1. Hukuk Dairesi 2026/209 E. , 2026/2144 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/178 E., 2025/365 K. Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili ile dahili davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip …
1. Hukuk Dairesi 2026/209 E. , 2026/2144 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/178 E., 2025/365 K. Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili ile dahili davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -KARAR- Dava; tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmaz bölümünün (23.12.2024 havale tarihli fen bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 3712, 98... yüz ölçümlü alan)1965 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık vasfı ile tespit harici bırakıldığı, yargılama sırasında ham toprak niteliği ile idari yoldan davalı ... adına tescil edilen 1 86... parsel sayılı, 58269,24 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın içerisinde kaldığı, bilahare toplulaştırma işlemi nedeniyle 2 66... parsel sayılı taşınmaza gittiği ve son olarak 2 66... parselin de ifrazı sonucu oluşan 2 66... parsel içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı; ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan dava konusu taşınmazları tarıma elverişli hale getirdiğini, imar ve ihya ettiğini ileri sürerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece; davanın kabulüne, 22.05.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.750,37 metrekare ve (B) harfi ile gösterilen 3.769,69 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bölümlerinin bahçe vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.10.2020 tarihli ve 2020/750 Esas, 2020/4043 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen tescil harici bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle; çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümü yönünden ise davalı Hazinenin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak dava konusu yerin idari yoldan Hazine adına tescil edilen 1 86... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının anlaşıldığı, davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü, Mahkemece öncelikle, idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilen 1 86... parsel sayılı taşınmazın oluşumuna esas tüm bilgi ve belgeler dosyaya getirtildikten sonra mahallinde fen bilirkişisi eşliğinde keşif yapılması, sözü edilen taşınmaza ait kroki ile fen bilirkişi raporu çakıştırılmak suretiyle davacının iddiasına konu taşınmaz bölümünün 1 86... parsel sayılı taşınmazın hangi kısmında kaldığı belirlenmek suretiyle fen bilirkişisinden rapor alınması ve bu bölümün davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 31.05.2022 tarihli ve 2021/52 Esas, 2022/270 Karar sayılı kararıyla; davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle her iki taşınmaz bölümü yönünden de davanın reddine, tescil dışı olan (A) harfi ile gösterilen kısmın Hazine adına tesciline karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 13.12.2023 tarihli ve 2022/5864 Esas, 2023/7426 Karar sayılı kararı ile; “Usulü kazanılmış hak” kuralı nazara alınarak yalnızca bozma kararında belirtilen şekilde değerlendirme yapılması gerekirken, bozma kararında yer alan hususlar dışında işlem yapılmasının doğru olmadığı belirtilerek bir önceki bozma gereğinin yerine getirilmesi için karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; önceki aşamalarda alınan bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen yerin toplulaştırma sonucu oluşan 2 66... parsel içerisinde kaldığı tespit edildiğinden davacının usulü kazanılmış hakkı dikkate alınarak bu kısım yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmaz bölümünün (23.12.2024 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 3712, 98... yüz ölçümlü alan) başta tespit harici iken yargılama sırasında davalı ... adına tescil edilen 1 86... parsel içerisinde kaldığı, daha sonra yapılan toplulaştırma ve ifraz işlemleri neticesinde 2 66... parsel içerisinde kaldığı, anılan parselin 7581, 83... yüz ölçümü ve sulu tarla niteliği ile dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, Mahkemece, kayıt maliki dava dışı ... davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonucunda mülkiyeti zilyetlikle edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı adına tapu iptali ve tescile karar verildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. Dahili davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarına gelince; İdarece yapılan toplulaştırma işlemi idari işlem niteliğinde olup idari yargı yerinde iptal edilmedikçe toplulaştırma işleminin hukuki geçerliliğini koruyacağı tartışmasız olmakla, çekişmeli yerde davacı yararına mülk edinme koşullarının oluştuğu belirlendiğinden davacının Hazine'ye karşı mülkiyetinin tespitine karar verilmesi gerekirken, 3. kişi konumundaki dava dışı ... yönünden tapu iptali ve tescile karar verilmesi doğru değildir. Kaldı ki, davaya dahil etmek (dahili dava) suretiyle bir kişiye taraf sıfatı verilmesi mümkün olmadığı gibi davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesinin de uygulama imkanı bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle; davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, dahili davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, İstek halinde peşin alınan harcın dahili davalı ... mirasçılarına iadesine, Dosyanın Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.