10. Hukuk Dairesi 2024/10752 E. , 2024/8506 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1339 E., 2024/2127 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/42 E., 2024/92 K. Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adl
**10. Hukuk Dairesi 2024/10752 E. , 2024/8506 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1339 E., 2024/2127 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/42 E., 2024/92 K. Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı Kuruma muhtelif fabrikalarda 1987 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, çıraklık döneminin Ağır Silah Sanayi Müessesesi ve Top Fabrikasında geçtiğini, müvekkilinin çıraklık döneminde diğer işçiler gibi üretime yönelik olarak çalıştırıldığını, hizmetlerinin daha az prim ödemek amacıyla yalnızca kısa vadeli sigorta kollarına tabi olarak Kuruma bildirildiğini, Yasal hükümlere ve yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre çırak olarak çalışmanın koşullarının belirlendiğini, davalı Kuaım uygulamalarının bu düzenlemelere aykırılık teşkil ettiğini, çırak olarak çalıştırılan dönemlerin kıdemden ve sigortalılıktan sayılmaması nedeniyle çıraklık döneminde TİS hükümlerinden yararlanamadığını, müvekkilinin çırak olarak çalışmaya başladığı tarihten itibaren çırak olarak değil direkt işçiler gibi imalata yönelik çalıştırıldığını, tezgahlarda birebir üretim yaptığını, çıraklık döneminin aralıksız ve kesintisiz her gün bilfiil üretime yönelik çalışarak geçtiğini, 1987 - 1991 yılları arasında davalı Kurumdan tüm sigorta kollarına tabi olma talep ettiğini, talebinin reddedildiğini, dava dışı SGK’nın denetim görevini zamanında yapmayarak müvekkilinin mağdur olmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin 18 yaşından önceki üretime yönelik geçen çalışmalarının da prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin 01.10.1987 tarihinden itibaren davalı MKE nezdinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığının tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı MKE vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının daha önce aynı konu hakkında Kırıkkale İş Mahkemesinin 2006/363 E. sayılı dosyası üzerinden davalı Kurum aleyhine dava açtığını, davacının davalı Kurumda 21.12.1990 - 01.03.1991 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak geçtiğinin tespit edildiğini, hükmün Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğini, Davacının velisi ile davalı Kurum arasında 33 yıl önce yapılan çıraklık sözleşmesi yapıldığını, aradan bunca zaman geçtikten sonra aradaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunun iddia edilmesinin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağını, Davacının 3308 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde aranan çırak olabilme koşullarını taşıdığından, dava dışı Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Çıraklık Eğitim Merkezi (MEGSB) tarafından çıraklık eğitimine kabul edilmek suretiyle Çıraklık Sözleşmesine bağlı olarak çalıştığını, gerekli eğitimleri aldıktan sonra çıraklık diplomasına hak kazandığını, primlerinin dava dışı MEGSB tarafından ödendiğini, bu dönemde 3308 saylı Kanun gereğince asgari ücretin %30’u kadar ücret aldığını ve yılda 30 gün yıllık izin kullandığını, diğer işçilerden daha fazla yıllık izin kullandığını, bu durumun davacının eğitim amaçlı çalıştırıldığının bir göstergesi olduğunu, Çıraklığın meslek ve sanat öğrenmeye yönelik bir eğitim türü olduğunu, buradaki asıl amacın üretim yapmaya değil, meslek öğrenmeye yönelik olduğunu, çırakların üretime dayalı bir çalışma içinde olsa bile bu çalışmanın nazari olarak öğrendiklerini uygulama amacı taşıdığını, uygulamalı çalışmanın çıraklık döneminin bir parçası olduğunu, davacının da zorunlu sigortalı olarak çalışan işçilerden farklı olarak daha düşük ücret aldığını ve daha fazla yıllık izin kullandığını, 506 sayılı Kanun'un sigortalı sayılmayanlar başlıklı 3. maddesinde özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı hükümlerinin bulunduğunu, 3308 sayılı Kanuna göre çıraklık süresinin 3 - 4 yıl sürdüğünü, bu dönemde çıraklık sözleşmesi devam eden davacının hizmetlerinin işçilik olarak kabulü ile uzun vadeli sigorta kollarına tabi hizmet sayılmasının mümkün olmadığını, diğer işçiler gibi iki yıllık çıraklık okulu sonrası fabrikalarda pratik çıraklık eğitimine tabi tutulduğunu, eğitim niteliği taşıyan bu çalışmanın üretim olarak değerlendirilemeyeceğini, konu