11. Ceza Dairesi 2020/5449 E. , 2024/2054 K. B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1275 E., 2020/247 K. SUÇ : Sahte fatura düzenleme SUÇ TARİHLERİ : 2007/Aralık ila 2012/Temmuz HÜKÜMLER : Düşme, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Us…
**11. Ceza Dairesi 2020/5449 E. , 2024/2054 K.** **"İçtihat Metni"** B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1275 E., 2020/247 K. SUÇ : Sahte fatura düzenleme SUÇ TARİHLERİ : 2007/Aralık ila 2012/Temmuz HÜKÜMLER : Düşme, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezaların sürelerine göre koşulları bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca oy birliğiyle reddine karar verilerek inceleme yapılmıştır. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2014 tarihli kararıyla sanık hakkında, a. 2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan, 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan, 3 yıl 9 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c. 2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan, 3 yıl 9 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, d. 2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan, 3 yıl 7 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, e. 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan, 3 yıl 9 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, f. 2012 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan, 3 yıl 5 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 2. Sanık müdafiinin temyiz talebinde bulunması üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesince yapılan incelemede, anılan hükümlerin; ... eksik incelemeyle karar verilmesi, soyut gerekçeyle temel cezanın alt sınırın üzerinde ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesindeki oranın alt sınırdan belirlenmesi nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir. 3. İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2018/1275 Esas, 2020/247 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, a. 2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının, olağanüstü zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle, düşmesine, b. 2008, 2009, 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından, her takvim yılı için ayrı ayrı olmak üzere toplamda 5 kez, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (b) fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz isteği; düşme hükmüne yönelik olup, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; mahkûmiyet hükümlerine yönelik olup, suça konu faturaların gerçek alışveriş karşılığı düzenlendiğine, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, eksik araştırma ve incelemeyle delillerin takdirinde hataya düşülerek karar verildiğine, usulüne uygun şekilde düzenlenmiş komisyon mütalaası alınmadan dava açıldığına, sanıktan bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmadığına, her takvim yılı için ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmasının hatalı olduğuna, ilişkindir. III. GEREKÇE Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin üç, dört, beş ve altıncı fıkraları uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2018/1275 Esas, 2020/247 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan Vekili ...'ın, 2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan düşme hükmünün onanmasına, 2008, 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiğine yönelik karşı oyu ve oy çokluğuyla, 2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen düşme hükmünün onanması ve 2012 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçu yönünden verilen mahkumiyet hükmünün bozulması yönünden oybirliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2024 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) DEĞİŞİK EK GEREKÇE Dairemizin yukarıda esas ve karar numaraları belirtilen 22.02.2024 tarihli, ilamındaki IV sayılı - 2008, 2009, 2010, 2011 takvim yıllarında sahte belge düzenleme suçlarından kurulan hükümlerin bozulmasına dair çoğunluk görüşüne aşağıda belirtilen değişik ek gerekçe ile birlikte katılıyorum. Sayın çoğunlukla ortaya çıkan aykırılığın konusu her biri bağımsızlığını koruyan ancak zincirleme şekilde işlenen suçlar yönünden zaman aşımının ayrı ayrı mı yoksa son işlenen suç tarihinden geriye doğru (zincirdeki suçların tamamını kapsayacak şekilde) bir bütün olarak mı hesaplanacağına ilişkindir. İnceleme konusu bozma üzerine verilen yerel mahkeme kararında sahte fatura düzenleme eylemleri ile ilgili olarak sanık hakkında birden fazla takvim yılına ( 2008, 2009, 2010, 2011, 2012 takvim yılları) ilişkin TCK'nin 43 üncü maddesi de uygulanmak suretiyle ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmaktadır. Zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK’nin 43/1 inci maddesine göre; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” Zamanaşımının hesaplama yöntemini düzenleyen TCK’nin 66/6 ncı maddesine göre; “... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden... işlemeye başlar.” Yerel mahkemece sanığın birden fazla takvim yılına ilişkin sahte belge düzenleme suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine dair hüküm kurulmuş olup, inceleme tarihi itibariyle bazı takvim yılına ilişkin suçlardan açılan kamu davalarının yasada öngörülen olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle TCK’nin 66/1-e ve 67/4 üncü maddeleri uyarınca düşürülmesi zorunludur. Sanığa atılı sahte belge düzenleme suçuna öngörülen olağan zamanaşımı süresi TCK’nin 66/1-e maddesine göre 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresi ise TCK’nin 67/4 üncü maddesine göre 12 yıldır. TCK’nin 43/1 inci maddesindeki düzenlemeye göre zincirleme suçlar aynı suç işleme kararı ile işlenmiş olmasına rağmen her biri bağımsızlığını korumaktadır. Buna karşılık bağımsızlığı koruyan suçlara tek bir ceza verilmesi, ancak bu cezanın artırılarak uygulanması benimsenmiştir. Dolayısıyla zincirleme suç kurumu sanık lehine bir düzenlemedir. Zincirleme olarak işlenen her bir suç bağımsızlığını koruduğu içinde birbirinden bağımsız olarak zamanaşımına uğraması gerekir. Diğer bir değişle zincirleme olarak işlenen suçlardan bazılarının zamanaşımına uğraması halinde bu suçların zincirden çıkarılması ve yalnızca zamanaşımına uğramayan suçların cezalandırılması gerekir. ( TANER, Fahri Gökçen, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, A.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, s.165; KUNTER, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, s.69; ayrıca TAŞDEMİR Kubilay, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, 2. Bası, Ocak 2015, s.134) TCK’nin 66/6 ncı maddesindeki düzenleme zaman aşımının başlangıcının tespit açısından mahkemelere ışık tutan bir düzenlemedir. Diğer bir deyişle, yasa koyucu zincirleme şekilde işlenen suçlarda zamanaşımının zincirin hangi halkasından başlatılacağına ilişkin bir belirleme yapmaktadır. Esasen böyle bir düzenleme olmasaydı dahi suç teorisi gereği zamanaşımının zincirin en son halkasından başlatılması gereklidir. Dolayısıyla kural olarak dava zamanaşımı süresi zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren başlarsa da bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bu suçlar arasındaki zaman aralıkları net ve ayrı ayrı belirlenebilecek durumda ise zincirin halkasını teşkil eden suçlardan bir kısmının diğer suçlardan bağımsız olarak dava zamanaşımına uğraması mümkündür. TCK’nın 43/1 inci maddesinde fiillerin çokluğu korunurken cezanın birliği ilkesi benimsendiğine göre inceleme tarihi itibariyle zincirleme suçun halkalarına oluşturan suçlardan biri ve birkaçının zamanaşımına uğraması halinde bu suçlar bakımından düşme kararı verilmesi zorunludur. Çünkü TCK’nin 66/6 ncı maddesi fiillerin çokluğunu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Bu açıklamalar ışığında inceleme tarihi itibariyle olağanüstü zamanaşımı gerçekleşen (2008, 2009, 2010, 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından açılan) kamu davalarının düşürülmesi gerektiğine işaretle de bozulması gerektiği görüşündeyim. 22.02.2024