Merkezi A.Ş. yetkililerinin hastanede gece ve hafta sonu kontrastlı MR isteklerinin ancak doktor eşliğinde çekileceğinin talimatlandırıldığını bu talimatın hem teknisyenler hem kayıt elemanları hem de hastane doktorları tarafından bilindiğini ifade ettikleri, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde mesai saatleri dışında kontrastlı MR tetkiklerinin yapıldığı, ancak mesai saatleri dışında kontrastlı MR çekimlerinin istemi yapılan doktor eşliğinde çekilebileceği yönünde genel bir kanaatin oluştuğu, hastane yönetiminin hastanede hafta sonu ve gece kontrastlı MR çekiminin doktor eşliğinde çekileceği ile ilgili yazılı bir talimatının bulunmadığı,bu nedenle idari olarak çalışan sağlık personelinin yeterli olarak bilgilendirilmesinde eksiklik olduğu cihetle bu hastane idaresinin uygulamasının hatalı olduğu, tıbbi uygulama hatasının kişinin ölümü üzerine etki derecesinin 4/8 oranında olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. İdare Mahkemesince anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, söz konusu karara karşı taraflar ve davalı idare yanında müdahiller tarafından yapılan istinaf başvurularının sonucunda Bölge İdare Mahkemesince, istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yaraı aracılığıyla yerine getirilmesini sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Kamu tüzel kişisi olan veya tüzel kişiliği bulunmamakla birlikte soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe bürünmüştür. Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır. Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyiz İstemine Konu Kararın, Maddi Tazminat İstemine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda; "... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde mesai saatleri dışında hastanın kontrastlı MR tetkiklerinin yapıldığı, ancak mesai saatleri dışında kontrastlı MR çekimlerinin istemi yapılan doktor eşliğinde çekilebileceği yönünde genel bir kanaatin oluştuğu, hastane yönetiminin hastanede hafta sonu ve gece kontrastlı MR çekiminin doktor eşliğinde çekileceği ile ilgili yazılı bir talimatının bulunmadığı, bu nedenle idari olarak çalışan sağlık personelinin yeterli olarak bilgilendirilmesinde eksiklik olduğu cihetle hastane idaresinin uygulamasının hatalı olduğu, tıbbi uygulama hatasının kişinin ölümü üzerine etki derecesinin 4/8 oranında olduğunun" belirtildiği, dolayısıyla olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıktır. İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda, tıbbi uygulama hatasının kişinin ölümü üzerine etki derecesinin 4/8 oranında olduğunun belirtildiği; hesap bilirkişisi raporunda ise ikili bir ayrıma gidilerek davalı idarenin tam kusurlu olduğunun kabulü halinde davacı ... için 189.733,25TL , davacı ... için 245.545,85 TL olmak üzere toplam 435.279,10 TL muhtemel destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davacıların destek zararlarının, davalı idarenin 4/8 oranında kusurlu olduğu kabulü halinde ise 4/8 oranı üzerinden davacı ... için 94.866,63 TL, davacı... için 122.772,93 TL olmak üzere toplam 217.639,56 TL muhtemel destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı görülmektedir. Her ne kadar 2577 sayılı Kanun'da bu yönde açık bir düzenleme bulunmasa da Mahkemelerce hak kayıplarının önlenmesi amacıyla, tazminat davalarında esas hakkında karar verilmeden önce bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise bilirkişi raporu tebliğ edilmek suretiyle, bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ise ara kararı ile dosyanın esas hakkında karar verilebilecek durumda olduğunun veya dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre karar verileceğinin davacıya bildirilerek tazminat talep miktarını artırmak isteyenlere bu imkânın tanınması hakkaniyet gereğidir. Bakılan uyuşmazlıkta, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun davacıya 19/01/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacıların 02/02/2021 tarihli itiraz dilekçesi ile bilirkişi raporuna itiraz ettikleri, söz konusu dilekçede, davalı idarenin tam kusurlu olduğunun ve Adli Tıp Kurumu raporu gereğince 4/8 oranında kusurlu olması halinde seçenekli hesaplamanın yapıldığı, Mahkemece olayda davacılara atfı kabil kusur bulunmadığı hususundaki itirazları doğrultusunda idarenin tam kusurlu olduğunun kabulü ile raporda bu seçenek üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği, ancak Mahkemece bilirkişi raporuna yapılan itiraz hususu karşılanmadan ve dikkate alınmadan karar verildiği, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açık olduğundan, davacılara yeniden miktar arttırım hakkını kullanmalarının sağlanması gerektiği, ancak Mahkemece bu imkan sağlanmadan karar verildiği, davacıların 19/02/2021 tarihli miktar artırım dilekçesinde maddi tazminata ilişkin istemin 217.639,56 TL olarak artırıldığı, Mahkemenin taleple bağlı kalarak toplam 217.639,56 TL maddî tazminatın ödenmesine hükmettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun davacılara tebliğ edildiği ve davacıların söz konusu bilirkişi raporuna itiraz ettiği görülmekte olup, İdare Mahkemesince davacıların itiraz dilekçesinde iddia ettiği hususların değerlendirilmesi suretiyle davacıların itirazının sonucu (kabul edilip-edilmediği) ile davacıların miktar arttırımında bulunup bulunmayacağının davacılara bildirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; taleple bağlı kalınarak maddi tazminat istemi hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, İdare Mahkemesince, idari eylem ile zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, idarenin zararın tamamından sorumlu olduğu hususu dikkate alınarak, davacıların bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazın reddi ile davacıların miktar arttırımında bulunup-bulunmayacağı noktasında gerekli bildirim yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilerek verilen kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. B) Temyiz İstemine Konu Kararın, Manevi Tazminat İstemine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: Dava konusu olayda, davacıların müşterek çocuğu olan müteveffa ...'in davalı idarenin hizmet kusuru sebebiyle hayatını kaybettiği ve çocuklarını kaybetmiş olan, sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği konusunda endişe ve üzüntüye düşen davacıların manevi zararlarının karşılanmasının gerekeceği kuşkusuzdur. Davacıların manevi zararının ise, yukarıda aktarılan ilkeler gözetilerek, davacılar yönünden manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, davalı idare yönünden ise hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede belirlenecek manevi tazminat miktarının ödenmesine karar verilmesi suretiyle karşılanması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, manevi tazminat miktarının benzeri olaylarda hükmedilen manevi tazminattan yüksek belirlenmesini gerektiren farklı ve özel bir sebebin bulunmadığı, bu haliyle davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu görülmekte olup; manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alındığında, hükmedilecek manevi tazminat miktarının Bölge İdare Mahkemesince yeniden belirlenmesi gerektiğinden, temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmında da hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, işbu bozma kararı üzerine, Bölge İdare Mahkemesince davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yeniden verilecek kararda, davacılar hakkında hükmedilecek maddi tazminat tutarının idareye başvuru tarihi olan 26/03/2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verileceği hususu da açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların ve davalı yanında müdahillerin temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.