T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :... KARAR NO :... KARAR TARİHİ : 11/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/09/2025 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas DAVACILAR : 1-... ... 2-... ... 3-... ... 4-... ... 5-... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Genel Ku…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :... KARAR NO :... KARAR TARİHİ : 11/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE :... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/09/2025 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas DAVACILAR : 1-... ... 2-... ... 3-... ... 4-... ... 5-... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 12/12/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesi ile: Müvekkiller, davalı ....kooperatifi üyesi olduğunu, davalı tarafından 28/06/2025 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılmış ve işbu davamızda iptalini talep etmiş olduğumuz kararlar hukuka aykırı olarak alınmış olup, genel kurul tutanağı ekinde müvekkillerin şerhlerine ilişkin evraklar da sunulduğunu, gündem maddesi sayısı 34 olup, karar alınacak ve görüşülecek yaklaşık 30 madde bulunduğunu, toplantı yer itibari ile alkol kullanımı bulunan bir alanda yapılmış olup, bazı üyeler alkol kullanımı eşliğinde oylama yaptığını, bu hususa ilişkin toplantının doğru şekilde yürütülebilmesi amacı ile uyarı yapılmamış olup, toplantının mahiyetine aykırı bir durum oluşturulduğunu, birçok üyeye gündem maddesi sayısının yoğun olması nedeni ile söz hakkı tanınmamış, görüşülmesi elzem olan gündem maddeleri görülüşülmeksizin oylanarak kapatıldığını, Genel Kurulun yarım günde (yaklaşık 3 saatte) ve 30 madde ile yapılmasının ve uygun alanda yapılmaması nedeni ile müzakerelerin doğru şekilde yürütülmediğine ilişkin şerh müvekkillerin imzası ile toplantı tutanağına ek olarak eklendiğini, tutanaktan da görüleceği üzere; toplantının ses ve görüntü kaydı alınmış olup, bunların da dosyamız arasına alınarak incelenmesini talep ettiğini, harcamalar yönünden yönetim kurulu yetkisini aşmış olup, denetim kurulu da görevini yerine getirmediğini, gündem 14. Maddeden de görüleceği üzere, yönetim kurulu tarafından tadil ve temlik yetkisi görüşülmek istenmiş, madde devamına yönetim kuruluna istediği şartlarda yeniden sözleşme yapma yetkisi verildiğini, bu durumun kabulü mümkün olmayıp, toplantıda okunmayan ve gündeme alınması açıkça oylanmayan bir husus iyi niyet kurallarına aykırı olarak tabiri caizse el altından maddenin devamına eklendiğini, ilgili maddenin iptali gerekmekte olup, uygulanması halinde geri dönüşü imkansız zararlar ortaya çıkacağından; ivedilikle uygulamanın durdurulması için tedbir kararı verilmesini, 14. Maddenin son satırının açıkça kanuna aykırı olması yanında; temlik yetkisi istenen Noter işlemlerinin görüşüldüğü 28/09/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının iptali için de dava açılmış olup, .... E. sayılı dosya ile iptal talebimiz hususunda yargılama devam ettiğini, Genel Kurul Toplantı tutanağı madde 15'te Kooperatife ait taşınmazların kiraya verilmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmiş olup, bu yetkinin kapsamı, hangi taşınmazların hangi şartlarda kiraya verileceği, kira bedelinin tespitinin ne şekilde yapılacağı açıkça düzenlenmemiş olup, afaki ve ucu açık bir yetki onaylaması yapıldığını, açıkça bu hususların yer almadığı yetkinin kullanılamayacağı açık olup, kararın bu şekilde alınması anasözleşme ve kooperatifler kanununa açıkça aykırı olduğunu, Genel Kurul toplantı tutanağı madde 20'de 2024 yılında yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yeniden onaylanması talep edildiğini, öncelikle ilgili toplantının iptali için ikame edilen bir dava bulunurken işbu maddenin gündeme eklenmesi dahi iyi niyetle ilerlenmediğini ortaya koymakta olup, alınan maddelerin hangi nedenle yeniden onaylamaya tabi tutulduğu dahi yönetim kurulu tarafından açıklanmadığını, kişilerin 1 yıl önce alınan kararları sağlıklı ve net şekilde hatırlamayacağı da sabit olup, kararların birçoğunu sırf yönetimi körü körüne destekleyen