Başvuru, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; suçun niteliğinin değişmesine rağmen ek savunma alınmaksızın mahkûmiyet kararı verilmesi, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının ve Yargıtay onama ilamının gerekçesiz olması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; suçun niteliğinin değişmesine rağmen ek savunma alınmaksızın mahkûmiyet kararı verilmesi, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının ve Yargıtay onama ilamının gerekçesiz olması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 21/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 23/6/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin bir görüş bildirmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Kartal Sulh Ceza Mahkemesinin 28/4/2006 tarihli kararı ile tutuklanmıştır. Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 7/6/2006 tarihli ve E.2006/3788 sayılı iddianamesiyle başvurucunun "kasten öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yerAğır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ve maddeleri aynı Kanun'un maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının uygulanması talep edilmiştir. Kartal Ağır Ceza Mahkemesinin 22/2/2007 tarihli ve E.2006/237, K.2007/69 sayılı kararı ile başvurucunun 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, (iki ayrı) kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve (iki ayrı) kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte tutukluluğun devamına da karar vermiştir. Anılan karar, başvurucunun yanı sıra Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 12/10/2010 tarihli ve E.2010/3994, K.2010/6581 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün "hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun maddesi uyarınca değiştirilen 5271 sayılı CMK.nun maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında; ceza miktarının üst sınırının 2 yıla çıkarılması, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlarla ilgili sınırlandırmanın da kaldırılması nedeniyle yerel mahkemece yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması", diğer suçlardan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ise "aynı eylemlerden yargılanıp, mahkum olan sanıklar ve Eyüp [başvurucu] arasında savunma açısından çıkar çatışması bulunduğu, bu nedenle sanıkların aynı vekillerle temsili usule aykırı olduğundan ... her bir sanık için ayrı ayrı müdafi atanması gerektiğinin düşünülmemesi" gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı sonrasında Kartal Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/376 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemenin 14/2/2011 tarihli ve E.2010/376, K.2011/59 sayılı kararı ile başvurucunun mağdur Ö.K.ye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrasının, aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin uygulanması suretiyle 3 yıl 4 ay hapis; mağdur O.E.ye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrasının aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin uygulanması suretiyle 3 yıl 4 ay hapis; 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 6136 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle 10 ay hapis ve 375 TL adli para; mağdur sanık E.E.ye yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un , ve maddelerinin uygulanması suretiyle 5 yıl 7 ay 15 gün hapis; maktul S.A.ya yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un ve maddelerinin uygulanması suretiyle 7 yıl 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte "verilensonuçcezamiktarına ve tutuklama tarihine [göre]" tutukluluğun devamına da karar vermiştir. Anılan karar, başvurucunun yanı sıra Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından da temyiz edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 1/3/2012 tarihli ve E.2011/8025, K.2012/1290 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına, "kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ise "a- sanıklar Eyüp ve nin aralarında husumet bulunan E.yi öldürmek amacıyla aradıkları, ulaşamayınca E.nin arkadaşları olan mağdurlar O. ve Ö.yü zorla alıkoyarak E.yi olay yerine çağırttıkları, hazırlıklı olarak olay yerine giderek pusu kurdukları ve olaydan habersiz olan maktul S.nin kullandığı araçla gelen E.ye ateş ederek öldürmeye kalkıştıkları anlaşılmakla, sanıkların mağdur-sanık E.yi öldürme kararı aldıkları, aldıkları kararda sebat ve ısrar göstererek vazgeçmedikleri, eylemi soğukkanlılıkla gerçekleştirdikleri, böylelikle eylemde tasarlamanın şartları oluştuğu, mağdur-sanık E.yi öldürmek amacıyla hileyle olay yerine sanıklar Eyüp ve nin çağırmaları nedeniyle ilk ateşin de sanıklar ve Eyüp tarafından yapıldığının kabulüyle, haklarında haksız tahrik indirimi yapılamayacağı ... c- Sanık Eyüp’ün maktul S. ve E.nin bulunduğu aracı hedef alarak birlikte ateş ettikleri ve maktul S.nin öldürülmesinde sanık ile fikir ve irade birliği içerisinde hareket ederek eylem üzerinde ortak hakimiyet kurdukları anlaşılmakla; sanık Eyüp’ün TCK.nun maddesi uyarınca doğrudan kasten insan öldürme suçundan cezalandırılması yerine kasten insan öldürmeye kalkışma suçundan hüküm kurularak eksik ceza tayini" gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay ilamı sonrasında bozulan suçlar yönünden Kartal Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/239 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunmuştur. Mahkeme 7/6/2012 tarihli celsede Yargıtay Ceza Dairesinin 1/3/2012 tarihli ilamını okumuş ve başvurucuya bozma kararına karşı diyeceklerini sormuştur. Başvurucunun bu celsede Yargıtay bozma ilamına karşı beyanda bulunduğu, müdafinin ise Yargıtay bozma ilamına karşı beyanda bulunmak üzere süre talep ettiği anlaşılmıştır. Aynı celsede Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını sözlü olarak Mahkemeye bildirmiştir. Mütalaada başvurucunun, mağdur sanık E.E.ye yönelik eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un , ve maddeleri gereğince, maktul S.A.ya yönelik eylemi nedeniyle ise 5237 sayılı Kanun'un , maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemenin 19/7/2012 tarihli celsede Yargıtay Ceza Dairesinin 1/3/2012 tarihli ilamını yeniden okuduğu, başvurucunun müdafinin Yargıtay bozma ilamına karşı beyanlarını aldığı, Cumhuriyet savcısının ise bir önceki celsede açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrarladığı, bunu üzerine Mahkemenin hem başvurucunun hem de başvurucu müdafinin esas hakkındaki savunmalarını aldığı ve Yargıtay bozma ilamına uyarak davayı sonuçlandırdığı görülmektedir. Kartal Ağır Ceza Mahkemesinin 19/7/2012 tarihli ve E.2012/239, K.2012/316 sayılı kararı ile başvurucunun, mağdur sanık E.E.ye yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun'un maddesinin uygulanması suretiyle 10 yıl 10 ay hapis; maktul S.A.ya yönelik öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un ve maddesinin uygulanması suretiyle 25 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme hüküm ile birlikte "verilensonuçcezamiktarına ve kaçma şüphesine göre" tutukluluğun devamına da karar vermiştir. Mahkûmiyet kararının gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:"Sanıklar G., ve Eyüp’ün olay öncesi aralarında husumet bulunan sanık E.nin yerini öğrenmek amacıyla mağdurlar O. ve Ö.yü sanık nin işyerine götürerek elleri ve ayaklarını bağlayıp etkili eylemde bulunarak hürriyetinden yoksun kıldıkları, tehditle O.ya mağdur-sanık E.yi telefonla arattırıp belirlenen yere gelmesini sağladıktan sonra sanık G.nin, diğer sanıklar ve Eyüp'ü arabayla olay yerine götürdüğü, araçtan inen sanıklar ve Eyüp’ün silahlı olarak mağdur-sanık E.yi beklemeye başladıkları, mağdur-sanık E.nin maktul S.nin kullandığı araçla olay yerine gelmesi üzerine sanıklar ve Eyüp’ün araçta bulunan mağdur-sanık E.ye ve maktule doğru ateş ettikleri, maktul S.nin isabet eden bir mermiyle yaşamını yitirdiği, sanık E.nin karşı ateşiyle sanık nin sol omzundan hayati tehlikeye neden olmayacak ve basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde bir mermi isabetiyle yaralandığı, maktul S.nin vurulması üzerine kontrolden çıkan aracın mağdur nin sahibi olduğu araba galerisindeki arabalara çarparak durması üzerine maktul H. ve mağdur nin işyerinden dışarı çıkarak arabadan inip kaçan mağdur-sanık E.nin peşinden koşmaları üzerine, mağdur-sanık E.nin maktul ve mağdura ateşi neticesi maktul H.nin öldüğü, mağdur nin penis bölgesinden bir isabetle hayati tehlike geçirmeyecek ve basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde yaralandığı, sanık G.nin sanıklar ve Eyüp’ü olay yerinden arabayla götürdüğü ve işyerinde bağlı vaziyette kalan mağdurlar Ö. ve O.yu serbest bıraktıkları anlaşılmıştır. Bu şekilde gerçekleşen olayda sanıklar Eyüp ve nin aralarında husumet bulunan E.yi öldürmek amacıyla aradıkları, ulaşamayınca E.nin arkadaşları olan mağdurlar O. ve Ö.yü zorla alıkoyarak E.yi olay yerine çağırttıkları, hazırlıklı olarak olay yerine giderek pusu kurdukları ve olaydan habersiz olan maktul S.nin kullandığı araçla gelen E.ye ateş ederek öldürmeye kalkıştıkları anlaşılmakla, sanıkların mağdur-sanık E.yi öldürme kararı aldıkları, aldıkları kararda sebat ve ısrar göstererek vazgeçmedikleri, eylemi soğukkanlılıkla gerçekleştirdikleri, böylelikle eylemde tasarlamanın şartları oluştuğu, mağdur-sanık E.yi öldürmek amacıyla hileyle olay yerine sanıklar Eyüp ve nin çağırmaları nedeniyle ilk ateşin de sanıklar ve Eyüp tarafından yapıldığının kabulüyle, haklarında haksız tahrik indirimi yapılamayacağı ... ...Sanık Eyüp’ün maktul S. ve E.nin bulunduğu aracı hedef alarak birlikte ateş ettikleri ve maktul S.nin öldürülmesinde sanık ile fikir ve irade birliği içerisinde hareket ederek eylem üzerinde ortak hakimiyet kurdukları anlaşılmakla ..." Anılan karar, başvurucunun yanısıra Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmiştir. Başvurucunun temyiz dilekçesinde suçun niteliğinin değişmesine rağmen ek savunması alınmaksızın hakkında mahkûmiyet kararı tesis edildiği yönünde bir iddiada bulunmadığı, Cumhuriyet savcısının ise başvurucuya ek savunma hakkı tanınmamasını temyiz konusu yaptığı anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Dairesinin 27/1/2014 tarihli ve E.2013/4940, K.2014/269 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu Yargıtay ilamını 30/1/2014 tarihinde öğrenmiştir. Başvurucu 21/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 5237 sayılı Kanun'un "Haksız tahrik" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." 5237 sayılı Kanun'un "Suça teşebbüs" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. " 5237 sayılı Kanun'un "Faillik" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur." 5237 sayılı Kanun'un "Kasten öldürme" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. " 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli hâller" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Kasten öldürme suçunun;a) Tasarlayarak,...İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. " 5237 sayılı Kanun'un "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" kenar başlıklı maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(3) Bu suçun;a) Silahla,b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,...İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır." 6136 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklulukta geçecek süre" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez." 5271 sayılı Kanun'un "Suçun niteliğinin değişmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır."