14. Ceza Dairesi 2012/4462 E. , 2014/1768 K. "" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kiyişi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen…
**14. Ceza Dairesi 2012/4462 E. , 2014/1768 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kiyişi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin kısmen oyçokluğuyla ONANMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Karşı Oy 14 yaş 9 aylık olan mağdure ... komşusu olup gönül ilişkisi kurduğu 19 yaşındaki sanık ... ile sanığın dayısına ait boş eve giderek cebir, tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişkiye girmiş ve bu nedenle hamile kalıp 08.02.2010 tarihinde doğum yapmıştır. Sanık ile mağdure daha sonra ailelerin araya girmesiyle 11.11.2009 günü yapılan köy düğünü sonrası birlikte yaşamaya başlamışlar ve 23.03.2013 tarihinde de resmi olarak evlenmişlerdir. TCK.nın 109/1. maddesinde bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakma eylemi yaptırıma bağlanmıştır. Burada çözümlenmesi gereken sorun 15 yaş içerisinde ancak bu yaşı henüz ikmal etmemiş olan mağdurenin kendi istek ve iradesi doğrultusunda sanıkla birlikte olay yerine gitmesinde TCK.nın 109/1. maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşup oluşmadığıdır? 5237 sayılı TCK.nın 26/2. maddesine göre kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez. Kanun koyucu genel hükümlerde yer alan bu düzenlemede, hukuka uygunluk nedeni olan rıza ehliyetinden bahsetmektedir. İlgilinin gösterdiği rıza her durumda bir hukuka uygunluk sebebi oluşturmaz. Öncelikle ilgilinin rızasının işlenen fiili hukuka uygun hale getirebilmesi için rızaya ehil olması gerekir. Temyiz kudretine sahip herkes rıza açıklamasına ehildir. Yani rıza ehliyetine sahip kişi mutlak tasarrufta bulunabileceği bir haktan vazgeçmenin anlamını, kapsamını ve önemini algılayabilecek durumda olmalıdır. Türk Medeni Kanununun 11. maddesi erginliğin 18 yaşın doldurulmasıyla başlayacağını belirtmekte, ancak bu Kanun 18 yaşından küçüğün temyiz kudretinin hangi yaştan itibaren başlayacağı konusunda bir belirleme yapmamaktadır.5237 sayılı TCK'da da rıza ehliyetinin hangi yaştan başlayacağına dair belirleme bulunmamaktadır. Ancak ceza ehliyetine ilişkin düzenlemenin bu sorunun çözümüne yol göstereceği kanaatindeyim. 5237 sayılı TCK.nın 31. maddesi çocuğun ceza sorumluluğunu düzenlemektedir. Bu maddede çocuklar ceza sorumluluğu yönünden yaşlarına göre üç gruba ayrılmışlardır. Buna göre; a) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocuğun ceza sorumluluğunun bulunmadığı ve hakkında ceza kovuşturmasının yapılamayacağı;