T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/802 - 2025/1346 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/802 KARAR NO : 2025/1346 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/08/2025 (ara karar) NUMARASI : 2025/1167 Esas (derdest) DAVACI : ... TARIM İŞLETMELERİ VE TOHUMCULUK ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVAL…
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/802 - 2025/1346 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/802 KARAR NO : 2025/1346 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/08/2025 (ara karar) NUMARASI : 2025/1167 Esas (derdest) DAVACI : ... TARIM İŞLETMELERİ VE TOHUMCULUK ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVALI : ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2025 ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/08/2025 tarih ve 2025/1167 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, davalı kurumun ... Tüketici ve ... sözleşme numaralı abonesi olduğunu, GES projesi kapsamında trafo gücünün yetersiz kalması nedeniyle trafo gücünü yükseltmek amacıyla yeni bir trafo tesisi kurmak üzere davalıya müracaat ettiğini ve davalı kurumun izni ile yeni trafoyu teknik işlemlerini yaparak kurduğunu, yeni trafoya ait sayaç işlemlerini tamamlayarak kurulumdan sonra onay için davalı kuruma başvurduğunu, kurum çalışanlarının yerinde inceleme gerçekleştirmek suretiyle tesisi uygun bulduğunu, ancak bir sayacın değiştirilmesi talimatı verildiğini, değişimin yapılarak kuruma bilgi verildiğini ve geçici kabul ile trafo işler hale getirildiğini, müvekkili şirket çalışanlarının, kurumun sözü geçen işlemlerini ve ön kabul neticesinde enerji kullanımına başladıklarını, kurum çalışanlarının 08.04.2025 tarihinde trafo tesisine tekrar geldiklerinde bu şekildeki kullanımın usulsüz olduğunu belirterek, tüketilen enerjinin 1.5 katı kadar ceza fatura edilebileceğini belirterek müvekkili çalışanlarına bir endeks belgesi verdiklerini, davalı kurumun 09.04.2025 tarihinde müvekkili şirkete enerji bedeli ile ilgili bir fatura gönderdiklerini, gönderilen bu faturada 26.03.2025 ile 08.04.2025 tarihleri arasında kaçak kullanım olduğunun belirtilerek kullanım miktarının 107.520,00 kWh olduğunun bildirildiğini, bu miktarın mer'i birim fiyatın 2 katı ile çarpılarak enerji borcunun toplam 1.301.368,38 TL olduğunu belirten bir faturaya bağlanarak gönderildiğini, anılan faturanın kurumun 04/2025 fatura dönemli, 08/04/2025 fatura tarihli, ... fatura numaralı, “satış fatura” tipli temel faturası olduğunu, ayrıca kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının da iletildiğini, bu faturanın iade edildiğini, davalı kuruma da 16.04.2025 tarihinde yazılı itiraz yapıldığını ve aynı anda ilgililer ile de görüşülerek olayın izah edildiğini, ancak kurumun, şirketin yaptığı işbu itirazı 12.05.2025 tarihinde şirket çalışanları aranmak suretiyle ret ettiğini bildirdiğini ve gerçek durumla ilgisi olmayan, afaki rakamlar içeren 1.301.368,38 TL. miktarlı fatura ödemesi yapılmadan enerji kullanımına izin verilmeyeceğini ve hatta kesin onay ve kabul işlemini yapmayacağını belirttiğini, bu tutumun haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilinin kuruma 1.301.368,38 TL’lık borcu olmadığını, kaçak enerji kullanmadığını, en kötü ihtimalle usulsüz kullanım varsayımı ile sayaçta yazılı ve belirli miktarın sadece 1.5 katı bedel istenebileceğini, faturanın dayanaksız olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığını, 08.04.2025 tarihinde yapılan tespitte sayaçlar mevcut ve kayıt tutar halde olduğunu, bu durumun çalışanlar tarafından görülmüş-tespit edilmiş olduğunu, onaylandığını, eğer sayaç bulunmasaydı herhangi bir kullanımın olup olmadığının bile tespit edilemeyeceğinden işlemin haklılığı kabul edilebileceğini, müvekkilinin tüm işlemlerini kurumun izin ve onayı ile yaptığını, menfi tespit davasına esas olacak şekilde arabuluculuk başvurusu yapıldığını, anlaşmazlık ile sonlandığını, teknik bilirkişi görüşü talep edildiğini, uzman görüşünde kurumun tutumunun alternatifli 5 seçenek halinde dahi haksız olduğunu, kurum işlemlerinin Dağıtım şirketleri yönetmeliğinin 42-1-c, 44/1 ve 44/2 maddelerine çelişik olduğundan tutanağın iptali gerektiği ve tüketicinin böyle bir borçtan sorumlu olmadığı-/olamayacağının belirtildiğini, davalı kurumun bu süreçte fatura ile müvekkili şirket ve Yönetim Kurulu başkanı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2025/18420 E. sayılı icra takibini başlattığını, icra takibine itiraz edildiğini ve gerçek tüketim bedelinin icra takibine konu edilmiş olsa doğacak asıl alacak ve icra giderlerinin ödendiğini, icra takibinin durdurulmasını talep ettiklerini, davalı kurumun haksız olarak düzenlediği ve gerçek kullanımla ilgisiz-yasal düzenlemelere aykırı fatura bedeli ödenmeden enerji bağlantısını resmileştirmeyeceğini, resmi aboneliğin tesisi işlemini tamamlamayacağını ve enerji verilmeyeceğini beyan ettiğini, bu durumun müvekkili için çok ciddi mağduriyetlere yol açacağını, dava sonuçlanana kadar- yargılama sırasında-teminatsız veya uygun bulunacak teminat karşılığında sözü geçen faturaya konu ödeme yapılmadan mevcut haliyle resmi bağlantı kurularak enerji verilmesinin sağlanması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin fatura kadar borcu bulunmadığına ilişkin işlemler menfi tespit davası arabuluculuk süreci mevcut iken davalı kurumun işbu haksız alacak iddiası ile müvekkili aleyhine ... İcra Müdürlüğünde icra takibini başlattığını, icra takibinde gerçek tüketilen enerji bedeli olan para (40.500.00 TL) nın ödendiğini, bakiyesi için itiraz edildiğini, anılan bedelin tahsilinin müvekkili sıkıntıya sokacağını, işbu takibin tahsilinin bu dava sonuçlanıncaya kadar bekletilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle: Kanunda belirtilen şartlar oluşmadan verilen bu ihtiyati tedbir kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Mevcut durumda; davacı yanın haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartının hiç bir şekilde gerçekleşmediğini, davacı yanın ilgili tesisatta; müvekkili şirket kayıtlarında olmayan /yasal olarak tesis edilmemiş bir sayaçla, karşılığını ödemeksizin, bedelsiz şekilde kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirdiğini, bu haliyle müvekkili şirket tarafından yapılan işlemler, usul ve yasanın gereği olup; tükettiği elektriğin bedelini ödemeden, bilinçli bir şekilde kaçak elektrik kullanımı yapan davacı yanın açıkça kötü niyetli olduğunu, davacının borçlarını ödemesi yönünde girişimde bulunmak yerine dava açma ve tedbir yoluyla elektriğin açılmasını talep etmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, tedbir kararının uygulanması durumunda müvekkili şirketin zarara uğrayacağının açık olduğunu, bu nedenlerle; kaçak enerji kullanımından kaynaklı borcunu ödemeyen bir kişinin mahkeme marifetiyle korunması sonucunu doğuran bir tedbir kararı verilmesinin kesinlikle isabetsiz olduğu kanaatiyle; ihtiyati tedbir kararına yapmış oldukları itirazın kabulü ile elektriğin açılması yönünde verilen tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin bir elektrik dağıtım şirketi olduğunu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu düzenlemeleri doğrultusunda almış olduğu lisans kapsamında Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay, Gaziantep ve Kilis İlleri'nden oluşan Toroslar Bölgesi'nde elektrik dağıtımı ve kaçak elektrik kullanımları ile mücadele faaliyetlerini yerine getirdiğini, dayanağını yasal mevzuattan alan bu faaliyetlerin, niteliği gereği birer kamu hizmeti olduğunu, müvekkili şirket görevlilerince ... nolu tesisatta 08.04.2025 yapılan incelemelerde, "davacının ... numaralı tesisat ve ... bildirim numarası ile güç artırımı başvurusunda bulunduğu, tesis güç artırımı sürecini tamamlamadan 1600 kva trafo üzerinden kayıtlı olmayan sayaç üzerinden kullanım yapıldığı ve bu nedenle davaya konu 08.04.2025 tarih ve ... sipariş numaralı tutanak düzenlendiği tespit edildiğini, bu tutanak nedeni ile ilgili tesisatın enerjisinin kesildiğini, davacının bu şekilde enerji kullanımının, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. Maddesi gereğince kaçak elektrik kullanımı niteliğinde olduğunu, davacı yanın, tesisatında müvekkili şirketin bilgisi dışında kayıtlı olmayan sayaç üzerinden kullanım yapılarak kaçak enerji kullanımının gerçekleştirdiğinin görüldüğünü, tükettiği elektriğin bedelini ödemeden, bilinçli şekilde kaçak elektrik kullanımı yapan davacının açıkça kötü niyetli olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde 31.483.96 TL'lik para cezasından bahsetmiş ise de; davaya konu tutanak için tahakkuk ettirilen bedelin 1.255.388,38 TL olduğunu, davacı yanın 31.483.96 TL' lik para cezasını hangi gerekçeye dayanarak belirlediğin bilinmediğini, tüm sürecin mevzuata uygun olarak işletildiğini, müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığını, davacı tarafın dosyaya sunduğu uzman görüşü raporunun yanlı, hatalı ve mevzuata açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin kayıtlarında olmayan bir sayaç ile tüketim yapılarak kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirilmesi hallerinde kaçak tüketim bedellerinin hangi şekilde hesaplanacağının, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nde belirtildiğini, davacı yan adına düzenlenen tutanak için; mevzuata uygun olarak tesisatın kurulu güç değeri üzerinden tahakkuk hesaplaması yapıldığını, davacının müvekkili şirketin bilgisi dışında kayıtlı olmayan sayaç üzerinden kullanım yapılarak kaçak enerji kullanımının gerçekleştirdiğinin açık olduğunu, haksız ve yersiz olarak açılmış olan iş bu davanın reddine karar verilmesini ve davacı hakkında %20’ den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece"...Dava konusu olayda davacının yürüttüğü ticari faaliyetlerde elektrik enerjisi verilmemesi hâlinde telafisi imkansız zarar meydana geleceği, bu durumun "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir." kriterine uygun olduğu ve somut olayda HMK'nin 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının mevcut olduğu anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının mevcut olduğu anlaşılmakla, Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararına davalı tarafça yapılan itirazın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Tedbire İtirazın REDDİNE,...." karar verilmiştir. DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Mahkeme kararının hem eksik bir değerlendirme ile, hem de sundukları delillerin yeterince incelenmemesi sonucunda verildiğini, davacı yanın haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartının hiç bir şekilde gerçekleşmediğini, bu hususta HMK m.399 gereği tazminat davası açma haklarını saklı tuttuklarını, haksız ve hakkaniyete aykırı olarak verilmiş olan iş bu tedbir kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini, abone ve tüketici hesap numarası belirtilerek tedbir kararı verildiğini, tedbir kararında tedbirin, davacı yanın davaya konu etmiş olduğu hangi tutanak için verilmiş olduğunun belirtilmesi gerekmekte olduğunu, davacı yanın ilgili tesisatta karşılığını ödemeksizin, bedelsiz şekilde kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirdiğini, bu haliyle müvekkili şirket tarafından yapılan işlemlerin, usul ve yasanın gereği olduğunu; tükettiği elektriğin bedelini ödemeden, bilinçli bir şekilde kaçak elektrik kullanımı yapan davacı yanın kötü niyetli olduğunu, her iki tarafın dinlenilmesinden sonra ihtiyati tedbir konusunda bir karar verilmesi gerektiğini, şartları oluşmadan verilen tedbir kararının kabulünün mümkün olmadığını, davacının borçlarını ödemesi yönünde girişimde bulunmak yerine dava açma ve tedbir yoluyla elektriğin açılmasını talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, tedbir kararı ile birlikte hem yüksek miktarda borcu bulunan davacının yükümlülüklerini yerine getirmeden muvazaalı olarak elektrik kullanımının önünün açılmış olacağını, hem de sözleşmesi feshedilen bir abonelikte tedbir sonrası kullanılan elektrik dolayısıyla abonelik mevcut olmadığından kullanılan elektrik ile ilgili fatura düzenlenemeyeceğini, kullanılan elektriğin bedelinin alınamayacağını ve müvekkilinin büyük zarara uğrayacağını, tedbir kararı ile davacı şirketin hiçbir denetime tabii olmadan, faturalandırma yapılamadan elektrik enerjisi kullanabileceğini, Mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep mahkemece verilen ihtiyati tedbir ara kararına karşı yapılan itirazın reddine yönelik ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 341/1 maddesinde, "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." denmiştir. HMK'nın 389 v.d. maddelerinde geçici hukuki korumalar arasında ihtiyati tedbir düzenlenmiş olup, HMK'nın 389. maddesinde "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Görüldüğü üzere kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir. İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir. (HMK m.390/3) Yani ispatı gereken hususların tam olarak değil kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir. Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile Güneş Enerji Projesi kapsamında enerji üretimi amacıyla yapılan elektrik kullanımı nedeni ile davacı hakkında kaçak elektrik tespit tutanağı tutulduğu ve davalı kurumun bu nedenle elektrik enerjisini kestiği iddia edilerek telafisi imkansız zararlar doğmaması için tedbiren elektrik enerjisi verilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince davacı vekilinin dava dilekçesi incelenerek 08/07/2025 tarihli ara karar ile "HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca; Davacının elektrik enerjisi verilmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin borç miktarı 1.255.388,38 TLnin %30 oranında teminat karşılığında KABULÜ ile; dava konusu trafo (... sözleşme numaralı) ... TARIM İŞLETMELERİ VE TOHUMCULUK A.Ş. isimli işyerine (Elektrik enerjisinin verilmesinden sonraki faturaların ödenmemesi halinde davalı şirketin elektriği kesme hakkı baki kalmak kaydıyla) TEDBİREN ELEKTRİK ENERJİSİNİN VERİLMESİNE," karar verildiği, davalı vekili tarafından ihtiyati tedbir kararına itiraz edilmesi üzerine, itirazın duruşmalı olarak incelemesi yapılarak 06/08/2025 tarihinde reddine karar verildiği ve gerekçeli ara kararın yazıldığı, bu ara karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda, talep konusu yerin Güneş Enerji Projesi sahası olarak davacı tarafından kullanıldığı, davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen kaçak elektrik tutanağı nedeniyle elektrik enerjisinin kesildiği anlaşılmaktadır. Elektrik enerjisi verilmemesi halinde telafisi imkansız zararlar meydana gelebilecektir. Bu durum "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir" kriterine uygun olmakla somut olayda dava değerinin % 30 üzerinden teminat yatırılması koşulu ile HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının mevcut olduğu anlaşılmıştır. İstinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi ara kararının bu aşamada ûsul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi ara kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/10/2025 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır