Başvuru, iş sonu tazminatı ödenmesi talebinin reddine ilişkin işlemin iptali için açılan davada derece mahkemelerince hatalı değerlendirme yapıldığı ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, iş sonu tazminatı ödenmesi talebinin reddine ilişkin işlemin iptali için açılan davada derece mahkemelerince hatalı değerlendirme yapıldığı ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir. Başvuru 17/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Varşova Büyükelçiliğinde sözleşmeli personel statüsünde şoför olarak görev yapmakta iken emekliye ayrılmış ve Sosyal Güvenlik Kurumundan kendisine yaşlılık aylığı bağlanmış ancak tarafına iş sonu tazminatı (kıdem tazminatı) ödenmesi istemiyle yaptığı 28/1/2002 tarihli başvurusu, bünyesinde görev yaptığı idarece reddedilmiştir. Başvurucu, idarenin ret işleminin iptali için 6/6/2002 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde dava açmış; ret işleminin eşitlik ilkesine ve sosyal güvenlik hukukuna aykırı olduğunu belirterek tarafına toplam 805 (eski) TL'nin fiilî ödeme tarihindeki karşılığının devlet bankalarınca yabancı mevduat üzerinden açılan bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Yapılan değerlendirme sonucu Ankara İdare Mahkemesi 29/4/2005 tarihli kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararda Danıştay Onbirinci Dairenin benzer konudaki bir uyuşmazlığa ilişkin kararında ilgilinin yoksun kaldığı parasal kayıpların ödenmesine karar verildiği ortaya konmuştur. Bu kapsamda incelenmekte olan uyuşmazlık yönünden de başvurucuya kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı dolayısıyla iptali istenen işlemde hukuka uyarlık olmadığı belirtilerek, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama uyarınca başvurucuya 857 (eski) TL ödenmesi gerektiği belirtilmiş, fazlaya ilişkin istem ise reddedilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay İkinci Dairesi18/12/2009 tarihli ilamı ile kısmen bozma kısmen onamaya hükmetmiştir. Daire kararında başvurucuya ödenmesi gereken tutarın hatalı hesaplandığını, hesaplamanın 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun ile bu Kanun'a dayanılarak hazırlanan 3/8/2005 tarihli ve 2005/9245 sayılı Bakanlar Kurulu kararı esas alınarak yapılması gerektiğini belirtmiş bu yönden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulduğunu ifade etmiş, kararın fazlaya ilişkin istemin reddi ile yargılama giderlerine yönelik kısmını onamıştır. Başvurucu, temyiz incelemesi sonucu verilen karara karşı karar düzeltme incelemesi yapılması talebinde bulunmuş; talebi aynı Dairenin 12/11/2010 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Danıştay İkinci Dairesinin kısmi bozma ilamı üzerine dava dosyası Ankara İdare Mahkemesince yeniden incelemeye alınmış, bozma ilamı gerekçesi dikkate alınarak başvurucuya ödenmesi gereken iş sonu tazminatı miktarı davalı kuruma hesaplattırılmıştır. Bu doğrultuda 17/3/2011 tarihli karar ile başvurucuya 465,74 TL'nin hesaplamaya esas alınan 2005/9245 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiği 2/9/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Temyiz incelemesi sonucu Danıştay İkinci Dairesinin 30/5/2012 tarihli ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararı, dava konusu işlemin iptaline, davacıya 465,74 TL iş sonu tazminatı ödenmesine, bu kısmı aşan talebin reddine ilişkin hükümler bakımından onanmıştır. Ancak Daire, iş sonu tazminatına uygulanacak yasal faizin hesaplama başlangıç tarihi yönünden ise kararı bozmuştur. Başvurucu tarafından talep edilmesi üzerine yapılan karar düzeltme incelemesi de aynı Dairenin 16/4/2013 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya 12/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Danıştay İkinci Dairesinin 30/5/2012 tarihli bozma ilamı üzerine dava dosyasını yeniden inceleyen Ankara İdare Mahkemesi, bozma ilamında belirtilen hususu dikkate alarak yaptığı değerlendirme sonucu 26/9/2013 tarihli kararı ile daha önce hesaplanan 465,74 TL'nin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir. Bu karara karşı temyiz talebinde bulunulması üzerine yapılan inceleme sonucu Danıştay İkinci Dairesi 2/4/2014 tarihli ilamı ile onamaya hükmetmiş; karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 25/9/2014 tarihli ilamı ile reddedilmiş ve yargılama süreci sona ermiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvurucuya 2/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 17/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.