5. Hukuk Dairesi 2024/2861 E. , 2024/10703 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/143 Esas, 2023/243 Karar DAVA TARİHİ : 05.10.2012 KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı ... yönünden p
**5. Hukuk Dairesi 2024/2861 E. , 2024/10703 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/143 Esas, 2023/243 Karar DAVA TARİHİ : 05.10.2012 KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı ... yönünden pasif husumet ehliyeti yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Mahkemece 18.01.2024 tarihli ek kararla usulüne uygun olarak tebliğ edilen muhtıra ile verilen kesin süreye rağmen nispi temyiz karar harcının tamamlanmaması nedeniyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre davacı tarafça reddedilen kısım yönünden temyiz yoluna başvurulmakla maktu temyiz karar harcı alınması gerektiği, davacı tarafça da maktu harcın yatırıldığı gözetilerek temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin 18.01.2024 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait Balıkesir ili, Bandırma ilçesi, Yenisığırcı Mahallesi 1263 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin çekişmeli olduğunu, Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/582 Esas, 1998/164 Karar sayılı dosyasında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 16 ncı maddesi uyarınca 1461 dekar olan taşınmazın tamamının Kuş Cenneti Çevre Birliği adına 13.08.1998 tarihinde tapuya tescil edildiğini, davalı idarenin dava konusu taşınmazı amacına uygun kamulaştırmadığını, müvekkillerinin ileriye yönelik tarım yapma, kişisel tasarruflarda bulunma, rayiç değeri üzerinden satma, kiralama, yararlı değişiklikler yapma gibi mülkiyet hakkının sahibine verdiği yetkileri kullanma hakkının süresi belli olmayan bir sınırlamaya tabi tutulduğunu belirterek taşınmazın bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... (Tasfiye edilen Kuş Cenneti Çevre Birliği) vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1997 yılında istimlak edildiğini ve Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/582 Esas sayılı kararı ile müvekkili adına tescil edildiğini, davacıların 13.08.1998 tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde dava açmadıkları gözetilerek davanın süre yönünden reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.02.2014 tarihli ve 2012/359 Esas, 2014/41 Karar sayılı kararı ile davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 04.02.2014 tarihli ve 2012/359 Esas, 2014/41 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davalı idarece usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmadığından ve 2942 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesine göre açılan tescil davasının da kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılmasına engel olmayacağı gözetilerek İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararı da nazara alınarak davanın kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davası olduğu kabul edilip işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 16.03.2021 tarihli ve 2019/213 Esas, 2021/79 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, tapu kaydının davacılar payı oranında iptal edilerek davalı ... adına tesciline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 16.03.2021 tarihli ve 2019/213 Esas, 2021/79 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci ve 22 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen; Ek madde 3, Geçici 15 ve 17 nci maddeleri uyarınca rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve kabule göre de dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi uyarınca açılan tescil davası sonucu idare adına tesciline karar verildiğinden, yeniden tescil hükmü kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemesince İkinci Bozmaya Karşı Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... yönünden davanın husumetten reddine, davalı idarenin usuli kazanılmış hakkı gözetilerek davalı ... Belediyesi yönünden davanın kabulü ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kanun değişikliği nedeniyle usuli kazanılmış hak ilkesinin uygulanamayacağını, ıslah dilekçesi dikkate alınmadan uyulan bozma kararına aykırı karar verildiğini, dava tarihinde taşınmazın tapuda maliki görülen Çevre Birliği aleyhine dava açılmış ise de yargılama sırasında taşınmazın önce Bakanlığa ve en sonunda Büyükşehire devredildiği, davalı sıfatı taşıyan Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kamulaştırmasız el atma davalarında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığından vekâlet ücretine hükmedilse dahi davacıların müteselsil ve müşterek borçları doğmayacağını, payları oranında vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaları gerektiğini ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki davacılar ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi. 5. 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3, Geçici 15 inci ve Geçici 17 nci maddeleri. 6. 16.11.2022 tarihli ve 7421/4 maddesi ile yapılan değişiklik sonrası eklenen ek fıkra ile birlikte Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan iptal kararı nedeniyle güncellenen Ek madde 3. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dava konusu Balıkesir ili, Bandırma ilçesi, Yenisığırcı Mahallesi 1263 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin ihtilaflı olduğu, Bandırma Kadastro Mahkemesinin 1964/76 Esas, 2005/7 Karar sayılı 05.01.2009 tarihinde kesinleşen kararı ile taşınmazın davalı Kuş Cenneti Çevre Birliği tarafından kamulaştırıldığından mülkiyetinin 24.05.1965 tarihli tapulama tutanağında adı geçenlere tutanakta belirtilen hisseleri oranında ait olduğunun tespitine karar verildiği, dava konusu taşınmazın Balıkesir Valiliği İdare Kurulunun 03.04.1997 tarihli ve 859 sayılı kararı ile kamulaştırılmasına karar verildiği; ancak davacılara kamulaştırma işleminin tebliğ edilmediği, kamulaştırma bedeli bankaya bloke edilmiş ise de ödemeye dair bir belge bulunmadığı, Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1997/582 Esas, 1998/1644 Karar sayılı dosyasında 2942 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi uyarınca tescil davası açıldığı ve taşınmazın idare adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 30.06.1998 tarihinde kesinleştiği ve 13.08.1998 tarihinde davalı Kuş Cenneti Çevre Birliği adına tapuya tescil edildiği, Kuş Cenneti Çevre Birliği’nin 25.02.2019 tarihinde Tasfiye Komisyonu kararıyla tasfiye edilerek ... Milli Emlak Genel Müdürlüğüne ve 10.02.2021 tarihinde bedelsiz devir ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesine devredildiği anlaşılmıştır. 3. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. 4. Bu durumda; eldeki davanın 05.10.2012 tarihinde açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak, dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak ve bedel yönünden davalı idarenin usuli kazanılmış hakkı da gözetilmek suretiyle tazminat bedelinin belirlenmesi yerindedir. 5. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Mahkemece verilen 18.01.2024 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Davacılardan alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,26.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) . Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibarıyla…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği, Uygulama yapılırken de Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiğinden Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 26.12.2024