Başvuru, tıbbi ihmal sebebiyle gerçekleştiği iddia edilen ölüm olayından kaynaklanan zararların karşılanmaması ve açılan davanın uzun sürmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sebebiyle gerçekleştiği iddia edilen ölüm olayından kaynaklanan zararların karşılanmaması ve açılan davanın uzun sürmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/9/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde (Fakülte) gerçekleştirilen tıbbi işlem sonrasında vefat eden 1936 doğumlu A.A.nın oğullarıdır. A. A.A.nın Ölümü Başvurucuların babası olan A.A. karın ağrısı şikâyetiyle Fakültenin Dahiliye Polikliniğine müracaat etmiştir. Yapılan tetkik sonrasında A.A.nın hastanede yatarak tedavisine karar verilmesi üzerine 28/3/2007 tarihinde A.A. hastaneye yatırılmıştır. Yapılan incelemeler sonrasında A.A.ya kolonoskopi işlemi yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucuların iddiasına göre kolonoslopi işlemi başvurucuların olmadığı bir zamanda ve yine rızaları olmaksızın yapılmıştır. 2/4/2007 tarihinde yapılan kolonoskopi işleminin ardından A.A.nın karnı şişmeye ve ağrımaya başlamış, iddiaya göre ilgili doktor tarafından bunun sürekli karşılaşılan bir durum olduğu beyanı ile A.A.ya müdahalede bulunulmamıştır. Durumunun gittikçe kötüleşmesi üzerine A.A. genel cerrahi uzmanı tarafından aynı gün içinde ancak kolonoskopi işleminden sekiz saat sonra kontrol edilmiştir. İlgili doktor tarafından tutulan notta ''Hasta hepatoloji kliniğinde görüldü. Kolonoskopi sonrası karın ağrısı gelişen hasta (8 saatlik) değerlendirildi.'' şeklinde bir kayıt vardır. Yapılan tetkikler sonrasında, kolonoskopi sırasında A.A.nın bağırsağında yırtılma meydana geldiğinin anlaşılması üzerine acil olarak ameliyat yapılmışsa da yoğun bakıma alınan A.A. ameliyattan bir süre sonra 5/4/2017 tarihinde vefat etmiştir. B. Tam Yargı Davası Süreci Başvurucular idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle zararlarının karşılanması için 14/1/2008 tarihinde Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne (Rektörlük) müracaatta bulunmuştur. Talebin reddi üzerine başvurucular Diyarbakır İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 5/3/2008 tarihinde her bir başvurucu için 000 TL olmak üzere toplam 000 TL manevi zararın ödenmesi için tam yargı davası açmıştır. Başvurucular dava dilekçelerinde özetle rızaları alınmaksızın ve yokluklarında kolonoskopi işlemi yapıldığını, A.A.nın yoğun karın ağrısı şikâyeti bulunmasına ve bu husus iletilmesine rağmen gerekli müdahalenin usulüne uygun olarak zamanında yapılmadığını, sekiz saat sonra genel cerrah tarafından yapılan müdahele sonrasında, kolonoskopi yapılırken bağırsağın yırtıldığının anlaşıldığını, yapılan ameliyat sonrasında babalarının kalp ve akciğer fonksiyonlarının durması nedenile öldüğünü, idare tarafındanbabalarına usulüne uygun olarak müdahalede bulunulmadığını, tıbbi gereklere aykırı olarak işlem yapıldığını, gerekli dikkat ve özenin gösterilmediğini, kolonoskopide bağırsak yırtılması öngörülebilen bir durum olmasına rağmen bu ihtimalin hastanın takibi sırasında hiç değerlendirilmediğini, hastanın takibinin de ihtimam ile yapılmadığını ileri sürmüşledir. Mahkeme ölüm olayı ile ilgili olarak ilgili kurumlardan tüm belgeleri topladıktan sonra ''davacıların murisi [A.A.nın] karın ağrısı şikayetiyle yaptığı başvuru sonrası davalı idareye bağlı tıp fakültesi hastanesinde adı geçene yapılan tıbbi müdahale ve uygulamalarda herhangi bir kusur bulunup bulunmadığı hususunu'' Adli Tıp Kurumuna(ATK) sormuştur. ATK İhtisas Kurulunun 3/8/2011 tarihli raporunda yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğuna karar vermiştir. Raporun ilgili kısımları şöyledir: ''..2007 tarihinde kolonoskopi sonrası rektum perforasyonu gelişen ve 2007 tarihinde öldüğü bildirilen 1936 doğumlu ...