ve hukuki niteliğini düşünmeyen üyeler onaylamakta olup, bu durum müvekkillerin de haksız olarak aynı şartlara mecbur kalması durumunu doğurduğunu, bu durum da hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, Genel Kurul toplantı tutanağı madde 21'de de " Kooperatif organlarının çalışmasını olumsuz yönde etkilemekte ısrar eden ve/veya hakkı kötüye kullandığı anlaşılan ortaklar hakkında somut, net bilgi ve belgelere dayanarak dava açılabilmesi için yönetim kuruluna yetki verilmesi " hususu kabul edildiğini, bu madde işbu davamızda davacı olarak gözüken kişiler başta olmak üzere, hukuki yola başvuru hakkını kullanan üyeleri caydırma maksatı ile kötü niyetli olarak gündem maddesine eklendiğini, olağanüstü genel kurul ve önceki genel kurullarda yönetim kurulu ve kooperatif vekilinin açıkça davalaşmayı kanuna aykırı olarak engellemeye çalıştığı tutanaklarda yer alan ifadelerle de sabit olup, kooperatif içinde çokça müvekkiller de hedef gösterildiğini, müvekkillerin Anayasal düzende kendilerine sağlanan hukuki yola başvurma hakkı kanuna aykırı olarak genel kurul kararı ile kısıtlanamayacağını, Kooperatifin birçok üyesi zaten içeride konuşulan ve alttan alta dava açılırsa zora düşersiniz, kooperatif zarara girer sizden tahsil edilir gibi haksız söylemler nedeni ile zaten hukuki yola başvuru haklarını kullanmaktan imtina ettiğini, işbu madde ile ise tamamen bu haklarını kullanmaktan açıkça çekinerek cayacaklarının sabit olduğunu, bu madde haklarını arayan kişileri sindirme saiki taşıdığını, Genel Kurul toplantı tutanağı madde 22'de Kooperatif çalışanı için yapılan bir işlem nedeni ile dava açılmasına karar verilip verilmemesi kararı oylamaya sunulduğunu, öncelikle şerh beyanında da detaylı olarak izah edildiği üzere; birçok üyenin ne kazadan ne de yapılan hukuki işlemlerden bilgisi bulunmadığını, davanın açılmasının ve açılmamasının hukuki sonuçları, ödenen tazminat bedeli, kazadaki kusur durumu, kazanın meydana gelmesinde yönetim kurulunun iş güvenliği hususunda kusurunun bulunup bulunmadığı açıklanmaksızın böyle bir karar alındığını, önceki kararlar gibi madde metninin detayına girilmeksizin dava açılsın açılmasın oylaması yapılması kanuna aykırı olup, bir kişinin hukuki sonucu bilmeden karar verilmesinin beklenmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tüm bunlar yanında koopsisten alınan imza atılan evrakta ölmüş kişilerin de isimlerinin yer aldığı tespit edilmiş olup, bu hususta da inceleme yapılmasını, bu kişilerin ya da vekaletli olan kişilerin oy kullanıp kullanmadığını, oy kullanması halinde geçerli olup olmadığının da tespitini talep ettiğini, bu nedenler ve yazılı deliller ile de sabit olduğu üzere; olağan genel kurulda alınan yukarıda detayları izah edilmiş olan maddelerin kanuna aykırı olması nedeni ile iptali gerektiğini, özellikle 14. Madde kanuna ve ana sözleşmeye açıkça aykırı olup, gündemde yer almayan bir husus kabul edilmiş gözüktüğünü, Yönetim Kurulu tarafından yapılan işlemler hususunda şeffaf olunmaması nedeni ile ivedilikle TTK m. 449 uyarınca kararın yürütülmesinin geri bırakılması için tedbir kararı verilmesini, öncelikle TTK m. 449 uyarınca olağan genel kurul toplantısında alınan kararların uygulanması halinde geri dönüşü imkansız zararlar ortaya çıkma ihtimali bulunması nedeni ile uygulamanın geriye bırakılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama neticesinde davanın kabulüne, iptali talep edilen olağan genel kurul kararının iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile; 28/06/2025 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan kararlar yönünden; toplantı tutanağında alınan kararların uygulanması halinde geri dönüşü imkansız zararlar ortaya çıkma ihtimali bulunması nedeni ile uygulamanın geriye bırakılması için tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ise de toplantı tutanağının 14. Maddesi hariç diğer madde içerikleri incelendiğinde davacının iddialarının ve dosya kapsamında bulunan tüm evrakların incelenmesi sonucu tedbir karar verilmesi için gereken şartlar sağlanmadığı, 28/06/2025 tarihli Genel Kurul Toplantısının 