Başvuru, işverenle güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; işverenle güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açılan işe iade davasında davanın sonucuna etkili iddianın kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. İşe İade Davasına İlişkin Süreç Başvurucu, 2012 yılından itibaren çeşitli taşeron şirketler bünyesinde Antalya Büyükşehir Belediyesinde (Belediye) gasil (ölü yıkama görevlisi) olarak çalışmakta iken 11/8/2016 tarihinde başvurucunun iş sözleşmesi feshedilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle 16/9/2016 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde, yazılı bildirim yapılmadığını ve savunmasının alınmadığını belirtmiş; iş akdinin feshedilmesini gerektiren herhangi bir neden bulunmadığını, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmaksızın terör örgütü ile iltisaklı denilerek işlem tesis edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Söz konusu durumun somut delillerle desteklenmemesinden yakınmıştır. Antalya İş Mahkemesi (Mahkeme) 17/5/2019 tarihinde davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Yargılama sırasında davacı hakkında her hangi bir adli ve idari soruşturma olup olmadığı hakkında müzekkereler yazılmış olup Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 30/05/2018 tarih ve 2018/20831 Soruşturma Sayılı müzekkere cevabında davacı hakkında Antalya Ağır Ceza Mahkemesine FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundan dava açıldığı bildirilmiştir. Bu halde; davalı savunmasına göre davacının FETÖ/PDY ile ilgi, iltisak ya da irtibatı bulunduğu konusunda davalı işveren açısından şüphe feshini gerektirir yeterli delil olduğu, terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna dair şüphe bulunan bir işçiyi çalıştırmaya devam etmenin, davalı işverenden beklenemeyeceği, feshin, şüphe feshinin şartlarını taşıdığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu, karara karşı 5/11/2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, stratejik önemde bir görevi olmadığının altını çizmiştir. Hakkında devam eden ceza davasında terör örgütüne üye olmakla değil yardım etmekle suçlandığını vurgulamıştır. Suçlamanın dayanağı olan Bank Asya hesap hareketlerinin de terör örgütüne yardım etmek maksadıyla olmadığına dair açıklamaları ceza mahkemesi dosyasındaki savunmasında yaptığını belirtmiştir. Ayrıca Bank Asya hesabındaki hareketlerin maaş hesabıyla ilişkili olduğunu da açıkladığını, maaşın yatırılacağı hesabın işveren tarafından belirlendiği gözönüne alındığında hakkında duyulan şüphenin kaynağının işveren olduğunun ortaya çıkacağını ifade etmiştir. Ceza yargılamasının sonucu beklenmediği gibi dosyanın içeriği araştırılmadan karar verilmesinden şikâyetçi olmuştur. Hakkındaki şüphenin somut şekilde kanıtlanmadığını ileri sürmüştür. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 6/2/2020 tarihinde istinaf başvurusunu esastan kesin olarak reddetmiş; kararda, başvurucu hakkında Antalya Ağır Ceza Mahkemesinde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan dava açıldığını, davanın sürdüğünü belirtmiştir. İşverenden iş akdini sürdürmesinin beklenemeyecek olması nedeniyle feshin şüphe feshinin şartlarını taşıdığını ifade etmiştir. Nihai karar, başvurucuya 24/2/2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 14/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Ceza Davasına İlişkin Süreç Başvurucu hakkında 2016 yılında FETÖ/PDY'ye yardım etme suçuna ilişkin olarak soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 9/3/2018 tarihli iddianame düzenlemiş; iddianamede, başvurucunun Bank Asyada ilk hesap açılış tarihinin 7/3/2010, son hesap açılış tarihinin 6/2/2014 olduğunu belirtmiştir. 6/2/2014 tarihinde üç hesabı olduğu ve açık olan tüm hesapların 11/5/2016 tarihinde kapatıldığı bilgisine yer vermiştir. 6/2/2014 tarihinde açılan hesaba 500 TL para yatırıldığı, paranın 7/12/2015 tarihine kadar faizleri ile birlikte katılım hesabında tutulduğunu, 6/2/2014 tarihinde açılan altın hesabında da 144 TL tutarında altın olduğunu söylemiştir. Başvurucunun 6/2/2014 tarihi itibarıyla bu Bankadaki mevduat hesabına 500 TL yatırarak örgüte ait Bank Asya'yı dolayısıyla terör örgütünün faaliyetlerini desteklemek amaçlı ve örgütün sözde liderinin talimatı doğrultusunda hareket ettiği sonucuna varılmıştır. Antalya Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından 20/3/2018 tarihinde düzenlenen iddianamenin kabul edilmesine karar verildikten sonra yapılan yargılama sonucunda 12/11/2019 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan beraat etmesine karar verilmiştir. Kararda; yapılan yargılamada toplanan delillere göre başvurucunun FETÖ/PDY ile organik bağ içine girip sürekli şekilde çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerde bulunduğuna ilişkin olarak her türlü şüpheden uzak, mahkûmiyetine yeterli, kesin ve ikna edici delil bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucunun Bank Asya hesap hareketleri incelendiğinde hesabında para hareketi yokken 6/2/2014 tarihinde 509,40 TL değerinde altın alımı yaptığı, altın alımını yaptığı tarih, miktar ve paranın 2015 yılı sonuna kadar hesapta tutulması nedeniyle başvurucunun talimat ile bu eylemi gerçekleştiği hususunda tam ve kesim bir kanaat elde edilemediği belirtilmiştir. Başvurucunun talimat aldığı yönünde dosyaya yansıyan başkaca bir delilin de bulunmadığı aktarılmıştır. Söz konusu karara karşı başvurucu, istinaf kanun yoluna başvurmamış, karar kesinleşmiştir. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"...şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2018 tarihli ve E.2018/10430, K.2018/20956 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili yasal dayanakların 4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu kararnamelerin iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yönelik hükümleri incelendiğinde, gerek 667 sayılı KHK’nin maddesi gerekse 673 sayılı KHK’nin maddesinde bu kanun hükmünde kararnameler kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha yeniden doğrudan veya dolaylı olarak eski işinde veya benzer işlerde görevlendirilemeyecekleri, bunların işe iadesinin mümkün olmadığı şeklinde emredici nitelikte düzenlemelerin yer aldığı görülecektir. Bu yasal düzenlemelerin nitelik itibariyle, kamu düzenine ilişkin ve açıkça emredici nitelikte olduğu değerlendirildiğinde, açılacak davalarda taraflarca hazırlama ilkesine üstünlük tanınamayacağı göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla, ilgili kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki fesihlere ilişkin olarak açılan işe iade davalarında, taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir.Buna göre görülmekte olan davada, sözleşmenin feshine dayanak bilgi ve belgelerin mahkemece resen araştırılması gerekmekte ise de, dosyada sadece Erzurum Cumhuriyet Baş Savcılığına davacı hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı yönünde yazılan yazı cevabi ile yetinildiği , bu yönde başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı bankadan sorularak; bunun yanında resen araştırma ilkesi kapsamında davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan getirtilmeli, varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asya nezdinde açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/11/2018 tarihli ve E.2018/11097, K.2018/25472 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Taraf iradesine öncelik verilmesi sadece davanın açılmasında değil, yargılama sırasında taraflara ait bir çok usul işleminde de kendisini gösterir...Yani, yargılamada esas olan, dava malzemelerinin taraflarca toplanması ve mahkemeye sunulması olarak tanımlayabileceğimiz 'taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi'dir. Bu ilkenin geçerli olduğu davalarda, dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilmemesinin sorumluluğunu taraflar üstlenmiş olup; hakim, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz. Diğer yandan, kamu düzenini ilgilendiren davalarda, irade serbestisinin ve taraf iradesine tanınan üstünlüğün bir sonucu olan 'taraflarca hazırlama ilkesi' yerine, kendiliğinden (resen) araştırma ilkesinin uygulanması esastır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da yargılama bitinceye kadar delil gösterebilirler. Bu davalarda bir bakıma, dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hakimin de görevli olması söz konusudur.Bu açıklamalar karşısında kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği de olsa işçinin terör örgütleri ile irtibatının bulunması halinde bu durumun hem kamu güvenliğini hem de özel güvenliği tehdit edeceği açıktır. Bu nedenle davalı tarafın cevap dilekçesi ile davacının iş akdinin .../... bağlantısı bulunduğuna dair kuvvetli şüphe duyulması sebebi ile feshedildiğini belirttiği görülmekle; eldeki davada taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir."