Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/7/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Şirket, Elâzığ'ın Merkez ilçesi Rüstempaşa Mahallesi Karuklar mevkiinde kâin 345 ada 26 parsel numaralı 429 m² büyüklüğündeki taşınmazı 17/7/2007 tarihinde üçüncü kişiden satın almıştır. Başvurucunun iddiasına göre anılan taşınmaz tapulama işlemi sonucunda 13/10/1956 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü (TCDD) tarafından anılan taşınmazın 925 m²lik kısmı üzerinden Elâzığ-Van hudut demir yolu hattı geçirilmiştir. TCDD'nin iddiasına göre demir yolu hattının ihtilaf konusu taşınmazın üzerinden geçen kısmı 1942 yılında inşa edilmiştir. Başvurucu 3/4/2013 tarihinde Elâzığ Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) TCDD aleyhine tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atılmasından dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere 000 TL tazminat ödenmesi isteminde bulunmuştur. TCDD cevap dilekçesinde, taşınmazın 1942 yılında Muşlu A. oğlu S.den 28,16 TL'ye kamulaştırılarak Hazine adına tescil edildiğini belirtmiştir. 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda taşınmazın Hazine yerine hatalı olarak üçüncü kişiler adına tespit ve tescil edildiğini ifade etmiştir. Cevap dilekçesinde ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Asliye Hukuk Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetince tanzim edilen 3/6/2014 havale tarihli raporda, taşınmazın demir yolu inşa edilmek suretiyle el atılan 925 m²lik bölümünün değerini dava tarihi itibarıyla 307 TL olarak belirlemiştir. Başka bir bilirkişi heyetince düzenlenen 20/5/2015 havale tarihli raporda ise el konulan kısmın değeri 000 TL şeklinde hesaplanmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi 1/10/2015 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre TCDD tarafından dava konusu edilen yerin 1942 yılında kamulaştırıldığı, demir yolu hattında 1942 tarihinden sonra herhangi bir genişletme işleminin, dolayısıyla fiilî el atmanın söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca fiilî el atma olsa bile bunun 9/10/1956 tarihinden önce gerçekleşmiş olması sebebiyle 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un maddesi uyarınca tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayıldığı ifade edilmiştir. 221 sayılı Kanun'un maddesi hükmüne yer verilen kararda, başvurucunun dava hakkının anılan Kanun'un yürürlüğe girdiği 12/1/1961 tarihten itibaren iki yıl sonra düştüğü kabul edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde; TCDD'nin 1942 yılında kamulaştırdığı taşınmaz ile dava konusu taşınmazın farklı olduğu, bunun Tapu İdaresinin ekte sunulan yazısından açıkça anlaşılabileceği belirtilmiştir. Temyiz dilekçesindeki açıklamaya göre kamulaştırılan taşınmaz 345 ada 16 parsel numaralı olup kök kaydı 8 numaralı parseldir. Başvurucunun satın aldığı taşınmaz ise 345 ada 26 parsel numaralıdır. Temyiz dilekçesinde, itilaf konusu 345 ada 26 parsel numaralı taşınmazın hiçbir zaman kamulaştırılmadığı ifade edilmiştir. Taşınmaza hangi tarihte el atıldığının belli olmadığının vurgulandığı temyiz dilekçesinde, taşınmaza 1956 tarihinden önce el atılsa bile başvurucunun mülkiyeti kazandığı tarihin, hatta kadastro tespitinin yapıldığı tarihin 13/10/1956 tarihinden sonra olduğu ve 221 sayılı Kanun'un uygulanmayacağı iddia edilmiştir. TCDD'nin temyize cevap dilekçesinde, dilekçe ekinde sunulan kamulaştırma planından da anlaşılacağı üzere ihtilaf konusu 345 ada 26 parsel numaralı taşınmazın 1942 yılında A. oğlu S.den satın alınan 8 parsel numaralı (istimlak parseli) taşınmaz olduğu belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 23/10/2018 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucu, karar düzeltme yoluna da müracaat etmiştir. Karar düzeltme dilekçesinde, davalının sözünü ettiği A. oğlu S.den 8 parsel numaralı taşınmazın hâlihazırda Hazine adına tescilli olan 345 ada 16 parsel numaralı taşınmaz olduğu belirtilmiş; ihtilaf konusu taşınmazın A. oğlu S. ile bir ilgisinin bulunmadığı ifade edilmiştir. Karar düzeltme istemi, Dairenin 25/6/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 21/7/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Şevket Karataş [GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§ 20-