hakkında Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin içtihadı bulunduğunu, dava konusu edilen dönemde davacının davalı Kurumda eğitim amacıyla mı yoksa üretim amacıyla bulunduğunun ortaya çıkarılmasının önem arz ettiğini, davacının diğer işçiler gibi iki yıllık çıraklık okulu sonrası fabrikalarda pratik çıraklık eğitimine tabi tutulduğunu, eğitimin üretim olarak değerlendirilemeyeceğini, fiziksel yeterliliğinin de bu işi yapmaya elverişli olmadığını, görevinin ustasına yardımcı olmak ve sanatı ustasından görerek geliştirme amacını taşıdığını, davacının dönem bordroları, çıraklık sözleşmesi vb. belgelerin Kırıkkale Çıraklık Eğitim Merkezinden talep edilmesi gerektiğini, davalı Kurum fabrikalarında yapılan işin ağır iş niteliği taşıdığını, çırakların bu tür ağır işleri yapmasının mümkün olamayacağını, davalı Kurumun bu hususları gözeterek çırakları ağır işlerde çalışmadığını ve kanun, yönetmelik ve tüzüklere uygun davrandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ... Tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; dinlenen taraf ve tanık anlatımları ile davacının 237 sicil no.lu davalı Kurum’da 05.10.1987 – 21.12.1990 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı anlaşılmıştır. Yine tanık anlatımları ile davacının üretime yöenelik olarak çalıştığı, gün içerisindeki çalışma süresinin meslek öğrenme nitelik ve ağırlığında geçmediği anlaşılmıştır. Tespiti istenen dönemde davacı 16-17 yaşlarında olup, yapılan işin niteliğine göre de normal işçi olarak çalışması uygundur. Ancak davacının 18 yaşının 20.12.1990 tarihinde ikmal edecek olup tespitini istediği dönemde henüz 18 yaşını ikmal etmediği açık olup, bu sürelere ilişkin çalışmasının Mülga 506 sayılı Kanun'un 60/g maddesi ve halen yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 38/2 nci maddesi gereği prim ödeme gün sayısına ilave edilmesi gerekmekte olup davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davacının davasının kabulü ile 1-Davacının 7 sicil no.lu davalı MKE Genel Müdürlüğünde 05.10.1987 – 21.12.1990 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığının ve 506 sayılı Kanun'un 60/g hükmü ve 5510 Sayılı Kanun'un 38/2 nci maddesi hükmü uyarınca prim gününe ilavesinin gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, 05.10.1987 tarihinde davacının velisi ile davalı arasında çıraklık sözleşmesi imzalanmışsa da aynı zamanda bordro tanığı olan davacı tanıklarının davacı ile birlikte davalı işyerinde 1987 yılı Ekim ayından itibaren üretime yönelik olarak çalıştıklarını beyan etmeleri karşısında davalı işyerinde geçen çalışmalarının üretime yönelik olduğu anlaşıldığından mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. 2. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3 üncü maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10 uncu maddesine göre çırak olabilmek için a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16.08.1997 tarih ve 4306 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.) b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir. Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13 üncü maddesi hükmüne göre ise “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.” Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 1)Eldeki dava, davacının, davalıya ait işyerinde çalıştığı sürelerin tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının dava konusu dönemde 14 yaşında olduğu, dava konusu dönemde çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, çalıştığı işin ağır işlerden olan döküm işi olduğu, Mahkemece, davacının döküm işinde ne şekilde üretime katıldığı hususu açıklığa kavuşturulmadan soyut tanık beyanlarına itibar edilerek karar verildiği, davacının 18 yaşından itibaren tüm sigorta kollarına tabi çalıştığına yönelik olarak açılan Kırıkkale İş Mahkemesinin E.2006/363 sayılı dava dosyası neticesinde davacının davalı Kurumda 21.12.1990 - 01.03.1991 tarihleri arasında uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak geçtiğinin tespit edildiği, hükmün Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmakta olup Mahkemece, kesinleşen dava dosyası da incelenmek suretiyle bu tarih öncesindeki çalışmanın gerçekten üretime katılma niteliğinde olup olmadığı, mesleki eğitim kapsamında kalıp kalmadığı hususu araştırılmalı, çıraklık müfredatı da getirtilmek suretiyle fiilen yaptığı işlerle karşılaştırılmalı, öğrenmeyi aşan bir çalışma olup olmadığı hususu delilleriyle araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.