Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluk sonrasında hukuka aykırı olarak konutu terk etmeme adli kontrol tedbirine karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluk sonrasında hukuka aykırı olarak konutu terk etmeme adli kontrol tedbirine karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/10/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; kamu yararına çalışan, vakıf statüsünde olan Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfında (Vakıf) ve anılan Vakfın İktisadi İşletmesinde (İşletme) 9/7/2018 tarihinde muhasebeci olarak çalışmaya başlamıştır. Vakıf Yönetim Kurulunun kararı ile başvurucuya Vakfın ve İşletmenin her türlü muhasebe işlemlerini yürütmek, kayıt ve defterleri tutmak, vergi ve banka işlemlerini takip ederek bunlara ilişkin ödemeleri yapmak görevlerinin tevdi edilmesinin yanı sıra Vakfa ve İşletme hesaplarına ilişkin olarak internet bankacılığı dâhil olmak üzere tüm banka şifreleri de teslim edilmiştir. Vakıf Genel Başkanı'nın 20/5/2019 tarihinde yazılı görevlendirmesiyle Vakfın 20/5/2018 ile 20/5/2019 tarihleri arasındaki bir yıllık gelir ve gider kayıtlarının incelenmesi için Hesap İnceleme Komisyonu (Komisyon) oluşturulmuştur. Komisyonca yapılan inceleme sonunda düzenlenen 29/5/2019 tarihli rapora göre Vakfa ait internet bankacılığının EFT ve havale işlemlerine kapatılması yönünde Vakıf Yönetim Kurulunca alınan 21/8/2018 tarihli karar gereğince bankalara gönderilmek üzere başvurucuya teslim edilen yazılara ilişkin işlemlerin başvurucu tarafından yapılmadığı, başvurucunun muhtelif tarihlerde ve miktarlarda parayı Vakfın hesabından kendi bireysel hesabına usulsüz aktardığının belirlendiği ileri sürülerek 20/6/2019 tarihinde zimmet suçu dolayısıyla başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunulmuştur. Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturmada hakkında yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirinin uygulanması istemiyle başvurucu 2/7/2019 tarihinde sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir. Adli kontrol uygulanmasına dair talep yazısı şöyledir:"Şüpheli hakkında 5271 sayılı CMK’nın [Ceza Muhakemesi Kanunu] maddesinde yazılı tutuklama sebeplerinin bulunması, soruşturmanın tamamlanmasına kadar yurt dışına çıkışının engellenmesi amacı ve nedeniyle şüpheli hakkında aşağıda yazılı tedbirlerin uygulanması yönünde 5271 sayılı CMK’nın maddesi uyarınca adli kontrol kararı verilmesi kamu adına talep olunur." Ankara Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte -başvurucunun Hâkimlikte hazır edilmesine rağmen iş yoğunluğu gerekçesiyle- dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde başvurucu hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Üzerine yüklenen suçun niteliği, mevcut delil durumuna göre CMK 109 ve devamı maddeleri gereğince adli kontrol altına alınmasına,Şüphelinin CMK 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkışının yasaklanmasına,Adli kontrolün soruşturma sonuna kadar devam etmesine ... [karar verildi.]" Yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısınca verilen talimat gereğince Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince Vakfa ait banka hesap hareketleri ve başvurucunun ilgili bankalardan temin edilen şahsi hesaplarına ilişkin hareketler incelenmiştir. Bu inceleme sonunda emniyet görevlileri tarafından düzenlenen 16/7/2019 tarihli İnceleme Tutanağı'nın ilgili kısmı şu şekildedir:"... O.Ö'nin, Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfına ait 5 ayrı hesaptan nakit para çekimi, hesaba havale yöntemlerini kullanmak suretiyle ... [başvurucu] tarafından hesaplara yapılan ödeme ve havaleler çıkarıldığında toplam: 881,36 TL vakfı zarara uğrattığı değerlendirilmektedir.Şahsın işlemi yaparken vakıf tarafından gönderilen dokümanların incelenmesinde vakfın ödeme tarihleri ve burslu öğrencilerin ödemelerinin yapılacağı tarihlerde ödeme miktarı kadar parayı hesaplara aktararak ... değerlendirilmiştir." Ayrıca başvurucunun gerçekleştirdiği iddia edilen çoğu bankacılık işleminin mesai saatleri içinde olduğu tespit edildiğinden Başsavcılığın talebiyle başvurucunun Vakıftaki görevi esnasında kullandığı bilgisayar üzerinde arama ve elkoyma işlemleri yapılmasına Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 16/7/2019 tarihinde karar verilmiştir. Anılan bu karar gereğince gerekli arama yapılarak elde edilen dijital verilere emniyet görevlilerince -incelenmek amacıyla- el konularak bu veriler kopyalanmıştır. Başvurucunun adresinde bulunamaması ve yapılan tüm