(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12350 E. , 2010/13611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.10.2009 gününde verilen dilekçeler ile sözleşmenin iptali ve birleşen dava ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; sözleşmenin iptali isteminin reddine, tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair verilen 26.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... ile birleşen dava davacısı ..
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12350 E. , 2010/13611 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.10.2009 gününde verilen dilekçeler ile sözleşmenin iptali ve birleşen dava ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; sözleşmenin iptali isteminin reddine, tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair verilen 26.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... ile birleşen dava davacısı ... vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, satış vaadi sözleşmesinin iptali, birleşen dava satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmü davacılar ve birleşen davanın davacı temyiz etmişlerdir. Mahkemenin 2010/6 esasına kaydı yapılıp sonradan eldeki dava ile birleştirilen davada, davalılar safında "1" sıra numarasında gösterilen ... için husumet tevcih edilirken kendi adına asaleten dedikten sonra a) ... b) ... c) ... ve d).... adlarına da bu kişiye husumet tevcih edildiği anlaşılmaktadır. Deliller arasında yer alan kişilere ait nüfus kayıtlarına göre, ..., ..., ... ve.... reşit kişiler olup yargılamada doğrudan temsile uygun biçimde yer almaları gerekir. ...'un yargı dışı işlem olan satış vaadi sözleşmesini düzenlerken bu kişiler adına da hareket etmiş olması aleyhlerine açılacak bir davada onun müvekkilleri gibi gösterilerek husumet yandaşı kılınmaları usule aykırıdır. Bu kişiler hakkında açılmış bir davanın varlığı kabul edilemeyeceğine göre; davacı tarafa bu kişiler hakkında ayrı bir dava açması hatırlatılmalı, açacağını belirtmesi halinde bu hususta kendisine uygun bir mehil verilerek bir dava açılması durumunda irtibatı olması da nazara alınarak, eldeki dava ile birleştirilip, bu kişilerin savunma delilleri sunmaları halinde onlarda toplanarak oluşacak sonuca göre yeni bir karar verilmesi gerekir. Husumette düşülen yanılgı gözden kaçırılarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedelerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nednine göre diğer temyiz nedenlerinin şimdilik incelenmesine gerek bulunduğuna, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 07.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.