[A.A.] hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerin incelenmesinde;1-[H. K.nın] 2007 tarihli ifadesinde; 2007 tarihinde babasının karın ağrısı şikayeti ile hastaneye yatırıldığını, gastroenteroloji bölümünde Dr.[K.] gözetiminde tedavi gördüğünü, Dr.[K.] tarafından kendisi ve aile bireylerinin rızası olmadan kolonoskopi yapıldığını, kolonoskopi sonrası babasının karnının şişmeye başladığını, doktora söylediğini, doktorun bu durumun normal olduğunu ve geçeceğini söylediğini, görevini gereği gibi yapmadığını, daha sonra babasının kötüleşmesi üzerine kolonoskopiden sekiz saat sonra genel cerrahi tarafından acilen ameliyata alındığını ve babasının öldüğünü,2- Doç.Dr. [K.Y.nin] yazılı ifadesinde 28/3/2007 tarihinde karın ağrısı, kabızlık, kilo kaybı, şikayeti ile başvurduüu, ileri tetkik ve tedavi amacıyla yatırıldığı, gastrit dışı mevcut yakınmasını izah edecek bulgu saptanmadığı, kolonoskop, planlandığı, premedikasyon sonrası ba[ğır]sak mukozasının rahat olmadığının saptandığı, kalın ba[ğır]sak temiz olmadığından yeterligörüntülem[e] sağlanamayacağından işleme son verildiği, kolonoskopi işlemi sırasında herhangi bir zorlukla karşılaşılmadığı, rahat ve usulüne uygun işlem uygulandığı, işlem sonrasında hastanın yatağına yatırıldığı, takip ve tedavisinin yapıldığı, progresif olarak artan karın ağrısı ve batın distansiyonu geliştiği, perforasyon şüphesi ile tetkiklerinin yapıldığı, acil cerrahi için kliniğe sevk edildiği, 2000 yılından beri gastrokopi, kolonoskopi ve karaciğer biyopsisis olmak üzere endoskopik girişim yaptığını bugüne kadar herhangi bir komplikasyonla karşılaşmadığını, yüzlerce kez aynı işlemi uyguladığını, [Fakültenin] endoskopi kağıdında, splenik fleksuraya girildiği, sonrası kirli olduğundan ilerlenemediği, rektumda yaygın mavimtrak varisler mevcut olduğu [Ana Bilim Dalının] ...epikirizinde üç aydır karın ağrısı ve halsizliği olan hastanın anemisi saptanması üzerine ileri tetkik amaçlı yatırıldığı, batın ve pelvik USG'de.. normal büyüklükte, intrahepatik safra yolları dilate, pankreas, dalak, her iki böbrek normal boyutta, endoskopi yapıldığı, antral gastrit saptandığı, kolonoskop, yapıldığı, rektum perforasyonu gelişen hastanın genel cerrahi kliniğine sevk edildiği, [O]perasyon notunda rektum perforasyonu, inguinal herni, tanıları ile Pr. Sütur, loop Sigmoidostomi ve hernipgrafi operasyonu yapıldığı , [Ana Bilim dalının] ..epikrizinde, hepatoloji kliniğinde kolonoskopi sonrası karın ağrısı ve şişlik gelişmesi üzerine genel cerrahi kliniğince konsülte edildiği, GD iyi, şuur açık, koopere, DEF, RES (+), ADBG'de diafragmatik hava, serbest hava (+) olduğu, parasentezde hava gelmesi üzerin rektum perforasyonu tanısı ile yoğun bakıma ünitesine yatırıldığı, acil operasyona alındığı, post-op takiplerinde hipotansif, solunum seslerinde azalma olduğu, solunum deprasyonu geliştiği, resüsitasyona cevap vermemesi üzerine 5/4/2007 tarihinde ex olarak kabul edildiği,Sonuç:4/4/2007 tarihinde kolonoskopi sonrası rektum perforasyonu gelişen ve 5/4/2007 tarihinde öldüğü bildirilen 1936 doğumlu ..[A.A.] hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerin incelenmesinde; Kolonoskopi endikasyonunun uygun olduğu, Kolonoskopi uygulaması sırasında rektumda perforasyon gelişmesinin bir komplikasyon olduğu, Kolonoskopi sonrasında kişinin takip edilmesi, sekiz saat sonrası akut batun gelişmesi üzerine yapılan ameliyatın da tıp kurallarına uygun olduğu oybirliği ile mütalaa olunur. '' Başvurucular anılan rapora şu hususları ileri sürerek itiraz etmiştir: - Operasyon sırasında rektumda perforasyon gelişmesinin bir komplikasyon olduğu belirtilmiş olmasına rağmen bunun sebepleri açıklanmamıştır. Başvuruculara göre söz konusu sebep doktorların hatalı ve yanlış uygulamaları iken bu nedenlere dair açıklama yapılmamıştır.