5. Ceza Dairesi 2007/5334 E. , 2011/23710 K. "İçtihat Metni" Müteselsilen nitelikli zimmet ve buna iştirak suçlarından sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’in zincirleme surette basit zimmet suçundan mahkümiyetine, diğer sanıkların ise zimmete iştirak suçundan beraetlerine dair, Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.09.2006 gün ve 2000/8 Esas, 2006/244 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık ... müdafii ile katılan vekili tarafınd
**5. Ceza Dairesi 2007/5334 E. , 2011/23710 K.** **"İçtihat Metni"** Müteselsilen nitelikli zimmet ve buna iştirak suçlarından sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’in zincirleme surette basit zimmet suçundan mahkümiyetine, diğer sanıkların ise zimmete iştirak suçundan beraetlerine dair, Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.09.2006 gün ve 2000/8 Esas, 2006/244 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık ... müdafii ile katılan vekili tarafından istenilmiş ve incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine, dosya Yargıtay C.Başsavcılığının 02.05.2007 günlü tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle 14.11.2007 Çarşamba saat 14.00'e duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından ... hazır olduğu halde oturum açıldı. Yapılan tebligat üzerine, sanık ... müdafii Av. ... tarafından gönderilen 13.11.2007 günlü faks ile ileri sürdüğü mazeretine dayanarak duruşmanın başka bir güne ertelenmesini istemekte olduğu görüldü. Yargıtay C.Savcısının uygun görülen mütalaası dairesinde sanık müdafiin mazeretinin reddi ile DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek, vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı. Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu. Katılan vekilinin 03.10.2003 tarihli katılma talebinin sanık ...’e hasredildiği, dilekçesinde veya yargılama sırasında diğer sanıklarla ilgili davaya katılma isteği olarak değerlendirilebilecek başka bir beyanın da bulunmadığı anlaşıldığından, katılan vekilinin sanıklar ..., ... ve ...’a yönelik temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanık ... hakkında kurulan hükümle sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16.12.2008 gün ve 2008/146-235 sayılı kararına ve 5237 sayılı TCK.nun 55/1. maddesine göre mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda zimmetin maddi konusunu oluşturan değerlerin müsaderesine karar verilemeyeceği ve anonim şirket şeklinde örgütlenen müdahil bankanın yöneticisi veya denetçisi olmayan sanık hakkında aynı Yasanın 53/1-d-5. maddesinin uygulanamayacağı ve bu nedenlerle mahkemece anılan hükümlerin uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bunlara ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 07.09.2000 tarihli idari soruşturma raporu ve eklerine, bilirkişi kurulu raporlarına, savunmaya, tanık beyanlarına ve dosya kapsamına göre, Türkiye Emlak Bankası Van Şubesinde gişe yetkili memur olarak görev yapan sanığın 1998, 1999 ve 2000 yıllarında şehit aileleri ve malullerine kullandırılan kredilerden ve çeşitli vadeli vadesi TL ve döviz tevdiat hesaplarından, hesap sahiplerinin bilgisi dışında usulsüz işlemlerle para çekerek bir kısmını mal edinip, bir kısmının ise vadeli hesaba dönüştürüp nemasında yararlanmak suretiyle müteselsilen kullanma ve temellük zimmeti suçunu işlediği sabit ise de; vadeli mevduat hesabı sahibi ...’in vade bitim tarihini öğrenmek için telefon etmesi üzerine yapılan kontrolde sanığın hesaptaki parayı aldığı ve ödeme fişinin bulunmadığının anlaşıldığı ve zimmet eyleminin ilk tespitinin bu şekilde şubece yapıldıktan sonra müfettiş tarafından araştırmanın sürdürüldüğü, sanığın fiilleri gerçekleştirirken ödeme ve mahsup fişlerinin bir bölümünü ilgilisi yerine taklit imza atarak sahte düzenlediği, bazı ödeme fişlerini ise yok ettiği, alınan üç ayrı bilirkişi heyetinin düzenlediği raporlarda bu hususlar belirtildiği halde 09.06.2004 ve 26.09.2003 günlü raporlarda yeterli açıklama yapılmadan zimmetin basit olduğu sonucuna varıldığı, raporların yeterli gerekçeden yoksun ve çelişkili oldukları, zimmetin ve tutarının belirlenmesi için hesap sahiplerinin beyanına başvurulduğu, 09.06.2004 günlü bilirkişi raporunda hesap sahibi tanıklar ... ve ...’in duruşma talimat beyanları değerlendirilerek zimmetin hesaplandığı, sanığın ikrarı veya harici araştırma olmadan eylemlerin tümünün açığa çıkarılmasının mümkün olmadığı ve bu nedenlerle eylemlerin bir kısmının nitelikli olduğu gözetilerek, dava dosyası ve ekleri yeniden konunun uzmanı bilirkişilere tevdi edilerek, raporlar arasındaki farklılığın nedenleri açıklattırılıp, basit usulle ya da dairesini aldatacak ve zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla gerçekleştirilen miktarlar ayrı ayrı ve gerekçeli olarak tespit ettirildikten sonra zimmetin vasfının ve cezasının buna göre belirlenmesi yerine noksan araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması, Kabule göre de; Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 08.02.2005 gün ve 2005/146-7 sayılı kararında belirtildiği üzere Türkiye Emlak Bankası personeli olan sanığın teselsül eden zimmet suçunun, 25.11.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2 ve 5. bendleri gereğince Türkiye Emlak Bankasının özel hukuk statüsüne tabi bir anonim şirket haline dönüştürülerek, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK.lerin uygulanması ve dolayısıyla memur gibi cezalandırma olanağının bulunmaması karşısında, suç tarihleri itibarıyla 765 sayılı TCK ve özel düzenleme içeren 4389 ve bilahare yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankalar Kanununa tabi kılındığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi de değerlendirilmek suretiyle bunlardan lehine olan kanun hükümlerine göre uygulama yapılması gerekirken, banka personeli sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun kamu görevlilerine özgü zimmet suçunu düzenleyen 247/1, 43, 62 ve 53. maddeleriyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Davada kendisini vekille temsil ettiren katılan yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı ve katılan vekili ile sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.