14. Maddesi yönünden; davacının iddiaları ve dosya kapsamı incelendiğinde, toplantı tutanağının 14. Maddesine yönelik gündem ilanı içeriği ve toplantıda alınan karar içeriği karşılaştırıldığında mevcut farklılıklar gözetilerek davacının iddialarının yaklaşık olarak ispatlandığı gerekçesi ile; "1- 28/06/2025 tarihli Genel Kurul Toplantısının 14. Maddesi yönünden TTK nın 449. Maddesi uyarınca İCRANIN GERİ BIRAKILMASI YÖNÜNDEKİ TALEBİN KABULÜNE, 2-HMK'nın 392. Maddesi uyarınca, 28/06/2025 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan diğer kararlar yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin REDDİNE," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, kooperatif tarafından yürütülen işlemler usulüne uygun yönetilmediği gibi, şeffaflıkla bilgi edinme hakkını kullanan ortaklar kötü gösterilmekte, talep edilen bilgiler birçok zaman verilmediğini, yerel mahkemece ilgili maddeler yönünden tedbir kararının verilmemesi halinde işlemler devam edecek ve başta usule uygun gibi gözüken işlemler neticesinde üyeler geri dönüşü imkansız zararlar ile karşılaşacaklarını, bu nedenlerle ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası kapsamında verilmiş olan 10/09/2025 tarihli ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: İstinaf talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Gerek ana sözleşme gerek yasadan kaynaklı sebeplerle yönetimsel faaliyetler hususunda hukuka uygun olarak yetki alınmış olup bu suretle kooperatif amacını gerçekleştirebildiğini, kooperatifin faaliyetleriyle ilgili yasaya veya ana sözleşmeye aykırı bir durum söz konusu olmadığını, davacı yanca daha önce ikame edilen dava derdest olup, iyi niyet kurallarına aykırı davranıldığına ilişkin verilmiş bir kesin hüküm bulunmamasına ve kooperatif uzmanı olmayan bir bilirkişi tarafından Kanunun 24 ve 25 . Maddesi birlikte değerlendirilmeksizin, ortağın bilgi edinme hakkının değerlendirilmiş olduğu yönündeki haklı itirazımıza rağmen, sanki kesin bir hüküm varmış gibi Sayın Mahkemeniz yanıltılmak istendiğini, dilekçede hak arama hürriyetini aşan bir takım yakıştırmalar yer almakta olup "kooperatifin usulsüz işlemlerine sürekli olarak devam ettiği" ifadesine yer verildiğini, bu iddianın somutlaştırılması ispat usulü açısından gerekli olduğu kadar dava ile ilgili olmayan hiç bir iddiayı kabul etmediklerini, bu sebeplerle davacının istinaf itirazlarının reddini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir. HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali, inceleme konusu talep ise davalı kooperatifin 28/06/2025 tarihli olağan genel kurulunun 9,10,12,14,15,20,21 ve 22. Maddelerine ilişkin ihtiyati tedbir istemidir. Mahkemece tedbir talebinin14. Madde yönünden kabulüne, diğer maddeler yönünden ise reddine karar verilmesi üzerine, reddedilen kısım yönünden davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. Bilindiği gibi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nin, "Kararın yürütülmesinin geri bırakılması" başlıklı 449. maddesi, "(1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." hükmünü, "Kararın etkisi" başlıklı 450. maddesi,"(1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır." hükmünü içermektedir. Genel kurul kararı aleyhine iptal davası açılması, dava karara bağlanıp hüküm kesinleşinceye kadar kararın geçerliliğini etkilemez. Bu nedenle yasa, uygulanması şirket/kooperatif açısından giderilmesi imkansız zararlara sebebiyet verecek kararların yürütülmesinin mahkemeden durdurulmasını talep etme olanağını tanımıştır. 6102 sayılı TTK'nun 449. maddesi uyarınca, genel kurul aleyhine iptal (veya butlan) davası açıldığı takdirde mahkeme yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Bundan amaç hakimin yönetim kurulu üyelerine, kararın uygulanmasının somut olarak ne gibi zararlar getireceğini sormasıdır. Kararın uygulanmasının geri bırakılması, kararın, bu görüşlerin ve bu bağlamda kanıtların ışığı altında değerlendirilecektir (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu - Ortaklıklar Hukuku - II, 13. Bası, İstanbul 2017, s. 492). TTK'nin 449. maddesindeki, "genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına" ilişkin düzenleme, sadece dava açıldıktan sonra ve yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra verilebilen kararlardan olup, özel geçici hukuki korumalardandır; yani bir başka anlatımla özel bir ihtiyati tedbirdir. İhtiyati tedbire ilişkin genel düzenleme, HMK'nin 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. Gerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, gerekse de Yargıtay 23. Hukuk Dairesince, prosedür ve kanun yolu bakımından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerine tabi olacağı kabul edilmiştir. HMK'nın 389/1.maddesi hükmü “Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. “ HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Eldeki dava, 28/06/2025 tarihli davalı Kooperatifin Olağan Genel kurul toplantısında alınan kararların iptali davasıdır ve bu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik tedbir talepleri özel nitelikli TTK'nun 449/1 fıkrası kapsamında; ancak HMK'nun 390 maddesinde aranan yaklaşık ispat koşulu da gözetilerek değerlendirilmek durumundadır. Buna göre kararların yürütülmesinin geri bırakılmasının ilk koşulu kooperatif yönetim kurulunun bu konudaki görüşünün alınması, ikinci koşulu ise iddianın esası bakımından yaklaşık düzeyde ispatın sağlanmış olmasıdır. Somut olayda ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebi değerlendirilmeden önce kooperatif yönetim kurulu üyelerinin yazılı görüşleri alındıktan sonra ihtiyati tedbir hakkında değerlendirme yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; iptale konu genel kurulun 9. Maddesinin yönetim kurulunun ibrasına; 10. Maddesinin denetim kurulunun ibrasına; 12. Maddesinin site yönetimi konusunda kooperatifi oluşturan adaların kat malikleri kurulları tarafından bir talepte bulunulursa bunun kabul edilmesi ve yönetim fonksiyonunun mevcut yönetim kurulu tarafından yerine getirilmesi konusunun görüşülmesine; 14. Maddesinin, bilgileri yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmelerini yapmaya, tadil etmeye, yüklenici firmalara hakedişleri doğrultusunda bağımsız bölümlerin temlik edilmesine, yeniden dilediği şartlarda kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlemesine ilişkin yönetim kurulunun tam yetki ile görevlendirilmesine; 15. Maddesinin, kooperatife ait taşınmazların kiraya verilmesi için yönetim kuruluna tam yetki verilmesine; 20. maddesinin, 2024 yılı Eylül ayında yapılan olağanüstü genel kurulda alınan kararların onaylanmasına; 21. maddesinin, Kooperatif organlarının çalışmasını olumsuz yönde etkilemekte ısrar eden ve/veya hakkı kötüye kullandığı anlaşılan ortaklar hakkında somut, net bilgi ve belgelere dayanarak dava açılabilmesi için yönetim kuruluna yetki verilmesine; 22. maddesinin, kooperatif çalışanı ...ın geçirmiş olduğu iş kazası sonucu sigorta şirketi “istihap haddinin aşması” gerekçesi ile ödediği tazminatı kooperatife rücu etmesi nedeni ile ödenmek zorunda kalınan bedel nedeni ile dava açılıp açılmamasına karar verilmesi ve bu konuda yönetim kurulunun yetkilendirilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Somut davada, davacının tedbir talebiyle yürütülmesinin geri bırakılmasını istediği ve mahkemece yürütmesinin durdurulmasına yönelik tedbir talebi kabul edilen 14. Madde dışındaki maddelere ilişkin ihtiyati tedbir incelendiğinde, bu maddelerin yürütülmesinin, hangi nedenlerle kooperatif açısından telafisi imkansız zararlar doğuracağına ilişkin somut nedenler sunulamadığı, kararların, kooperatifin genel işleyişini sağlamaya dönük içeriklerinin dışında, tedbiren uygulanmalarının durdurulmasını gerektirecek ve gecikme sebebiyle doğabilecek ciddi bir sakıncanın ne olduğu konusunda yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, bu maddelerin tedbiren yürütmesinin geri bırakılması talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde değildir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında verilen 10/09/2025 tarihli ara karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.11/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.