Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu 17/2/2012 tarihinde sağ dizinde ağrı, şişlik, kalçada ağrı, topallama ve hareket kısıtlılığı şikâyeti ile İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Hastane) başvurmuştur. 27/2/2012 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat sonucunda başvurucuya kalça protezi takılmış ve 9/3/2012 tarihinde başvurucu taburcu edilmiştir. Başvurucu; ameliyat sonrasında ağrılarının arttığını, uygulanan fizik tedavi işleminden de fayda görmediğini belirterek İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine müracaat etmiş, 5/2/2013 tarihinde protez reaksiyonu ve sinir hasarı şüphesi ile ameliyat edilmiştir. Ameliyat sonucunda, hatalı uygulandığından bahisle takılan protez çıkarılmış ve son olarak 4/11/2013 tarihinde özel bir hastanede sağ kalça protez operasyonu yapılarak başvurucunun tedavisi sonuçlandırılmıştır. Başvurucu, Hastane tarafından gerçekleştirilen ilk ameliyatta hizmet kusuru bulunduğundan bahisle idare mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Yargılama sürecinde Adli Tıp Kurumu (ATK) İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 23/11/2018 tarihli raporda; davaya konu edilen ameliyat sırasında kullanılan protez materyalinin daha ziyade revizyon ameliyatlarında ve tekrarlayan çıkıklar sonrası uygulanacak bir protez tipi olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte protez seçiminin kişinin tedavisini yürüten hekimin inisiyatifinde bulunduğu, kişide ameliyat sonrasında geliştiği anlaşılan rahatsızlıkların bu operasyonun komplikasyonları olduğu, bu doğrultuda başvurucunun fizik tedavi ve nöroloji bölümüne yönlendirilmesinin uygun olduğu vurgulanmıştır. Takip eden süreçte kişinin ilgili hekimin kontrolünden çıkarak başka bir hekime başvurduğu anlaşıldığından başvurucuya gerçekleştirilen müdahalenin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ifade edilmiştir. İdare mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; ATK raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, idarenin bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen bölge idare mahkemesi istinaf talebinin reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; idare mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ifade edilmiştir. Başvurucu vekili nihai hükmü 2/12/2019 tarihinde öğrendikten sonra 31/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.