aramalara rağmen kendisine ulaşılamaması nedeniyle, uhdesine geçirdiği iddia edilen paranın miktarı ile Vakfın ödeme tarihleri ve burslu öğrencilerin ödemelerinin yapılacağı tarihlerde ödeme miktarı kadar parayı Vakfın hesaplarına aktararak gerçekleştirdiği eylemi gizlemek suretiyle sürekliliği sağlaması gerekçe gösterilerek Başsavcılık tarafından hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesi talep edilmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 19/7/2019 tarihinde başvurucu hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi uyarınca tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkartılmıştır. Başvurucu 25/9/2019 tarihinde yakalandıktan sonra emniyette alınan ifadesinde özetle işe başladıktan sonra E. isimli kişi tarafından alacaklı olduğundan bahisle Vakıf aleyhine 000 TL bedelle başlatılan icra takibi kapsamında Ankara İcra Dairesinin E.2018/7216 sayılı yazısıyla Vakıf hesabındaki paraya bloke konulduğunu, amiri konumundaki Vakıf Başkanı'nın talimatı ile kendisine ait hesabın Vakfın işletme ortak havuz hesabı olarak kullanılmaya başlandığını, uhdesine geçirdiği iddia olunan paranın büyük bir kısmını Vakfın parasına haciz konulmasını engellemek amacıyla ve Vakıf Başkanı'nın talimatıyla kendi hesabına aktardığını, söz konusu blokenin 2019 yılının Ocak ayına kadar devam ettiğini, Vakıf Başkanı'nın talimatı ve bilgisi doğrultusunda hesap hareketlerinde gözüken kişilere anılan paraları gönderdiğini, Vakfı uğrattığı zarar miktarının 000 TL - 000 TL arasında olabileceğini, bunu da ödeyeceğini, Vakıf hesabından giden paraların aslında Vakıf Başkanı tarafından ödenmediğini belirtmiştir. Başvurucu, Başsavcılıkça hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan tutuklanması istemiyle 25/9/2019 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu hakkındaki tutuklama talep yazısı şöyledir: "...Şüphelinin mali işlerine bakmak üzere Vakıf tarafından görevlendirildiği Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfının hesaplarında mevcut paraları farklı tarihlerde kendi şahsi hesabına aktarıp şahsi hesabından çeşitli yerlere ve hesaplara göndererek veya çekerek mal edindiği, ilk tespitlere göre 881,TL paranın bu şekilde şahsen kullanılarak veya başkalarına aktarılarak mal edinilmiş bulunduğu, şüpheli her ne kadar bu paraların büyük bir kısmını Vakıf Başkanının talimatı ile ve takipteki icra dosyasından haciz konulmasını engellemek amacıyla kendi hesabına aktardığını, yine Vakıf Başkanının talimatı doğrultusunda hesap hareketlerinde gözüken kişilere gönderdiğini ifade etmiş ise de, bu savunmasının mevcut durumda suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği gibi kendi savunmasında Vakfa verdiği zarar miktarı olarak 100-120 bin TL ifade edilip kısmen kabul yoluna gidildiği gözetilerek, Şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunması uğranılan zararın niteliği ve büyüklüğü, suçun zincirleme nitelikli işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin bulunması doğrultusunda;Şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın vd. maddeleri uyarınca karar verilmesi talep olunur." Başvurucunun sorgusu Hâkimlikçe aynı tarihte yapılmıştır. Sorgu Tutanağı'na göre başvurucuya yüklenen suç anlatılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucunun sorgudaki ifadesi şöyledir:"... İşe başladıktan sonra Vakfımıza hemen icra geldi. Benim şahsi hesabımdan ödemeler yapılmıştır. Mali Şube'de attığım EFT'leri teker teker söyledim. 000,00 - 000,00 TL'lik meblağı ödeyeceğimi de emniyet aşamasında söyledim. Benim 500-600'ün üzerinde hareketim vardır. Ben, [Vakıf Başkanı] Lokman isimli kişiden de ayrıca şikayetçi oldum." Başvurucu, Ankara Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yapılan sorgusunun ardından hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 25/9/2019 tarihinde tutuklanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheli O.Ö'nin üzerine atılı bulunan Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren; şüpheli ifadesi, müşteki şikayeti, dosya kapsamında yer alan banka kayıtları ve dokumanlar ile dosya kapsamında somut delillerin bulunması, şüphelinin kaçma ve delilleri karartma ihtimali bulunduğu bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı CMK’nun maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS [Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi] maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelinin CMK.nun maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar verildi.]" Başvurucu 27/9/2019 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 30/9/2019 tarihinde "...tutuklama kararının kaldırılmasını gerektirecek ve şüphelinin hukuki durumunu değiştirecek yeni bir delil ibraz edilmediği, Ankara Sulh Ceza Hakimliğinin kararında belirtilen gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu, kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden.." gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başsavcılıkça 17/10/2019 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak başvurucuya isnat edilen eylemler ve ayrıca başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar açısından araştırma yapılması için idari soruşturma başlatılması istenmiş, konuya ilişkin olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca idari soruşturma başlatılmıştır. UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre -bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla- soruşturma dosyasında idari tahkikatın sonuçlandığına dair bir bilgi bulunmamaktadır. Başsavcılık 18/3/2020 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla başvurucunun savunması alınmış olup başvurucu kendisine iftira atıldığını, hiçbir şekilde Vakfın parasını almadığını, Vakfın 000 TL civarındaki zararını karşılamayı kabul ettiğini ve tahliyesine karar verilmesini istediğini ifade etmiştir. Hâkimlik aynı tarihli kararı ile başvurucunun serbest bırakılmasına karar vermiştir. Bununla birlikte Hâkimlik, başvurucu hakkında konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin uygulanmasına hükmetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"İncelenen dosya kapsamına göre mevcut delil durumu ve şüphelinin sabit ikamet sahibi olması nazara alınarak anlaşılmakla şüpheli O.Ö'nin hakkında Ankara Sulh Ceza Hakimliğinin 25/09/2019 tarih 2019/1071 sorgu sayılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlu tutuklama kararının kaldırılmasına,...Ancak şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği, hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular, delillerin tamamının toplanmamış olması nazara alındığında şüpheli hakkında CMK.nun 109/3-j maddesi gereğince adli kontrol altına alınmasına, Şüphelinin CMK 109/3-j maddesi uyarınca konutunu terk etmemesine... [karar verildi.]" Başvurucu anılan karara hükmedilen adli kontrol tedbiri noktasında itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 31/3/2020 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu 23/7/2020 tarihinde konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını veya değiştirilmesini talep etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 24/7/2020 tarihinde soruşturmanın devam ettiği gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2020 tarihinde anılan karara yapılan itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...şüpheliye atılı suçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki zarar tutarına ilişkin şikayet ve tespitler tüm evrak kapsamına göre, Ankara Sulh Ceza Hakimliği'nin 24/07/2020 tarih ve 2020/5162 iş sayılı şüpheli O.Ö'nin adli kontrol kararının kaldırılması veya değiştirilmesi talebinin reddine dair kararı usul ve yasaya uygun olup gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddine... [karar verildi.]" Başvurucunun hakkında verilen adli kontrol kararına dayalı olarak infaz sürecini takip eden Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı Elektronik İzleme Merkezini 13/8/2020 tarihinde saat 26'da telefonla aramak suretiyle bilgilendirerek hastaneye gideceğini ifade ettiği ve bu hususun anılan merkez tarafından tutanak ile kayıt altına alındığı, başvurucunun saat 43-02 arasında ikametgâhının dışında bulunduğu ve sonrasında yeniden evine döndüğü Başsavcılığın 11/9/2020 tarihli yazısından anlaşılmaktadır. Başvurucu, hakkında verilen adli kontrol tedbirine ilişkin kararın kaldırılmasını veya değiştirilmesini 17/8/2020 tarihinde yeniden talep etmiş; Ankara Sulh Ceza Hâkimliği mevcut delil durumunu ve soruşturmanın devam etmekte olduğunu dikkate alarak 4/9/2020 tarihinde bu talebin reddine karar vermiştir. Söz konusu karara yapılan itiraz Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 17/9/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheli hakkında verilen adli kontrol kararının kaldırılmasını gerektirecek dosya içerisine yeni bir delil ibraz edilmediği, Ankara Sulh Ceza Hakimliğinin kararında belirtilen gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu, kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, Şüpheli hakkında verilen adli kontrol kararlarına itiraz eden şüpheli müdafiinin itirazının reddine... [karar verildi.]" Anılan itirazın reddine dair nihai karar başvurucunun müdafiine 30/9/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Öte yandan başvurucu, evleneceğini beyan ederek adli kontrol kararının infazının gerçekleştirildiği konutu terk edebilmek için 28/9/2020 tarihinde -müdafii aracılığıyla- izin talebinde bulunmuştur. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 20/10/2020 tarihli kararıyla başvurucunun nikâh işlemleriyle ilgilenebilmesi için 28-29-30/10/2020 tarihlerinde izinli sayılmasına karar vermiştir. Başvurucu 26/10/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra başvurucu, hakkında verilen konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını bir kez daha talep etmiş; Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 9/12/2020 tarihli kararı ile konutu terk etmeme tedbirinin uygulandığı süreyi dikkate alarak anılan tedbirin kaldırılmasına karar vermiştir. Bununla birlikte Hâkimlik başvurucu hakkında haftanın belirli günlerinde yerleşim yerine en yakın adli kolluk birimine başvurarak imza atmak suretiyle adli kontrol tedbirinin uygulanmasına hükmetmiştir. Başsavcılık 9/6/2021 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer asliye ceza mahkemesinde dava açmıştır. İddianamede bilirkişi raporuna ve başvurucunun banka hesabından yapılan parasal işlemlere yer verilmiştir. Buna göre başvurucunun 279,75 TL tutarında parayı uhdesine geçirdiği ve başvurucu tarafından imzalanan muhasebe raporları ile banka kayıtlarının birbirleriyle uyumlu olmadığı belirtilmiştir. Diğer yandan Başsavcılık, başvurucunun isnatta bulunduğu (bkz. §§ 16, 17) Vakıf Başkanı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan başlattığı soruşturmada ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi iddianamenin kabulüne ve E.2021/674 sayılı dosya üzerinden kovuşturmanın başlamasına karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki yargılama bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesi aşamasında derdesttir. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Güveni kötüye kullanma" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: "(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." 5271 sayılı Kanun'un "Adlî kontrol" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:a) Yurt dışına çıkamamak.b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.j) Konutunu terk etmemek.... " 5271 sayılı Kanun'un "Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir. (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir." 5271 sayılı Kanun'un "Uzlaştırma" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;... (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (madde 155),... (2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.... (4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. (5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.... (8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir." 5/3/2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Adli kontrol tedbirleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Adli kontrol tedbirlerinden; ... h) Konutunu terk etmemek: Şüpheli veya sanığın mahkeme tarafından belirlenen konutunu mazereti olmaksızın veya izin almaksızın terk etmemeyi,... İfade eder". Yönetmelik'in "Adli kontrol tedbirlerinin yerine getirilmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Adli kontrol kararı kaydedildikten sonra, infaz işlemlerinin başlatılması için karar doğrudan vaka sorumlusuna gönderilir. Hakkında adli kontrol kararı verilen şüpheli veya sanığa gönderilen tebligatta; adli kontrol tedbirinin türü, tedbirin ne şekilde ve ne zaman yerine getirileceği, uyulması gereken kurallar, tedbire uymamanın sonuçları ile adli kontrol tedbirinin gereklerinin derhal yerine getirilmesi gerektiği açıklanır. Kararın niteliğine göre gerekli ise ilgili kişi, kurum veya kuruluşa derhal yazı yazılarak adli kontrol tedbirinin içeriği açıklanır; şüpheli veya sanığın hakkındaki adli kontrol tedbirinin gereklerini süresinde yerine getirip getirmediği ve adli kontrol tedbirine devam edip etmediği hususlarında bilgi istenir. ... (5) Haklarında bu Yönetmeliğin 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a), (h), (ı) ve (i) bentlerinde sayılan adli kontrol tedbirlerine karar verilen şüpheli veya sanıkların toplum içinde izlenmesi, denetim ve takibi elektronik kelepçe takılmak suretiyle yerine getirilebilir." Ayrıca ilgili uluslararası hukuk için bkz. Esra Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 36-