- Operasyon sonrasında hastanın takibinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususlarında izahat yoktur. Hastanın batınında gelişen şişme ve diğer şikâyetlere zamanında müdahalede bulunulmadığı hâlde geç müdahalenin etkileri raporda yeterince değerlendirilmemiştir. Başvurucular bu kapsamda şu soruların raporda hiçbir şekilde değerlendirmeye alınmadığını ileri sürmüştür: a) Kolonoskopi sonrası hastada perforasyon gelişme ihtimali dikkate alınarak gerekli film ve görüntüleme işlemleri yapılsaydı bile aynı sonuç doğar mıydı? b) Kolonoskopi sonrası yatağına alındıktan sonra hastanın yakınma şikâyetinin bildirildiği de dikkate alındığında hasta belli periyotlarla muayene edilseydi yine aynı sonuç doğar mıydı? c) Perforasyon gelişen hastaya zamanında müdahele edilseydi sonuç farklı olur muydu? Bu gerekçelerle başvurucular yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiş ise de Mahkeme 21/12/2011 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: ''... Olayda davacıların murisi [A.A.nın] karın ağrısı şikayetiyle yaptığı başvuru sonrası davalı idareye bağlı tıp fakültesi hastanesinde adı geçene yapılan tıbbi müdahale ve uygulamalarda herhangi bir kusur bulunup bulunmadığının ortaya konulabilmesi için dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve dava dosyası bilirkişi incelemesi için Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda mahkememize sunulan 2011 tarihli raporda özetle; 2007 tarihinde ölen davacılar murisinekolonoskopi endikasyonunun uygun yapıldığı, kolonoskopi uygulaması sırasında rektumda perforasyon gelişmesinin bir komplikasyon olduğu, kolonoskopi sonrasında kişinin takip edilmesi, sekiz saat sonra akut batın gelişmesi üzerine yapılan ameliyatında tıp kurallarına aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup bilirkişi raporuna davacılar tarafından yapılan itiraz yerinde görülmemiştir.Bu durumda; idarenin dava konusu ölüm olayında hizmet kusurunun bulunmadığı, manevi tazminat ödenmesini gerektiren şartların oluşmadığı anlaşıldığından davacıların tazmin talebinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, davanın REDDİNE...[karar verilmiştir.]'' Başvurucular karar aleyhine yaptıkları temyiz başvurularında, bireysel başvuruda ileri sürdükleri hususlara benzer şekilde iddialarda bulunmuşlardır. Başvurucular, dilekçelerinde özetle, ATK raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, Mahkemenin bu rapora yapılan itirazları reddedip eksik ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurduğunu, babalarına yapılan işlem sonrasında bunun komplikasyon olduğu şeklinde basit bir gerekçeyle izah edilmeye çalışıldığını, raporda bu komplikasyona neden olan hususların açıklanmadığını, dava açma sebeplerinin tam olarak da buna ilişkin olduğunu, buna göre bu komplikasyonun doğmasına engel olacak gerekli ve yeterli önlemlerin alınmadığını, idarenin ajanlarının kendilerinden beklenen özen ve dikkati göstermediğini, yakınlarına yapılan işlem için kendilerinden muvafakat alınmadığını, kolonoskopi sonrasında hastanın yeterince takip edilmediğini, hastaya en erken müdahalenin sekiz saat sonra yapıldığını ileri sürmüşlerdir. Danıştay Onbeşinci Dairesi 29/9/2016 tarihinde hükmü onamıştır. Karar düzeltme başvurusu da reddedilen başvurucular, kararın kendilerine tebliğ edildiği 24/7/2017 tarihinden sonra 22/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İlgili hukuk için bkz. Ali Abidin Saruhanoğlu ve diğerleri, B. No: 2014/15478, 6/12/2017, §§ 39-42 .