T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/223 Esas KARAR NO: 2026/305 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 15/10/2024 NUMARASI: 2023/95 Esas, 2024/186 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. M…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/223 Esas KARAR NO: 2026/305 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 15/10/2024 NUMARASI: 2023/95 Esas, 2024/186 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/11/1999 tarihinde kurulan müvekkili şirketin, ... markasını, .....no.lar ile tescil ettirdiğini, ticaret unvanı ve markasını kurulduğu tarihten bu yana kullandığını, müvekkilinin tanınmış bir firma olduğunu, davalının müvekkili şirketin nam ve büyüklüğünden, finansal gücünden yararlanmak ve müvekkili şirketin grubunun tepesindeki şirket ve bağlantılısı gibi gözükmek, üçüncü kişileri yanıltmak için ... unvanlı şirket kurduğunu, davalının...olmak için gereken gücü olmadığı gibi, altında başkaca bir şirket ve güçlü bir sermayesinin de bulunmadığını, davalının müvekkiline de hakim olduğunu göstermek istediğini ve davalı unvanının kötü niyetle tescil ettirildiğini, üçüncü kişileri yanıltmaya yönelik ve gerçek dışı olduğunu iddia ederek, davalı şirketin ticaret unvanı olan ... ibaresinin terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı .......’in, ...ibaresini, kendi sektöründe ticari unvanlarında yer almak üzere 2003 yılından beri pek çok ticari şirketi aracılığı ile kullanmakta olduğunu, ...in kurduğu tasfiye durumunda olan dava dışı ....Şti.’nin firma sicil bilgilerine bakıldığında, 14.05.2003 tarihinde kurulduğunun görüleceğini, bu şirketin sicil kaydının kapatıldığı 2007 yılı itibarıyla ise yine... tarafından ...A.Ş.’nin kurulduğunu, davacının "..." ibareli bazı dayanak markalarına dayanmışsa da, müvekkilinin hangi alanlarda ... ibaresini kendi iştigal alanı ile çakışacak şekilde markasal olarak kullandığını gösteremediğini, karıştırılma ihtimalini ortaya koyamadığını, tanınmışlık iddiasını soyut beyanlara dayandırdığını ve varsa markanın sulandırılması koşullarının mevcut olduğunu ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve Bölge Adliye Mahkemesince işaret edildiği şekilde aldırılan bilirkişi raporu ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; tescilde öncelik ilkesi gereğince davacının ... ibaresini sözkonusu hizmetlerde kullanma hususunda öncelikli ve üstün hak sahibi olduğu, her iki şirketin ticaret unvanlarında ... ibaresinin baskın unsur olduğu, davalı şirketin ...../06/2016 tarihinde tescil edildiği hususları da göz önünde bulundurularak davacı şirketin sözkonusu hizmetlerde ... ibaresi üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğu, davalının sözkonusu hizmetlerde ticaret unvanında, ... ibaresini kullanmasının, söz konusu hizmetlerin hitap ettiği bilinç düzeyi yüksek ve orta düzeydeki tüketici kitlesi üzerinde davacı ... davalı arasında işletmesel bağ olduğu, ya da idari ve ekonomik açıdan bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mal/hizmetler algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği bu açıdan iltibas koşulları olduğu ve davacının tescilli markasıyla önceki tarihli ticaret unvanından doğan haklara tecavüz teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı ...'nin unvanının terkinine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek; dosyaya gelen kayıtlara göre müvekkilin marka başvuru tarihinin ..../12/2006 olduğunu, markasal kullanım başlangıç yılının ise 2004 yılı olduğunu, davacı tarafın istinaf sebepleri ve istinaf bozma ilamı incelendiğinde müvekkilin markasal kullanımının 2004 yılında başlamasına dair davacı tarafça bir itirazda bulunulmadığını, buna rağmen yerel mahkeme gerekçesinde, markasal kullanıma vurgu yapılarak, "..." ibaresi bakımından davacının kullanma hakkı (öncelikli ve üstün) bulunduğuna dair hüküm kurulduğunu, istinaf bozma gerekçesinde markasal kullanımın hukuka uygunluğunun tartışılması gerektiğinden bahsedildiğini, yerel mahkemede bu hususun tartışılmadığını, yalnızca çatı şirket olan ... ......AŞ'nin kuruluş tarihi esas alınarak karar verildiğini, çatı şirketin bünyesine dahil olan marka sahibi şirket ... .......Şti'nin kuruluş tarihi ve şekil markasının sınıflarının, hizmet alanlarının dikkate alınmals ve buna göre sonuca gidilmesi gerektiğini, önceki kullanımlardan hak elde edilip edilemeyeceği hususunda bir inceleme ve tespit yapılmadığını, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davacının markası tanınmış bir marka olmadığını, davacının unvan üzerinde üstün ve öncelikli hakkı olduğunu ortaya koyan bir delil olmadığını, zaten davalı tarafın bu iddiasını da ispat edemediğini, markaya tecavüz yönünden davacı tarafça, esasen uzun süreli kullanıma sessiz kalınmış olması nedeniyle, markanın çekişme konusu olmaktan çıktığını, sonradan davacı tarafça tescil edilen markanın kapsadığı mal ve hizmetler ile, müvekkilin markasının kapsadığı mal ve hizmetler ile aynı olmayıp emtialar listesi bakımından da farklı olduğunu, davacı tarafın hem bu dosyada hem de diğer tüm dosyalarda iddialarını ispatlayamadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticaret unvan terkini talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin .../11/1999 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin ise 24/06/2016 tarihinde tescil edildiği, tescilde öncelik ilkesi gereğince davacının ...... ibaresini sözkonusu hizmetlerde kullanma hususunda öncelikli ve üstün hak sahibi olduğu, her iki şirketin ticaret unvanlarında ....... ibaresinin baskın unsur olduğu, her nekadar davalının holdinge bağlı ...... ........Şti'nin unvanına kuruluş tarihi ve markasına dayanmış ise de bu şirketin farklı bir tüzel kişilik olduğu ve davalının bu şirketin unvanının öncelik hakkına ve markasal hakkına dayanarak talepte bulunamayacağı, (Emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2016/857 E- 2017/3936 K.sayılı kararı) yine aynı şekilde davalı şirketin, şirket yetkilisi tarafından kurulan ve terkin edilmiş olan şirket unvanına dayanamayacağı, davacının ticaret unvan ve marka tescillerinin davalı şirketin tescilinden çok önceki tarihli olduğu, yapılan bilirkişi incelemesinde hizmet sektöründe faaliyet gösteren davalı şirketin ticaret unvanını markasal olarak kullanması nedeniyle iltibas koşullarının oluştuğu, bu durumun davacının tescilli markasıyla önceki tarihli ticaret unvanından doğan haklara tecavüz teşkil edeceğinin tespit edildiği, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/02/2026