Başvuru, Gümrük İdaresi aleyhine açılan tazminat davasında yargılamanın uzun sürmesi ile emsal kararlara aykırı ve hatalı hüküm kurulması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Gümrük İdaresi aleyhine açılan tazminat davasında yargılamanın uzun sürmesi ile emsal kararlara aykırı ve hatalı hüküm kurulması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Elektronik eşya ithalatı yapan başvurucu Babil Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti. 11/3/2005 tarihinde telefon ithalatı talebiyle Gümrük Müdürlüğüne başvurmuştur. Başvurucunun ithalat talebiyle ilgili olarak Gümrük Müsteşarlığı Gümrük Başkontrolörlüğünün 6/6/2005 tarihli soruşturma raporuna istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Başvurucu Babil Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti.nin sahibi, diğer başvurucu Ömer Çiftçi'nin de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında anılan ithalat işlemine ilişkin olarak Telekomünikasyon Kurumundan izin almadan ve gerçek dışı belge ibraz etmek suretiyle kaçakçılık suçunu işledikleri iddiasıyla 25/7/2005 tarihinde kamu davası açılmıştır. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi 16/11/2005 tarihinde başvurucunun beraatine karar vermiş ve karar 19/4/2006 tarihinde Yargıtay Ceza Dairesi tarafından onanmıştır. Başvurucular onama kararı üzerine 13/7/2006 tarihinde bahsi geçen eşyanın ithalat işlemini gerçekleştirmişlerdir. Başvurucular ithalat talebinde bulundukları eşyanın gümrük işlemlerinin, ceza davası nedeniyle Gümrük Müdürlüğüne başvuru tarihinden itibaren on yedi ay geçtikten sonra tamamlanabildiğini ileri sürerek, ortaya çıkan maddi ve kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle manevi zararlarının tazmini talebiyle 17/11/2006 tarihinde dava açmışlardır. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 30/1/2007 tarihli kararı ile idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 30/4/2007 tarihli ilamı ile "Davaya konu uyuşmazlığın çözümü yine adli yargı yerinde, ancak ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir." gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma ilamına uyan Mahkeme 8/11/2007 tarihli kararı ile Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesinekarar vermiştir. Görevsizlik kararı üzerine Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/29 sayılı dosyasına kaydedilen davada, 14/1/2008 tarihli kararla Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi 24/7/2008 tarihli kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 31/3/2009 tarihli ilamı ile "... Yargıtay Hukuk Dairesince dava konusu olayda el koyma işleminin 1 Haziran 2005 tarihinden önce olduğu ve dolayısıyla 5320 sayılı Kanun'un maddesi hükmü gözden kaçırılmış ise de ... görev hususu el koyma işleminin 1 Haziran 2005 tarihinden önce veya sonra olmasına göre değerlendirilip anılan tarihten önceki işlemler nedeniyle davanın hukuk mahkemesinde, bu tarihten itibaren ki işlemlerde ise davanın ağır ceza mahkemesinde görülmesi gerektiği ..." gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma ilamına uyan Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi 27/10/2009 tarihli kararı ile görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2010/204 sayılı dosyasına kaydedilen davada Mahkemece 27/12/2011 tarihli kararı ile "... Davacıların ithal etmek istedikleri 978 adet çeşitli modeldeki telefonların gümrükte 2005 tarihi ile 2006 tarihleri arasındaki 642 günlük sürede alıkonulmuş olmasında kusurlarının bulunmadığı, telefonların pazarlanmasındaki gecikme nedeniyle model değişiklikleri olduğundan zarara uğradıkları, zararlarının değer kaybı, kâr kaybı ve ardiye ücreti ile sınırlı olduğu, para cezası ödemelerinin kendi kusurlarından kaynaklandığı, konaklama ücreti konusunda delil getiremedikleri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Gümrük Müsteşarlığı Gümrük Başkontrolörlüğünün 2005 tarih ve 28-275/07-63-201/16 sayılı soruşturma raporuna göre, davacı şirket ile davacı Ömer Çelik ve Gümrük Müşavirleri hakkında kaçakçılık suçunu işlediklerinden bahisle dava aşamasında davacı Ömer Çelik'in manevi tazminata hak kazandıracak nitelikte kusurun bulunmadığı, davalı Gümrük Başkontrolörlüğünün suç duyurusunda bulunmakla görevini yerine getirmiş olduğu, yargılama sonucu davacıların delilyetersizliği nedeniyle beraatlerine karar verilmesinin davacılara manevi tazminata hak kazandırmayacağı kanaatine varılarak, maddi tazminata yönelik davanın kısmen kabulüne, 197,20 TL değer kaybı, 954,98 TL kar kaybı ve geri dönüşüm zararı, 980 TL ardiye ücreti alacağının dava dilekçesi nazara alınmak suretiyleel koyma (haksız fiil) tarihi olan 13/3/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine; manevi tazminat davası ile ilgili olarakta yasal unsurları oluşmadığından bu konuda red kararı vermek gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 5/2/2013 tarihli ilamı ile "... Kural olarak, gerçek zarar hüküm altına alınmalıdır. (BK m.42). Bu da, zararlandırıcı eylemden önceki durum ile sonrası arasındaki farktan ibarettir. Dava konusu olayda, haksız olarak elkonulan telefonlar davacıya iade edilmiş bulunduğuna göre; yoksun kalınan kar nedeniyle hesaplanan zarar miktarının içinde, telefonların yeni modellerinin piyasaya sunulmuş olmasından dolayı talep edilen, değer kaybı biçimindeki zarar kalemi de mevcut bulunmaktadır. Şu durumda, değer kaybı nedeniyle hesaplanan ve hükmedilen 197,20-TL tutarındaki istem reddedilmelidir." gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece 20/6/2013 tarihli karar ile "Yargıtay bozma ilamı Mahkememizce de benimsenmiş olmakla; bozma ilamında belirtilen açıklamalar da nazara alınarak; davacıların 197,20 TL değer kaybına ilişkin istemlerinin reddine, 954,98 TL kay kaybı ve geri dönüşüm zararı, 980,00 TL ardiye ücreti alacağının el koyma tarihi olan 2005 tarihinden itibaren davalıdan tahsiline,manevi tazminat isteminin reddine ilişkin mahkememizden verilen 2010/204-2011/437 Esas-Karar sayılı kararla ilgili bozma hükmü bulunmadığından bu hususta yeniden karar ittihazına yer olmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 954,98 TL kâr kaybı ve geri dönüşüm zararı, 980,00 TL ardiye ücreti alacağının el koyma tarihi olan 13/3/2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak başvuruculara verilmesine karar verilmiştir. Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/11/2013 tarihli ilamı ile onanmış; karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 24/3/2014 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Anılan ilam başvuruculara 7/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.